Devlet dairesine girer girmez onun mutlu hayatı artık bitmişti. Çünkü içerideki kalem efendileri, cahiliye devri boyunca Kabe'de bekleyen putlar kadar kımıltısız ve kayıtsızdılar.
"İnsanların tapındıkları suretler, putlar değil, bunların temsil ettiği manalar.Asıl olan, gözle görünmeyen putlar. İnsanların ekseriyeti bu görünmez putlara kulluk eder, asri zamanlarda putlar da suret değiştirdi"
Bizler, Tanrı'nın gücü yüreklerimizde olduğu halde; paranın, egemenliğin, silahın, kamuoyunun, basın yayının ve bilimin gücü karşısında eğilip saygınlığı her topluluk için değil de yalnızca bir topluluk için istediğimiz zaman ne kadar da bilgisiz davranırız.
Bakınız işte, evrenimiz yıkılmış ve enkazı da neredeyse bizi eziyor.
Öyleyse kelimeden başka malzemesi olmayan biz edebiyatçıların; kelimeyi doğruluk ve sevgi yüklü, politikaların ve ırkçılıkların bayağılıklarından uzak, yığınların deliliklerine karşı duyarsız, insana olan inancımızla enerji yüklenmiş, korku, şüphe ve tereddütten arınmış bir şekilde salıvermesi gerekir.
Yaşam doğruların doğruluğu, sevenlerin sevgisi ve inanmışların inancıdır çünkü.