Darbe ve tutuklanma
Akşama doğru saat 7'yi geçiyordu , özel kalemden, tanıdığım bir ziyaretçimin geldiği bildirildi. Kendisini kabul ettim. Tanıdığım kişi, bazı subay ve komutanların görüşme talebini getirdi. Sadece, beni mutlaka görmek istediklerini söyledi. Gelen ziyaretçimde başka hiçbir bilgi yoktu. Haberi getiren kişi, eve varış saatimi sordu, 19.30 yahut 20'de evde olabileceğimi söyledim. Benimle görüşmek isteyen subayları ve komutanları evime davet ettim. Haberi getiren kişi odamdan ayrıldı, ben de bir süre sonra hazırlığımı yapıp, parti genel merkezinden hareket ettim. Partiden çıkıp, arka yoldan, Konya yolu üzerinden evime gidiyordum. Henüz Or-An kavşağına gelmemiştim. Yol kenarında bir askeri cip duruyordu. Yanı başında bulunan subaylardan birisi bizim konvoyu fark etmiş ki işaret verip otomobilimizi durdurdu. Kendisini tanıyordum. Ankara Konya karayolunun Gölbaşı'na yakın bir bölgesinde bulunuyorduk. Normal şehirlerarası trafik akıyordu. O tarihte bu bölgede şimdiki gibi bir yapılaşma yoktu. Subaylar otomobilime doğru yaklaştılar, şoförüm ve korumam arabadan indi, onlar bindiler. Baktım, kolumdaki saat 20'yi gösteriyordu. İçlerinden biri aynen şunu söyledi: "Komutanım, Evren bu akşam ihtilal yapacak!" Türkeş 12 Eylül darbesini darbenin hemen öncesinde böyle öğrenmişti: Ordudaki kendisine yakın olan ve ona "Komutanım" diye hitap eden, "Yakın tanıyordum, kendileri bize gelirlerdi, arada bir görüşürdüm, kendilerine güveniyordum," dediği askerler aracılığıyla. Türkeş darbe haberini böyle aldığını söylese de İrfan Ülkü, Enver Altaylı'nın hayat hikayesini bizzat Altaylı'yla yaptığı mülakatlara dayalı olarak anlattığı kitabında, Ruzi Nazar'ın 1980 yılının Mart ayında Enver Altaylı'ya darbe haberini verdiğini söylemektedir. Altaylı ve Nazar, önce Bonn'daki Amerikan