Kaç,küçük Kuğu.Kanat çırpışın naif ama boşuna…Ben seni çoktan cam bir kürenin içine hapsettim.Salladıkça kar yağıyor üstüne ve sen,o kürenin içindeki donmuş rüyasın.Kaçışın bile bana ait.Korkun,nefesin,titreyen ellerin.Hatta çaresizce dua ederkenki sesin bile…Hepsi benim koleksiyonumda,birer tılsım gibi saklı olacak.Bir peri masalı bu,evet. Sonu mutlu bitmeyecek.Bir varmış,bir yokmuşla biten her masalın bir laneti vardır.Senin lanetin benim.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Nice nice efsaneler vardır ki, kaynaklarının Ana­dolu'da bulunduğunu kimse bilmez. Bu masallara sahne olan yerler efsane kitaplarında bütün renk ve çizgi özellikleri ile anlatılmıştır, masalı okurken onları gözümüzle görür gibi oluruz. Ama hayal gö­züyle gördüğümüz bu manzaraları gerçek dünya­mızda aramaya pek koyulmayız. Oysa, masal, için­de doğduğu dekora ne kadar bağlı ise, dekor da kaynak olduğu masalın anılması, anlatılması ile canlanır ve asıl kişiliğini ondan alır. Salmakis efsanesi için de bu böyledir. İlkçağdan bu yana birçok sanatçının şiirine, resmine, heykeli­ne konu olan bu masalı bugünkü çerçevesine yer­leştirdiniz mi, masal gerçeğin verdiği anlamla de­rinlik kazanır, masala sahne olan yer de zamanın akışı içinde sanki duralar, ölümsüzleşir. Bodrum'un hemen yanında, deniz kıyısında, bir zamanlar «Salmakis» denilen, bugün «Bardakçı» diye anılan bir tatlı su kaynağı vardır. İçecekleri suyun az kireçli olmasına önem veren Bodrumlular sula­rını ya denizden kayıkla, ya karadan eşekle bu Bardakçı kaynağından getirirler. Su, kıyının iki adım ötesindeki bir kayadan denize akar. Bardakçı iki üçyüz metre genişliğinde bir kumsaldır, karadan yana kayalı, uçurumlu bir dağ amfitiyatrosuyla çev­rilidir. Bardakçı'da gökten düşme bir cennet parçası gibi küçücük, berrak bir göl varmış. Mersin ve yaba­ni sakız ağaçları bu göle yeşil bir çelenk olurlarmış. Bu güzel gölde Salmakis adlı bir su perisi yaşarmış. Salmakis, tanrıça Artemis'in buyruğunda bir dağ ve­ ya orman perisi olmadığından, avcılık etmez, yani zavallı hayvancıkları öldürmezdi; onun için de elin­de ok ve yay taşımazdı. İşi gücü gölün yemyeşil su­larında çırpınıp yıkanmak, çırılçıplak cümbüş et­mekti. Uzun saçlarını göl kıyısında biten mersin ağacından yaptığı taraklarla tarardı. Saçlarını tarar­ken küçücük
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Simon, "Bunu yapmazsak, hepsi ölüp gidecek," diye ısrar etti. "Grifon kan kaybediyor." "Grifonu da mı istiyorsun?" diye sordu Jared. Kafesteki kedileri anlıyordu ama, kartal başlı bir aslan olacak şey miydi? Mallory, "O şeye nasıl yardımcı olabiliriz?" diye üsteledi. "Cin ve peri veterineri değiliz ki!"
Sayfa 89 - Doğan Egmont Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
...ama kendimi suçlamıyorum.Hayatta tuzakların nereden çıkacağını bilemezsin sonuçta, değil mi.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Ayy bende böyle ninni serzenişi istiyorum!
Kağıttan bir ağacın altında minik, hüzünlü bir peri buldum. Bir gece rüzgârla savrulan, minik, hüzünlü bir peri tanıdım.
:D
...Yüzünün güzelliğini tarife hiç girişmeyeyim ... Kakanoz mu kakanoz! Yaradana kurban olayım ...O beygir kuskunu kaşları, o kedi kuyruğu saçları ne ben yazayım, ne siz okuyunuz. Fakat Eda kendini peri yüzlü zanneder. Bazen aynada bir kendine bir de kocasına bakarak: - Ah ben sana düşecek karı mıydım? diye hayıflanır da kocası Şaban'dan: - Hakikat sen dipsiz bostan kuyularına düşecek bir karıymışsın ama nasılsa bana düşmüşsün ... Cevabını alınca "Haydi oradan tahtakumsu kokulu herif" diyerek tutturulan kavga çoğu zaman yirmi dört saat devam eder. Eda kocası hakkında böyle aşağılayıcı tabirler kullanır, ama sırası gelince herifi dişi hayvanlardan bile kıskanır.
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat