Eğer ki, bir hançeri alıp da yüreğimin başına saplasaydın bir damla kanım çıkmazdı. Ben öyle perişan, öyle perişan oldum ki...
Alıntı
Aslında masallarda kahramanın karşısına sihirli bir lamba, uçan bir halı, konuşan bir kedi, her neyse, tüm hikayeyi değiştiren bir mucize çıkar ya. Gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek mucize, iyi bir öğretmendir. 
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Bak şimdi Wendy, dünyaya gelen ilk bebek hayatında ilk defa güldüğünde, gülüşü binlerce parçaya ayrılmış ve her parça sağa sola dağılmış, işte periler de böyle çıkmış ortaya.” … “Ve bu nedenle,” diye devam etti Peter uslu uslu, “dünyaya gelen her kız ve oğlan çocuğu için bir peri olması gerekir.” “Olması gerekir derken? Yok mu yani?” “Hayır. Farkındasındır, günümüzde çocuklar çok şey biliyor, kısa süre sonra perilere inanmamaya başlıyorlar ve ne zaman bir çocuk ‘Ben perilere inanmam’ dese bir yerlerde bir peri düşer ölür.”
Alıntı
Başarı ve çalışma yolundaki ilk ve en önemli düşman tembelliktir. Bunun kaynağı, başkası değil bizzat kendimiz, kendi nefsimizdir Tembellik insanın karşısına çıkıp da mertçe savaşan bir düşman değildir, bilakis eski peri masallarındaki varlıklar gibi şekilden şekle girerek, bin bir hile kullanarak, sinsice çalışır. Tehlikesinın büyüklüğü de buradan doğmaktadır.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
İnsan ve Hayat
Bütün camları açtım. Serin hava bir an anlığına içimi tazeledi. Bir anlığına. Umut bu işte. Sadece bir an. Taze havanın yüzümüze çarptığı o kısacık an. Böyle yaşamaya devam ederiz ancak, beklenmedik anlarda yüzümüze taze bir havanın çarpmasıyla.
Sayfa 178
X. bölüm - Kirke’nin büyülü malikanesi
O sıra hizmetçiler düzene koyuyarlardı konağı, dört peri kızı vardı Kirke'nin evinde iş gören, Pınarlardan, ormanlardan doğmuşlardı bu periler, ya da denize akan kutsal ırmaklardan doğmuşlardı. Biri güzelim örtüler örtüyorlardı koltuklara, bu örtüler erguvandı ve ketenler seriliydi altında, öbürü gümüş sofralar kuruyordu koltukların önüne, altın sepetler koyuyordu üstüne sofraların, üçüncüsü bal gibi şarap taşıyordu sağrakta, şarap tatlıydı, sağrak gümüştü, taslar altın. Dördüncüsü su taşıdı, kızgın bir ateş yaktı kazanın altında, üç ayaklı büyük kazanda su başladı ısınmaya.
Sayfa 176 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu