Bu masal okuru alışıldık köy, orman ya da şatodan farklı bir sosyal çevreye götürür. "Güzel ve Çirkin" devrim öncesi Fransa'sında yeni gelişmekte olan burjuvazinin varlığını yansıtır. Bu sınıf, feodal dönemden çok farklı bir ahlaki, toplumsal ve finansal ekonominin içinde yaşar.
Tabanca eşkıyanın silahıdır; sahte mektuplara imzayı gırtlağa silah dayalıyken attırırlar; bir orman kenarında posta arabasını elde tabancayla durdururlar; iflas etmiş adamlar, beynini tabancayla uçurur... Tabancaymış!... İğrenç!... Ama kılıç öyle mi ya! Kılıç in- sana yoldaş olur, sırdaş olur, dost olur; ya şerefini korur ya intikamını alır
acı hatıralar yağar göklerden
zehirle yoğrulur gül geceleri.
zamanın düğümü kopar bir yerden
nereye koydunsa bul geceleri.
yıldızlar kalp elmas, ay sahte gümüş
çürümüş çürümüş, hepsi çürümüş…
bir hayal, bir kabul, bir uyku, bir düş
sev sevebilirsen gel geceleri
başı karlı yaylalara çıkarım
ardıç dallardan ateş yakarım
otuz yıl geriye döner bakarım
kuşatır çevremi çöl geceleri
toprak döşeğimdir, gökyüzü yorgan
yanar ta içimde dağ, bayır, orman
yeter! tahammülüm kalmadı ey can
al götür üstümden, al geceleri
bulut ol, engine ağ ikram eyle
yağmur ol, bağrıma yağ ikram eyle
gel bir gün güneş ol, doğ ikram eyle
sil gitsin ufkumdan, sil geceleri.
Ben zamanı gördüm ,
İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu ,
Bir mezar böyle kazılırdı ancak ,
Yıldırımsız ve baltasız ,
Bir orman böyle devrilirdi!
Ben zamanı gördüm,
Kaç bakışta bozdu hayalimi ,
Ve kaç düşüncede!
Ben zamanı gördüm ,
Şimşek gibi bir anın uçurumunda.
Herif oturduğu yerden Mitya'ya bakarak gülüyordu. Başka bir durumda Mitya belki köpürüp vururdu bu ahmağa, ama şimdi çocuk gibi halsizleşmişti. Usulca peykeye gitti, paltosunu aldı, ses çıkarmadan giydi ve odadan çıktı. Öbür bölmede orman bekçisini bulamadı; orada kimse yoktu. Cebinden bir elli kapiklik çıkarıp yatak, mum, hizmet parası olarak masaya bıraktı. Kulübeden çıkınca etrafında çepeçevre ormanı gördü. Gelişigüzel yürüdü; hatta kulübeden sağa mı, sola mı dönmek gerektiğini bile bilemiyordu, dün gece papazla gelirken yolu fark etmemişti. İçinde kimseye, hatta Samsonov'a karşı bile kin yoktu. Dar orman yolunda düşüncesiz, şaşkın, aklını yitirmiş gibi, nereye gittiğini umursamadan yürüyordu. Ruhça, vücutça öyle halsizleşmişti ki, karşısına bir çocuk çıksa yıkabilirdi onu... Ormandan güçbela çıkabildi. Hasattan sonra çıplanmış tarlalar önünde göz alabildiğine uzanıyordu. Mitya boyuna yürüyor, “Nereye baksan hep keder, hep ölüm!” diye tekrarlıyordu.