"Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?"
- Şems-i Tebrizî
Büyük Fransız romancı Emile Zola, 1840’da Paris’te doğuyor. Uzun yıllar boyunca çeşitli dergilere öykü ve makaleler yazmasının ardından bir süre de serbest gazetecilik yaparak geçimini sağlıyor. Büyük romanlarını yazmadan önce otobiyografik bir roman olarak çıkardığı "Claud’un İtirafları"yla dikkatleri üzerine çeken Zola, edebiyatta doğalcılık akımı üzerine yazan yazarlar arasında sayılıyor. Bir diğer önemli Fransız romancı Honore de Balzac’ın “İnsanlık Komedyası” adını verdiği dizisinden etkilenen Emile Zola da buna benzer bir temada çeşitli romanlar kaleme alıyor. Bunların arasında en çok sevilenleri Germinal, Nana ve Meyhane oluyor.
Zola ayrıca bir dönem yıllarca Fransa’nın gündemini meşgul eden ve “Dreyfus Olayı” olarak bilinen olayda da başrol oynuyor ve ülkedeki aydınların bu konudaki lideri oluyor. Cesur ve sert bir dille kaleme aldığı açık mektubu “Suçluyorum”, dönemin iktidarının üzerine bir balyoz gibi iniyor adeta. Ses çıkarmaya korkan herkesin sesi olan ve sonu gelmez tartışmaların odağına kendisini oturtan Zola, bu mektubunun ardından yargılanıyor.
Dreyfus’a yapılan haksızlığı en üst perdeden kamuoyuna duyuran Zola’nın bu tavrı, günümüz dünyasında hâlâ eşi benzeri görülmemiş bir tepki olarak anılıyor. Hem edebiyatçı hem de gazeteci kimliğiyle korkusuzca yazdığı bu mektuptan tam 12 yıl sonra Alfred Dreyfus, casusluk davasından aklanıyor. Bu toplumsal olay, Fransa’da, din ve devlet ilişkilerinde yeni kararlar alınmasını sağlayarak siyasi arenada da büyük çalkantılara sebep oluyor.
Romanları daha fazla ön planda olan yazarlardan olan Zola’nın çeşitli temalarda yazdığı birçok öyküsü de bulunuyor. O öykülerden “ölüm” konulu 5 tanesini “Nasıl Ölünür” isimli bu kitabında