"İstikbål İslâmındır"; bana sipariş edilen eser... İstikbâl: Âtî, gelecek zaman. Karşılayış, gelen bir kimseyi karşılama... İstikfâl: Kefil olma, kefilliği kabul etme... Atî: Gelecek zaman. Vâki olan. Sonra. Aşağıda. Önde... Âtî-Atîye: İnatçı. İsyan eden, kafa tutan. Asî, sert başlı, serkeş... Atiy: Haddi tecavüz etme, taşma. Çok ihtiyar olma, pîr, Kibirlenme... Atiye: Azgın. Büküp büküp atan... Atiyen: Aşağıda. Gelecekte... Atiyye: Hediye. Bahşiş. Lütûf ve ihsan... Atiyyât: Hediyeler, ihsanlar. Büyük bir kimsenin bahşişleri.
Ât: Arapça'da cem' (arttıran) edatıdır, kelimelerin sonuna gelerek çoğul yapar... Atâ: Önceden gelen. Aynı soyun büyüğü. Baba veya ecdaddan olan büyük... Atâ: Verdi, veren. Geldi, gelen... Atâ: Verme. Bağışlama. Bahşiş. Lütuf. İhsan... Hedâya: Hediyeler... Hedî: Mürşid. Boyun.
Ferdâ: Yarın. Bugünden sonraki gün. Bir olarak. Tek olarak... Ferd: Tek, bir, yekta. Eşi, benzeri olmayan... Ferîd: Benzeri pek nadir bulu-nan. Benzeri bulunmayan, yektâ. Doğrudan doğruya Kur'ân'dan ders alıp veren kuvve-i kudsiye sahibi olan Evliyâullah. Yalnız ve münferid. Zamanında eşine rastlanmayan. Akrân ve emsâli yok. Dizilmiş inci. Bir tâne, nefis ve seçilmiş kıy. metli cevher. Kendi reyi ile hareket eden mağrur kimse... Ferîd: Katılaşmış şey, donmuş nesne. Avcı kuş... Perdâ: Yarın... Perd: Kıvrım, büklüm, kat... Peride: Uçmuş. Solmuş... Pervâz: Kanat açmak, uçmak. Uçan, uçucu. Nur. Karargâh. Saçmak. Hücre. Saçak. Ayna. Dolap. İnce, uzun tahta. Uçan, uçucu gibi mânâlara gelerek birleşik kelimeler yapılır.
Âmed: Gelmek, geliş, vürûd eyleme... Amed: Sütunlar. Bir şeye devam üzere olma. Mülâzemet etmek... Amedî: Geliş... Amid: Çok hasta. Aşk hastası. Başlıca nokta. Önder, şef, komutan. Rehber. Haraç alan kimse... A'mîde: Temeller. Sütûnlar. Büyük kimseler.