«Sonunda, kararlı bir sesle dedim ki: "Dan, Viet­nam halkı zafere ulaşacak - ne olursa olsun. Onlar yenildiler - ne olursa olsun!" "Evet," diye cevap verdi. Sonra, okulda öğrendiği İngilizceyle şu sözleri ekledi: "Sen de şimdi bir Viet­namlısm, Shinzo. Öyle değil mi, Shinzo?" "Vietnamlıyım!" Bunu öyle bağırarak söylemiş­tim ki, galiba bazı uyuyanlan uyandırdım. "Bütün namuslu dünya Vietnamlıdır bugün," diye tekrarla­dım. Bu söz doğrudur, Mlle. Japonya'da, bütün ülke­lerde, göğüslerinde birer yürek taşıyan herkes ken­disini Vietnamlı olarak görmektedir.»
Sayfa 132
Edebiyat
__Fesübhanallah__
Öyle şirin ve yüksek manzaraları gösterdi ki, ehl-i fikri mest ve hayran eder. "Fesübhanallah!" dedim; ne kadar az bir masrafla ne kadar çok ve büyük ve garib ve acib, âlî ve gâlî işler görülüyor.
Sayfa 40 - Söz Basım Yayın·Kitabı okuyor
Reklam
Nice depremler, yangınlar, kayıplar. Nice imtihanlar ve serin sular. Uykusuz geceler, uzun uzun ölümü bekleyişlerden Kur'an ile çıktım. Onunla yol buldum. Öyle karanlık öyle zor günler oldu ki. Delirmek mümkündü, delirmem beklendi. Delirmek, akla en uygun olandı. Bunu bana doktor söyledi. Delirmedim. Nasıl delirmeyebilirsiniz, anlamıyorum dedi doktor. Bunu gerçekten söyledi. Aslında bu şartlar altında akli melekelerinizi yitirmeye başlamanız en azından ağır bir depresyon geçirmeniz gerekirdi. Kur'an okuyorum, dedim. Orada her şeyin geçeceği yazıyor. Bu da geçecek, geçmezse de ölüp gideceğim, dert benimle gelmeyecek. Sonra sustu doktor, ben de sustum. Kur'an kavramlarını tam olarak o yıllarda yuttum. Vitamin, antibiyotik, kas gevşetici, dopamin. Hepsini içinde buldum.
Sayfa 117
Alıntı
Ceyhun Bey," dedim ağlamaklı bir tonla. Şaşkınca, “Ne oldu?" diye sordu. "Sesin neden öyle?" Dudaklarımdan bir hıçkırık kaçmasın diye kendimi zor tutuyordum. "Bu... Bu..." "Serce, ne oldu? Bir şey mi var, söylesene!” "Siz artık mantıklı düşünebiliyorsunuz,"
"Seni üzmek istemiyorum, Dee Dee," dedim. "Kadınlarla her zaman iyi değilimdir." "Seni sevdiğimi söyledim sana." "Yapma. Sevme." "Pekala," dedi, "sevmem seni, ama nerdeyse severim. Öyle olur mu?"
Kitap Alıntısı
Ben sanmıştım ki, kapıdan dönersin, hadi indin diyelim aşağı apartman kapısından dönersin, mahallenin köşesinden dönersin, gece çat kapı dönersin. Kapı sesi duyulmadı. Şaka yapıyorsun sandım, cenaze nefesi dinleyen insanların umu­duyla odaları dolandım. Belki saklanmışsındır, sen de beni bekliyorsundur kapının arkasında falan diye düşündüm, Mu-azzeeeez diye seslendim odalarda. Banyo dolabının içine bile baktım Muazzez. Mutfak masasının altına baktım, çiçeklerin arkasına, yatağın altına... Hiç şakadan anlamıyorsun Muaz­zez, ben seni terk etsem en fazla perdenin arkasına saklanır­dım ki, oraya da baktım. Dönüp tekrar koltuğun aynı yerine yığıldım. Saate baktım, gece olmuş. Yelkovan gitti, gitti, gitti, gitti diyordu bu kez. Biliyoruz, gitti dedim yelkovana. Oturduğum yerde bacaklarımı karnıma çekip yana yıkıldım.Sallana sallana uykuya dalmayı beklerken o geldi. Aklım çıktı Muazzez. Kızım depresyon öyle tak diye gelir mi? Geldi valla. Sen gittin o geldi Toplamış ne var ne yok yanına, bütün sıkıntıları, karın ağrılarını, bozuk kalp atışlarını, ten üşümesini, mide krampları­nı, sık sık tuvalete gidişleri, hiç yapamayışları, kesin bende bir hastalık var ama kimse bilmiyor vehimlerini, uykusuz ge­celeri, uykulu halleri, el titremelerini, kalkıp gidiverme hissi­ni, intihar etsem edebilir miyim acaba sorularını, iç çekişleri, dalıp dalıp gitmeleri, hepsini toplamış valizine gelmiş. Kay öteye deyip kıvrıldı yanıma. Sen de nereden çıktın diyeme­dim. Nasıl sana benziyordu depresyonum anlatamam Muaz­zez. Kokusu sen, bakışı sen, gülüşü sen... Duman olmuşsun da duman etmeye gelmişsin gibi uzandın yanıma.
Sayfa 186
Reklam
Reklam