“…bir de bakacaklar bayrak direkleri devrilmiş, bayraktaki yıldızlar ve şeritler yırtık pırtık. Bir yere elli yıl uğramazsan böyle olur, her şey sen olmadan kendince devam eder…”
“Büyük bir hızla yol alıp hiçbir yere varmamanın nasıl mümkün olduğuna dair bolca kafa yormak var. Bu ona çok tuhaf geliyor…seninle birlikte dönüp duran aynı, eski düşüncelerle dönüp duruyor, hiçbir yere varmıyorsun.”
Yazar, kitabın girişinde “En açık, en rahatlatıcı hayat derslerinin çoğunu en kötü zamanlarımızda öğreniyor olmamız tuhaf bir çelişki”, diyor. Hayatında yaşadığı dibe vurma dönemlerinden edindiği tecrübelerle okuyucuya bir can simidi uzatarak böyle bir kitabı kaleme almış. Geçmiş, bugün, gelecek, umutlar, kaygılar, kabullenme gibi geniş bir yelpazede çeşitli fikirlerini ve alıntıları okuyucuya sunuyor. Bu eseri bir kitap olarak değil de bir ‘günlük’ olarak değerlendirmek daha doğru geliyor bana. Bu gözle okunduğunda, ara ara kitabın sayfalarını kurcalayıp, kriz anlarında insana destek olabilecek bir kitap.
Bazı klişe fikirler, çok kısa kanıksanmış cümleler kitaba karşı negatif hissettirse de genel anlamıyla fena bir kitap değil. Arada bunaldığımda açıp bazı yerleri tekrar okuyacağımı düşünüyorum.
Bunun dışında yazar beni daha önce duymadığım bazı felsefecilerle ve tarihte iz bırakmış Joy Harjo ve Nellie Bly gibi güçlü kadın karakterlerle tanıştırdı. Böylece bana bir şeyler katan bir kitap olduğunu söyleyebilirim.