Kamil Bey, Sultan Abdülhamid'in önemli paşalarından Selim Paşa'nın oğludur. Galatasaray Sultanisine gitmiş, Avrupa'da tahsilini bitirmiş parası bol mirasyedidir. Batı kültürünü iyi bilir. Fransızca, İngilizce, İspanyolcayı ana dili gibi konuşur. Batı'yı karış karış gezmiş ancak Üsküdar'dan öteye Anadolu'yu zerrece bilmez. Üstelik ömrünün büyük kısmını yurtdışında geçirdiği için kendi insanına da epey yabancıdır. Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarından çıkmış gibi geliyor bana. Karikatürize. Ancak gerçek. İşte "Esir Şehrin İnsanları" romanı karikatürize Aydın Kamil Bey'in özelinde Osmanlı aydının ve insanının Milli Mücadele Döneminde geçirdiği değişimleri, dönüşümleri, sancıları anlatan bir roman.
Savaş başladığı zaman -1914 Ağustos başlarında- eşiyle İspanya'daydılar. Eşi Nermin Hanım dört aylık gebeydi. Nermin Hanım Taceddin Paşa'nın kızıydı. Taceddin Paşa kumara çok düşkündü. Bir gece cesedini konağın kapısına getirip bıraktılar. Alacaklılar konaklarını talan etti. Bu olay Nermin Hanımın olaylara bakışını tamamen değiştirdi. Hayatını güvende yaşamaya çalışıyor, en ufak belirsizliğe bile tahammül edemiyordu. Kamil Bey, savaş yolları kapadığı için İstanbul'a dönemedi, Madrid Büyükelçiliğinde çalışmaya başladı. Savaşın bitiminden 2 sene sonra artık Madrid'de barınmaya gücü yetmemeye başladığında İstanbul'a dönmeye karar verdi. İngiliz işgalindeki İstanbul'a. Kalacak yerleri yoktu, kalacak yer ayarlayacak paraları da yoktu(Kamil Bey'in kalan mirası da tükendi. İstanbul'daki köşkler ve İşhanlarının çoğu yanmış kalanlar da davalık). Nermin Hanım'ın halasının evine gittiler mecburen. Hala hanımın eşi, Enişte Bey Sultan Abdülhamid döneminde işleri iyiydi. İttihatçılar gelince onlarla arayı iyi tutup işlerini büyüttü. Şimdi işgal altında İngilizlerle iş yapıyor.