Fransa Fransız Devrimi sırasında "Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" adlı anayasasını yürürlüğe soktu. "Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" anayasanın esas ilkeleriydi. Ne yazık ki bu yeni haklar kadınlar için geçerli değildi. Yazar ve feminist Olympe de Gouges bunun üzerine çok öfkelendi ve 1791'de alternatif bir anayasa yazdı. "Kadının darağacına çıkma hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da vardır!" Ne yazık ki bu ünlü sözleri kendini doğrulayan bir kehanetti: Olympe devrimin liderlerine muhalefet ettiği için giyotine mahkum edildi ve idam edildi.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
1789 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde savunulan insan kavramına kadınlar dahil edilmemiştir. Bunun üzerine İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde üç yıl sonra 1791 yılında Olympe de Gouges tarafından bir "Kadın Hakları Bildirisi" yayınlanmıştır. "Kadın özgür doğar ve bütün haklardan erkeğe eşittir. Toplumsal alandaki farklılıkların gerekçesi yalnızca kamu yararı olabilir" maddesiyle başlayan ve kadının özgürleşmesinin, oy hakkının açıkça dile getirildiği bildiri; "Uyan ey Kadın! Usun alarm çanları tüm evrende yankılanıyor; haklarını bil! Doğanın heybetli krallığını artık ön yargılar, fanatizm, batıl inanç ve yalanlar kuşatmıyor. Hakikatin meşalesi bütün aptallık ve kibir bulutlarını dağıttı. Görünüşe göre ilahi bir el her yerde insanın miras payını, özgürlüğü dağıtıyor. Yozlaşarak keyfiliğe dönüşmesi halinde bu özgürlüğe set çekmek yalnızca yasanın hakkıdır fakat özgürlük herkes icin eşit olmalıdır," sözleriyle sona ediyordu.
Tarih
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Fransız Devrimi’nin sembolleri dişidir: mermerden ya da bronzdan kadınlar, kudretli çıplak memeler, frigya başlıkları, rüzgârda dalgalanan bayraklar. Ama Devrim, İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi’ni ilan etti; oysaki devrimci militan Olympia de Gouges, Kadın ve Kadın Vatandaş Hakları Bildirgesi’ni teklif etti. Hapse atıldı, Devrim Mahkemesi onu yargılayıp hakkında hüküm verdi ve giyotin kafasını kesti.
Hayata Dair
Gouges, Marie Olympe (1748-93), Fr. Kadın yazar. Fr. Devrimi sırasında çok aktifti, özelikle toplumsal sorunlarla ilgili çok sayıda bildiri ve bir dizi tiyatro oyunu kaleme aldı. İnsan haklarının kadınlar için de geçerli olması gerektiğini savunan az sayıda kişiden biriydi ve 1791'de "Kadın Hakları Beyannamesi"ni yayımladı. XVI. Louis'yi savunup Robespierre'i eleştirme cüretinde bulunduğu için 1793'te idam edildi. (Kaynakça: L. Lacour, "Les Origines du feminisme contemporain", 1900)
Sayfa 365·Kitabı okudu
Fransızların dillere destan "eşitlik" anlayışı
Peki, bu Fransızlar “eşitlik” (egalité) kavramını o meşhur devrimleriyle insanlığın gündemine sokan ulus değil miydi? Tam olarak değil. O sloganın tamamı (“Liberté, egalite, fraternite”) Türkçeye “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” diye çevriliyor, ama “kardeşlik” aslında kardeşlik değil “biraderlik”, erkek kardeşliği (kadınların kardeşliği “sororite”). Zaten bizim Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi diye bildiğimiz metin de aslında Déclaration universel de les droits de l’homme, yani Evrensel Erkek Hakları Beyannamesi. 1791’de Kadın ve [Kadın] Yurttaş Hakları Beyannamesi’ni (Déclaration de les droits de la femme et de la citoyenne) yayınlayan Olympe de Gouges ise tez elden giyotine yollanmış. Yani kısacası, hepimiz eşitiz de, bazılarımız daha eşit.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Olympe de Gouges ve Manon Roland
Fransız Devrimi'nin sembolleri dişidir: mermerden ya da bronz­dan kadınlar, kudretli çıplak memeler, Frigya başlıkları, rüzgarda dalgalanan bayraklar. Ama Devrim, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni ilan etti ve devrimci militan Olympe de Gouges, Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni teklif edince hapse atıldı, Devrim Mahkemesi onu yargılayıp hakkında hüküm verdi ve giyotin kafasını kesti. İdam sehpasının dibinde Olympe sordu: "Eğer biz kadınlar giyotin sehpasına çıkma kapasitesine sahip­sek, neden halka hitap edilen kürsülere çıkamıyoruz?" Çıkamıyorlardı. Konuşamıyorlardı, oy kullanamıyorlardı. Konvansiyon, yani Devrimci Parlamento, bütün politik kadın derneklerini kapatmış ve kadınların erkeklerle eşit biçimde tartış­malarını yasaklamıştı. Olympe de Gouges'un yoldaşları akıl hastanesine kapatıldılar. Ve onun infazının hemen ardından sıra Manon Roland'a geldi. Manon, İçişleri Bakanı'nın karısıydı, ama bu bile onu kurtarama­dı. Onu doğaya aykırı bir biçimde politik etkinliklerin içinde olma eği­limi gerekçesiyle mahkum ettiler. O, ev işlerini yapmak ve cesur evlatlar yetiştirmek için yaratılmış olan kadın doğasına ihanet et­miş ve burnunu erkeklere ait olan devlet işlerine sokarak ölümcül bir küstahlık sergilemişti. Ve giyotin bir kez daha indi.
Sayfa 134 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu