Bölüm 1
Yeryüzüne indirildim... Oyun oynarken birden yağmur atıştırmaya başladı. Bir çardağın altına saklandık. Sanki yağmur yağarken susmamız yazısız bir kuralmış gibi bir anda kesildi sesimiz, sessizce izlemeye başladık ve yağmurun huzur veren sesini dinledik. Toprak çok güzel kokuyordu. O anımın hayatımın en güzel anlarından birini olduğunu bilsem yağmurun daha fazla yağmasını isterdim tabi ama bir an önce bitmesini bekledik oyunumuza devam etmek için. Böyle bir girişle romantik bir özlemci olduğumu düşünebilirsiniz. Bu arada özlemci şu an geldi aklıma. Bunu da ben eklemiş olayım Türkçe'mize. Yazarlarla zenginleşirmiş dil. Tabi o dili öğrenenler için bu kadar farklı anlamı anlamaya çalışmak zor olsa da. Hiç bir şey yapasım yok şu aralar ama arayış içindeyim. Ben kimim buraya gelmeden önce hayatımı nasıl planladım. Hangi yollardan geçmeliyim kendimi nasıl bulmalıyım. Buraya takılmış olabilirsiniz. 'Nereye gelmeden önce' buraya işte, Dünya'ya. Artık anlamış olmanız lazım, ya da hayır burada bu kadar keskin konuşup kendimi küçük düşürmek istemem. Benim anladığım kadarıyla diyelim. Anlamaya çalışmayın benim anladığım kadarıyla diyelim. Yazdım çizdim hayal ettim sazla sözden ibarettim arkamı dödüm emanet ettim anlayamadın ya. Nedense bu şarkı şarkı sözünü yazmak geldi içimden. Dur gitme adamın birinin aklına bir şeyler gelmiş yazmış bende okuyorum diye düşünme. Şu an tam olarak bir arayış içindeyiz. Sen artık gelecektesin ben geçmişte senin yazdıkalrını okuyorum aynı anda değiliz diye düşünme. Tam da aynı andayız. Zaman diye bir şey yok. Evet bunu deneyimledim onun için keskin bir şekilde yazıyorum. Çok zor olmuştu. İlk başlarda çok güzeldi 'bilmek' ne kadar yüzeysel olduğumu hatırlıyorum daha önce. Hatırlamak ve geçmişi hala şimdideki gibi yaşamak öyle güzel bir duyguydu
Duygu ve Düşünce
Öyle bir ders aldım ki karşıma doğru kişi gelsede yine inanmam... Bu hayatta kazanmak istiyorsanız sevmeyin seviyormuş gibi yapın çünkü sevmeyenler kazanıyor hep... Hadi eyvallah
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Irvine Yalom sözleri Artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum kendi gerçekliğimi kendim yaratmışım Hırsı yenmek için daha büyük bir hırs gerekir! Kişinin kendisine dışarıdan bakmasını öğrenmesi gerek. Hayat geçici. Her zaman, herkes için. Ölümü bedenlerimizde taşıyoruz. Ama bunu hissetmek, belli bir ölümü hissetmek çok daha farklı bir durum. Gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç fırtınalı hava ister. Yaratıcılık ve keşif de acıda saklıdır. Bazen kader bizi öyle durumlara düşürür ki, doğruyu yapmakla yanlış yapmış oluruz. Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir. Doğum günleri, hayatımızın geçip gitmekte olduğunu hatırlatan hazin işaretlerdir ve doğum günlerini kutlamaktan amaç hüznü inkar etmektir. Yalnızlık, hastalıkların üreyebileceği en uygun ortamdır. Birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum. Psikolojik gözlem, yaşam yükünü hafifletebilmenin en uygun yollarından biridir. Kendinizle gurur duymak istiyorsanız, gurur duyabileceğiniz şeyler yapın. Bizim kardeş beyinlerimiz vardır; yarım sözcükler, yarım cümlelerle, yalnızca hareketlerle birbirimize çok şey anlatabiliyorduk. İnsanlar vedalaşırken genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler.
1000Kitap
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
"Peki ya sen? Sen ne yapıyorsun Ecrin?" "Sizi ilgilendirmeyen meselelere burnunuzu sokmayın Vural Bey." "Beni ilgilendirmeyen mesele sen misin?" "Aynen öyle. Bana söylediğiniz gibi yapın ve hayatınıza odaklanın."..