Çok badireler atlattılar, iftira ve haksızlıklara maruz kaldılar.
Ordu mensubu, Çanakkale Savaşı komutanı babanın oğlu olan Sabahattin Ali, defalarca sürüldü, hapse atıldı. Pasaport verilmediği için yurtdışına kaçmaya çalışırken kafasına vurularak öldürüldüğü duyuruldu. Yakın çevresi Kırklareli’nde emniyet tarafından öldürüldüğünü, suçu üstlenen Ali Ertekin’in paravan olduğunu söylemişti. Ki katilin 4 yıl hüküm giymesine rağmen bir hafta sonra afla serbest kalması insanı şüpheye düşürmüyor değil.
Keza, Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak tanıdığınız önemli yazar ve şairlerimizden Rıfat Ilgaz’ın kitaplarının toplatılması, Stepne (yedek lastik) takma adıyla yazmak zorunda kalması, hapse atılması da aynı sebeplerden.
“Karikatürlerinin çokpartili demokratik nizamı zedelediği,” gerekçesiyle Mim (Mustafa) Uykusuz da defalarca tutuklandı, işsiz kaldı. 23 müstearla yani en fazla takma isimle karikatür yapan kişisi oldu.
Keza Aziz Nesin de edebiyatta bu rekora sahip. Askerlikten ayrılarak gazetecilik ve yazarlık yaptığı dönemde defalarca ödül aldı fakat defalarca da hapse girdi, işyeri yakıldı, yayınları toplatıldı.
Tahsin Saraç bir Kürt idi. Fakat Kürt olduğunu kati surette söylemiyordu. Kürt olduğunu inkar ediyordu. Kürt olmaktan utanıyordu. Ailemiz Orta Asya'dan geldi. Muş'a Horasan'dan geldik... diyordu.
Bu sömürge aydınlarında görülen en temel tavır ve davranışlardan biridir. Sömürge insanı kendini her zaman sömürgecinin yerine koyar. Bu okumuşlar için de böyledir. Sömürge aydını biliyor ki toplumda itibar kazanmanın, sömürgeci devletin aydın çevreleri arasında önemli bir yer elde etmenin yolu onlar gibi olmaktan, onların etnik kimliğine bürünmekten geçer. Çünkü eğitim sisteminin aşıladığı düşünce, geliştirmeye çalıştığı tavır ve davranış budur. Basın yayın çevreleri, üniversite çevreleri aynı tutumun ve davranışın gelişmesini istiyorlar. Kamu bürokrasisinde görev almak için zaten bu zorunlu. Öte yandan Kürt olmak zaten yasak. Kürtçe konuşmak, Kürtçe yazmak, Kürt haklarını savunmak ödül değil, yeni yeni dertler getiriyor. Kürt olmanın faturası büyük.
Dersimizi almıştık; neymiş, çalışırken haddinden fazla çabuk olmayacaksın. Ne bir ödül, hatta ne de kuru bir aferin alırsın (bu bile bize fazla fazla yeterdi).
…
Bu ders sayesinde, hiçbir bulaşık dağını aceleye getirmemeyi öğrendik.
Bu nasıl dünya, hikâyesini anlatmak zor. Hiçbir şey bizim değil, aldığımız nefesi bile geri veriyoruz. Bütün çırpınışlarımızın sonu Hakka varıyor ve asıl ödül ondan geliyor. Bunun idrakinde olmak, insan için cevher demek.