ŞEYTANIN HİLE VE TUZAKLARININ EN BÜYÜKLERİNDEN BİRİ DE PUTÇULUK VE KABİR FİTNESİDİR
Bu öyle bir fitnedir ki, Allah'ın kendileri hakkında hidayet dileyip merhamet buyurduğu kullarından başkaları bundan salim kalamazlar. Şeytanın bu husustaki fitnesi o kadar büyük olmuştur ki, zamanla kabirlere ve kabirdekilere tapılır hale gelinmiştir. Önce kabirdekilerin suret ve resimleri yapılmış, sonra bu suretler gölgesi olan cisimler, put ve heykeller haline getirilmiş, daha sonra da bunlara, Allah'a ibadet eder gibi ibadet edip tapılmıştır. Bu büyük fitne ve hastalığın başlangıcı, ilk defa Nuh'un (a.s.) kavminde görülmüştür.
İnançsızlık, hepsini, Batı toplumunun canIı kurbanları olarak buralara bırakmıştır. Çeşitli kara siyasa sarasına tutulmuş eylemciler de bunların arasındadır. Putçuluk, inanca giden yolları tıkamıştır.
Kabul edelim ki, bütün öznelliğiyle bilince beyindeki süreçler sebep olmaktadır ve bilinç durumlarının kendileri de bizatihi beynin yüksek seviyede özellikleridir. Bir kez bu iki önermeyi kabul ettikten sonra, ortada hiçbir metafizik zihin-beden problemi kalmaz.
Geleneksel problem, ancak bu problemin birbirlerini karşılıklı olarak dışlayan zihinsel-fiziksel, zihin-madde, ruh-ten kategorilerini içeren terminolojisini kabul ettiğinizde doğar. Elbette bilinç yine biyolojik görüngüler arasında özel bir görüngüdür. Bilinç bir birinci şahıs ontolojisine sahiptir ve bu yüzden de ne bir üçüncü şahıs ontolojisine sahip bir görüngüye indirgenebilir ne de bu görüngünün lehine bir kenara bırakılabilir. Fakat bu söylediğimiz, sadece doğanın nasıl işlediğine dair bir olgudur. Beyindeki belirli süreçlerin bilinç durumlarına ve bilinçli süreçlere sebep olduğu nörobiyolojik bir gerçektir.
Benim ısrarla üzerinde durmakta olduğum şey, olguları, bu olgularla geleneksel olaralc bir arada bulunan metafiziksel eklentileri kabul etmeksizin, doğru kabul etmemiz gerektiğidir.
Allah'tan başka ilah yoktur , işte iman ikrarının ilk bölümü budur. Bunu söylemek demek , sadece bütün çok tanrıcılık ve putçuluk şekillerini bertaraf etmek demek değil , aynı zamanda bu köklü aşkınlık (müteâlilik) ifadesiyle her türlü iktidarı , her türlü sahipliliği ve her türlü bilgiyi de izafileştirmek demekti.