Spoiler
9/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:17
Kitap tam anlamıyla beni içine çekti. Duygu ve düşüncelerin bu kadar güzel betimlenmesi ve detaylandırılması, olayları zihnimde canlandırmamda çok etkili oldu. Sayfaları büyük bir sabırsızlıkla ve "Acaba ne olacak?" merakıyla okudum. Yazarın anlatımı o kadar güçlüydü ki, gerçekten kadının zihnine girmiş gibi hissettim ve onu çok derinden anladım. Hikayenin mutlu bir vedayla biteceğini düşünüyordum. Özellikle tren kısmına geldiğimizde, o treni kaçırdığındaki üzüntüsü içime öyle bir işledi ki... Duygular olağanüstü bir gerçekçilikle aktarılmıştı. Ancak ardından adamı tekrar kumarhanede gördüğünde yaşadığı o büyük hayal kırıklığı resmen benim de canımı yaktı; duygular o kadar gerçek yansıtılmıştı ki hislerini birebir yaşadım. Bağımlılığın bir insanı nasıl ele geçirebildiğini ve minnetle bakan o aynı gözlerin nasıl bir anda öfkeyle bakabildiğini görmüş olduk. Kumarhanede kadını küçük düşürmesi beni onun adına çok üzdü. Ve tabii ki o kaçınılmaz son... Kendini vurduğunu öğrendiğimiz an, aynen kitaptaki kadın gibi ben de hiç üzülmedim. Çünkü bazı insanlar için ne yaparsanız yapın kurtarılmak istemezler ve sonları az çok tahmin edilebilirdir. Kitap bitti ama hâlâ o yoğun ve üzücü duyguların etkisi altındayım. Sanki bir yerlerde gerçekten öyle biri yaşamış da şu an onun adına üzülüyor gibiyim.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151,2bin okunma
İyi hissetmek isteyenlere… /800. İnceleme (3 kitap hediyeli!)
9/10
·192 syf.··
2026 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:05
Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Her ilişkiyi sürdürmek zorunda değilsin. Her yükü taşımak zorunda hiç değilsin. Şşş… Rahatla… Dünyanın bütün ağırlığını sırtlamana gerek yok! “Ben yapmazsam kimse yapmayacak,” “Ben olmazsam yürümeyecek,” diye her şeyin peşinde koşturmayı bırak! Yorgunsun biliyorum. Ruhun hayattan tiksinmiş durumda. Bir gün ölüp gittiğinde “yürümez,” dediğin her iş sensiz yürüyecek! Kırmaktan korkup, nazik yaklaştığın herkes seni yanlışlarınla anacak… Kendini tüketme bu kadar. Kimse seni anlamayacak. Aksine nasıl olsa taşıyabiliyor diye bütün yükleri senin sırtına yüklemeye başlayacaklar. “Sürekli yorgun hissediyorsan, sürekli içinde bir kasvet varsa, sürekli neşeli olamıyorsan belki de bunu kendi kişiliğine yüklemeden önce çevrene bakman gerekiyor. Çünkü bazen üzgün, yetersiz ya da yorgun değilsindir; sadece yanlış insanların etrafındasındır.” Biliyor musun, hoyratlık değil de incelik yakıyor canımı, diyor Şükrü Erbaş ve devam ediyor, “İncelik... sensin bütün zamanların açık yarası.” Cahit Zarifoğlu, “Bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim.” Oysa dünyada en çok ince insanlar kırılıyor. “Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya,” diyerek son sözü söylüyor Gülten Akın ve Dünya hassas kalpler için gerçek bir cehennem! derken ne kadar haklı Alman yazar Johann Wolfgang Von Goethe“Ne olacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun, bir şekilde yola devam edebileceğimi biliyorum.” Kişisel gelişim zırvalıklarına inanmıyorum! Samimiyetsiz, uydurma, çokça kalıp ifadeler kullanan, kâğıt israfı diyebileceğim çalışmalar birçoğu… Lakin Beyhan hoca başka! İçimizden biri gibi sanki… Kitabı okurken, seninle aynı yollardan geçtiğini, aynı hatalara düştüğünü görüyor ve okuduğun kitap hayatını değiştirmese bile yaralarına iyi geldiğini hissediyorsun. “Bana iyi
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202696 okunma
Dünyanın Gürültüsünde Ruhunu Korumak İsteyenlerin Baş Ucu Kitabı
9/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:48
Matt Haig’in Nevrotik Bir Gezegenden Notlar kitabını az önce bitirdim ve içimde kelimelerle tarif etmesi güç bir hafifleme var. Şunu çok net söyleyebilirim: Kitaba başlamadan önceki ben ile şu anki bitiren ben arasında gerçekten çok büyük bir fark var. Yaşadığımız çağ bizi sürekli daha hızlı olmaya, her şeye yetişmeye ve durmaksızın tüketmeye zorluyor. Bu kaosun içinde zihnimizin hastalanması, kaygılarımızın büyümesi o kadar normal ki... Yazar, tam da bu noktada kendi kırılganlıklarını ve deneyimlerini öyle samimi bir dille paylaşıyor ki, okurken yalnız olmadığınızı derinden hissediyorsunuz. Kitabı okurken elimden kalemi hiç düşürmedim; neredeyse her satırın altını çizmek istedim. Hızlıca okunup bitirilecek bir kurgu değil bu; her bölümünde durup düşünmek, sakinleşmek ve yavaşça sindirmek gerekiyor. İçsel bir disiplin kazanmak, zihni modern dünyanın toksikliğinden arındırmak isteyen herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken tam bir baş ucu kitabı. Kitabı çok beğendim çünkü bize unuttuğumuz en insani şeyi hatırlatıyor: Sadece 'olmak' ve nefes almak, her şeye yetişmeye çalışmaktan çok daha değerli. Gözüm kapalı tavsiyemdir, sakin bir zamanınızda ruhunuza bu iyiliği yapın.
