Günümüz
"Batı insanının konfor arayışı da onun gündelik hayatının bazı zorunluluklarından kaynaklanmaktadır. Aslında görünen şaşaanın maskesi kaldırılırsa Batı insanının tam bir şaşkınlığı yaşadığı ve acınası bir durumda olduğu kolayca görülür. Bütün o elektronik zımbırtıların altında, bu insanın dramı yatmaktadır. Yalnızlaşan, yabancılaşan, meta haline dönüştürülen bu insanı "kendine yeter" hale getirme çabalarının ürünü olan bu elektronik buluşlar (videodan uzay araçlarına kadar tümü), bu insanı gitgide daha yalnız, daha yabancılaşmış bir ortama sokmaktan başka işe yaramıyor."
Bu vücudun mülkü elden çıkmadan
Devr-i eyyâm ol hisarı yıkmadan (günlerin akışı o kaleyi yıkmadan)
Suret-ü mâ’nâ (bedenle ruh) ikisi yar iken
İki âlemde elinde var iken
Hûbb-i dünyayı zamirinden gider (dünya sevgisini gönlünden çıkar)
Tâ alasın âlem-i candan haber
Nur-u zulmet (karanlık) ten yoğurmuşlar seni
Canını nur anla. Zulmet bu teni
Ten muradı ekl-ü şurb-u mal-u mülk
(Bedenin dileği, yemek içmek, mal ve mülktür)
Can temennası Cemâl-ı Zü’l-Celâl (Ruh ise Allah’ın cemalini görmeyi diler)
Lâcerem ednâ yeri edna sever (Alçak olan, şüphesiz alçak yeri sever)
Yani ten dünya ve can Mevlâ (Allah) sever
Ariyet (ödünç) gömlektir on günlük tenin
Besle canı âriyet nendir senin
Âlemin sen canı hem sultanısın
Hayiftir kim olasın mağlub-ı ten (Bedene yenilirsen yazık olur)
Mecmau’l-Bahreyn sensin aç gözün (İki denizi birleştiren sensin gözünü aç)
Cam-ı Cemsin hiçe sayma kendüzün
Ebû Hüreyre [radıyallahu anh] der ki:
Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu:
"Üç huy vardır ki onlar kimde olursa, her ne kadar oruç da tutsa namaz da kılsa, müslüman olduğunu sansa da o münafıktır. Bunlar şunlardır:
• Konuştuğunda yalan söyler.
• Söz verdiğinde sözünde durmaz.
• Emanet edildiğinde hıyanet eder."