Mektepte ismim, şair aşağı, şair yukarı... Bir de <<Nihal>> isimli tek nüshalık bir dergi çıkarıyorum.
Bizden iki sınıf ileride olan Nazım Hikmet de aynı şekilde tek nüsha, el yazması bir derginin başında...
Bize rakip ...
O zamanki kafasıyla:
<< Ben de müridinim işte Mevlana!>>
Gibilerinden şiir yazıyor.
<<Beni Stalin yarattı!>> diyeceği günlere 30-35 yıl uzaktadır.
1) Eski nüshalar daha yeni olanlardan genelde daha güvenilirdir.
2) Katipler tarafından gözden geçirilmiş ve tashih edilmiş nüshalar daha üstündür.
3) Asıl mevcutsa bundan yazılmış herhangi bir nüsha tüm önemini kaybeder.
4) En nihayetinde tüm belgeler doğrudan Peygamber'den öğrenmiş olan sahabenin hafızalarıyla da karşılaştırılarak doğrulanıyordu.
-hissizlik anlatmayı hak eden bir duygudur.-
iki rengi vardı sonrasının - öncesinin
iki hali vardı.
savunmasız,kırılgan
bi’çare
kalakaldım
kudretimi söküp aldı içimden sanki
kabuğumu sıyıran,
sapımı da koparıp attı
ortadan yardı
ve çekirdeğine kadar içini boşalttı.
ben kaldım ortada.
sarı saçlı bir masum çocuk.
bir de beyaz lastikli mor bisikletim.
üç parçaydı.
kırmızı mıydım ?
yeşil mi ?
pek bilmiyorum.
enkazdı.herşey birbirine girmişti.
gittim geldim. yalnızdım değildim.
kaybettim.
ne olacağını da çok kestiremiyordum.
toz kaplıydı her taraf.
her yanda
birinin son
haykırışını duyuyordum.
"Cenab-ı Hak, insanı kâinata câmi' bir nüsha ve on sekiz bin âlemi hâvi şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve esma-i hüsnadan her birisinin tecelligâhı olan her bir âlemden bir örnek bir numune, insanın cevherinde vedia bırakmıştır.
Eğer insan maddî ve manevî her bir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi îfa ve şeriata imtisal ederse insanın cevherinde vedia bırakılan o örneklerin her birisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden o âleme bakar. Ve o âleme tecelli eden sıfatla, o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir âyine olur. O vakit insan ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur. Ve her iki âleme tecelli eden, insana da tecelli eder. İşte bu cihetle insan, sıfât-ı kemaliye-i İlahiyeye hem mazhar olur hem müzhir olur."
Eşya tanıktır çünkü. Siz gidersiniz o kalır. Biten biter o olduğu gibi devam eder. Sahaf eline düşen kitap bu yüzden farklıdır. Nadide nüsha olmasa bile onun daima bir hikayesi vardır.