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,725 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
8/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 113. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Abdulhadi Muradi kaleminden Pergelin İki Ucu kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 186 sayfalık bir kitap •Her gün binlerce düşünce geçiyor aklımızdan, binlerce hayal kuruyoruz. Peki, kaçını gerçeğe dönüştürmek için küçük de olsa bir adım atıyoruz? Bugün karşınıza, tam da bu sorunun ortasına bomba gibi düşen, okurken kendimi sürekli Ben bugüne kadar kime evet derken kendime hayır dedim? diye sorgularken bulduğum harika bir kitapla geldim. •Kitap tür olarak tam bir kişisel farkındalık ve içsel dönüşüm rehberi. Ama öyle klişelerden tamamen uzak. •Beni en çok vuran kısımlardan biri Pergel Teorisi oldu. Yazar diyor ki; insan hayatta bir pergel gibi olmalı. Bir ayağını kendi değerlerine, kalbine, yani merkezine sağlamca sabitleyeceksin ki, rüzgarda savrulan bir sonbahar yaprağı gibi oradan oraya sürüklenmeyesin. O sabit ayak orada durdukça, diğer uca ufukları, dünyaları, yeni yolları keşfetme özgürlüğü doğuyor işte. •Bir de o kaçışlarımızla yüzleşme anı var... Kaçtığımız ne varsa bir gün karşımıza çıkar, çünkü ruh yarım kalan hiçbir duyguyu unutmaz satırını okuduğumda durup uzun uzun düşündüm. •Kendinize bir iyilik yapın ve pergelin o sabit ayağını bulmak için bu yolculuğa bir şans verin. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Pergelin İki UcuAbdulhadi Muradi · Kam Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2018 106. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2018 00:00
Ajandam der ki, ilk kitap olan #birsonrakihayatımız 2017 yılında okuduğum 61.kitapmış ve aslında kendilerinden pek hoşlanmamışım. Hatta reenkarnasyona ilgi duyanlara tavsiye etmişim. Çünkü katakterlerimiz her y.y.da bir dünyayı kurtarmak için bir araya geliyorlarmış. Farklı şekillerde karşılaşıp birbirlerine aşık oluyor ve önemli olaylara imza atıyorlarmış. Bu kitapta ise karakterlerimizin kızı Clove, zaman makinesinden bahsedince dikkatimi çekmeyi başardı. Tek sorun, yolculuk sırasında çıkan radyasyona her hangi bir canlının dayanamaması. Küçücük bir sorun yani. Geri kalanında beynim yandığı için, sizinkileri de birazcık yakmaya karar verdim. Zamanda yolculuk yapabildiğizi düşünün. 1700'ler ya da 2300 ler gibi düşünün ama daha az değil. Bu tarihlere gitmekle kalmıyor, bilerek ya da bilmeyerek tarihi olayları değiştirebildiğinizi de düşünün. Geçmişten gününüze geldiğinizde evinizi, ailenizi, ülkenizi yerinde bulamayın, mesela işgal altında olun. Ya da gelecekten günümüze gelin, misal çocuğunuz 20 yaşındayken siz daha yeni doğum yapmış olun hatta geçmişe gidip öyle bir şey yapın ki günümüze geldiğinizde siz olmayın yavaş yavaş silikleşip yok olun ya da ne bilim önemli tarihleri değiştirmek için ailenizi sürekli geçmişe götürüp onlara rol verin. Daha olmadı siz bu günde kalın, gelecekten biri gelsin size 'sen çok ünlüsün tarih kitapları hep senden bahsediyor' desin. Böyle böyle sıradan şeyler işte. Yeterince yanmışsınızdır diye düşünüyorum, sizi sevdiğim için fazlasını anlatmıyorum :) Keyifli okumalarınız daim olsun...
Son BaşlangıçLauren James · Yabancı · 2018193 okunma