Konuşacak Mehdi Geldi derleniş günü Derleniş toparlanış vakti Artık her gün her gece Bir kadir günü ve gecesi Kuı' an iniyor dağlardan tepelerden Yağmur onun yedeğinde Horozlar en keskin sesleriyle ötmede Koyunlar ışıldıyor yünlerinde Yeni ve keskin bir bilgelik keçilerde Doğudan batıya bir şimşek atlardan Heyamolalarla inip çıkan Bir eleğimsağma develerden Kadınlar örtünürler Meryem örtülerini Bacalar yeniden tüter Odunların en sertinin yanışından Bırakarak gökyüzünde bir ocak sisi Dağlarda bir başka coşkunluk çağlıyor Menekşede çiğde kekikte ses var
Şiir
uçurumun kenarında yıkık bir ülke -7
Türk ordusunun yenilgisinin önemli sebeplerinden biri de kötü bir ikmalle, son derece kıt iaşe durumudur. Alman emperyalizminin yarı sömürgesi durumuna geçmiş olan Türkiye'nin bağımlı ve kıt ekonomisinin, savaş yıllarının üstüne eklediği yükle son zamanlarda sağlam bir cephe tutması da imkânsız hale gelmişti. Ordunun iaşesi son derece kötüleşmişti. Savaşın daha ilk aylarında, depo edilmiş olan malzeme ve iaşe bitmeye başlamıştı. Tayınlar küçültülmüş, et son derece nadir verilmeye başlamıştı. Öyle aylar geçmiştir ki bu süre içinde askerler bir defa dahi olsun et yememişlerdir. Pirinç, fasulya vb. dahi seyrek pişirilir olmuştu. Tayınların besin gücü de düşürülmüştü. Tayınlar, genellikle mısır ve arpadan yapılmaktaydı. İzmir'deki Bulgar diplomatının 1.4.1917 tarihli bir raporunda belirtildiğine göre; tayınlara % 20 nisbetinde meşe palamutundan yapılmış un katılmaktaydı. 1917 sonlarında, Suriye cephesinde bulunan askerlerin günlük tayin miktarı 350 grama indirilmişti. Bunlara yiyecek olarak da sadece mercimek verilmekteydi. Atların günlük yem miktarı da 2,5 kiloya düşürülmüştü. 1917 Ocak ayında Irak'taki ordu da tayın günde 110 grama indirilmişti. Atlara verilen yem miktarı ise sadece 550 gramdı... Bu durum ordunun gücünü devamlı şekilde düşürmekteydi ve besinsizlik dolayısıyla hastalıklar ve salgınlar baş göstermeye başlamıştı. İzmir'deki Bulgar konsolosunun mayıs 1916, Haziran 1916 Ocak 1917 de Bulgaristan Dışişleri bakanına gönderdiği raporlardan anlaşıldığına göre İzmir, Bandırma ve Çanakkale'deki askeri birliklerde Kolera salgınları bulunmaktaydı. 1916nın 20 mayısı ile 2 haziranı arasında yalnız İzmir'de bin kolera olayı tespit edilmiş ve bunlardan 200ü ölümle sonuçlanmıştı. Binlerce asker de açlıktan ölmüştü. Sadece 6. Irak ordusunda 1917-1918 kışında 17.000 asker
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Türk Tarihi
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İzzettin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, ateşkese varıldıktan sonra, 30 Ocak 2025'te yaptığı açıklamada, 15 aylık çatışma döneminde askeri kanat lideri Muhammed Dayf’ın yanı sıra Kassam Tugayları Askeri Konsey Üyelerinde Mervan İsa, Gazi Ebu Tamah, Raid Sabit, Rafi Selame, Ahmet el-Gandur ve Eymen Nevfel’in de şehit düştüğünü duyurdu. Gazzeli kaynaklara göre Dayf, bu saldırıda değil, aylar sonra gerçekleşen bir başka saldırıda hayatını kaybetmiştir. Kassam Tugayları, kilit isimleri şehadetlerini olayın yaşandığı anda duyurmak yerine ateşkesin ilanını beklemiş ve toplu olarak açıklanmıştır. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 166 dipnot
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?
Rahatlık ya da hoşnutluk duyduğumu söyleyemem.tam tersine, beni eziyor bu. Ama amacıma ulaştım, öğrenmek istediğimi biliyorum artık; Ocak ayından beri başımdan geçenlerin tümünü anladım. Bulantı yakamı bırakmadı.O kadar çabuk bırakacağını da sanmıyorum.Ama onu, bir dert gibi duymuyorum artık. Bu geçici bir huysuzluk ya da bir hastalık değil; kendi öz varlığım..
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Alıntı
Dünya harbinde DÜŞMAN'ın amacı yurdumuzu bölmek parçalamak ele geçirmek sömürgeleştirmek değil miydi? Birinci Dünya Savaşı'nın son döneminde düşman savaştan sonra kurmak istediği düzeni herkesin anlayacağı şekilde açık seçik ilan etti. 5 Ocak 1918'de İngiltere Başbakanı Savaş Hedefleri deklarasyonunu yayınladı. Ondan üç gün sonra ABD Başkanı meşhur On Dört İlkesini açıkladı. Türkiye'ye dair ikisinin söylediği neredeyse kelimesi kelimesine aynıdır. A- Türkiye'nin nüfus çoğunluğu Türk olan kısmında sağlam, güçlü, güvenli (secure) bir devlet kurulmalıdır. B- Nüfusu Arap olan yerler Türkiye'den ayrılmalıdır ve bu yerlerin "serbestçe" gelişmesi için galip devletler gerekli idareyi kurmalıdır. C- Türkiye'nin kalkınması için gerekirse bir veya birkaç devlet yardımcı olmalıdır. D- Savaş esnasında Almanya'nın Türkiye'ye verdiği devasa krediler silinmelidir. E- İstanbul Türkiye'ye bırakılmalıdır. F- Boğazlar galip devletlerin kontrolünde uluslararası trafiğe açılmalıdır. Hepsi bu. Arzu eden bakıp okuyabilir, Wilson's Fourteen Points veya Lloyd-George's War Aims Declaration diye ararsanız her yerden bulunur. Sonra da bir zahmet Lozan Antlaşmasını okuyun, aradaki yedi farkı bulun. Ben şahsen bulamıyorum. Neden bu yolu seçtiler? Hep sanırdım ki Rusya'daki ihtilal yüzündendir; 1917'de Rusya'ya Bolşevikler iktidara geldi, ondan korktular. Rusların İstanbul'a çıkmasını, yahut Anadolu üzerinden Akdeniz'e sarkmasını en büyük tehlike olarak gördüler. O yüzden sağlam bir Türkiye istediler. Çokuluslu eski yapının yürümediği yüz seneden beri belliydi. Nereden tutsan elinde kalan o yamalı bohça yüzünden büyük devletler dört-beş kez birbiriyle savaşmanın eşiğine gelmişti. O yüzden yeni Türkiye'nin imparatorluk sevdasından vazgeçmesini şart koştular. Şimdi ta 1911 yılında İstanbul'daki
Sayfa 72 - Liber Plus Yayınları / Örtmenim bu konular kitapta yazmıyor... / 12 Nisan 2009
Tarih