Bir adam kendi gücünü ve bilgisini, kendisi herkese söyleyerek gereksiz, yersiz, münasebetsiz sözler ve eylemlerle tanıtmaya çalışmamalıdır. İnsanlar onu tanıyıp takdir etmelidir
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Bir adam kendi gücünü ve bilgisini, kendisi herkese söyleyerek gereksiz,yersiz,münasebetsiz sözler ve eylemlerle tanıtmaya çalışmamalıdır. İnsanlar onu tanıyıp takdir etmelidir.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bağımsızlık savaşında kendisiyle beraber olan eski silah arkadaşları, Rauf, Refet ve Kâzım Karabekir, hilåfetin kaldırılmasına karşı cephe almışlar, gerçekte onun bütün devlet iktidarını kendi tekeline almasına karşı çıkmışlardır. O zamana kadar, Mustafa Kemal başta olmak üzere bu paşalar, kolektif bir liderlikle bağımsızlık savaşını yürütmüşlerdi. Mustafa Kemal ise, Kurtuluş Savaşı'ndaki olağanüstü başarısından sonra, çağdaş Türkiye'yi yaratmak için, saltanat ve hilâfetten sonra meclisteki bu muhalefetin de bertaraf edilmesi gerektiğini hissediyordu.
Alıntı
O zaman Refet Paşa susar, acı acı güler: - Bu milletin her şeyi yıkılmış, bir İstiklal Harbi ayakta, hatıraları mı yazayım da, onu da ben mi yıkayım? derdi. Günahı boynuna, verdiği cevap bu idi. Asıl sebep ne idi, bunu bilemiyoruz. Velhasıl, hatıratını yazmadan Refet Paşa da göçüp gitti.
Sayfa 12 - Timaş·Kitabı okuyor
Tarih
1925 yılının 13 Şubat’ında Doğu’da Şeyh Said ayaklanması patladı. Bundan 12 gün sonra Başvekil Fethi Bey, ana muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’ne Şükrü Kaya Bey’i yollayarak partiyi kapatmalarını, yoksa kan döküleceğini bildirdiyse de; 6 gün sonra yerini İsmet Paşa’ya bırakarak çekilmek zorunda kaldı. Hemen “Takrir-i Sükun” adlı bir kanun çıkarılıp gazetelerin kapatılmasına girişildi. Biri başkaldırma mıntıkasında olmak üzere iki İstiklal Mahkemesi kuruldu. Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin İstanbul şubeleri basıldı, Şeyh Said isyanı 62 gün sürerek 15 Nisan 1925’te bastırılmıştı. Bundan bir buçuk ay sonra, muhalif partinin basılan şubelerinin kapatılmasına Ankara İstiklal Mahkemesi karar verdi, bu karar Vekiller Heyeti’nce onaylandı Büyük gazetelerin başyazarları bu arada Elaziz’deki İstiklal Mahkemesi’ne gönderilmiş, gazeteleri geçici olarak kapatılmıştı. Ötekiler vartayı bu kadarla atlattılar ama Hüseyin Cahit beş yıl sürgün cezasına çarptırılıp Çorum’a gönderildi. Daha sonra, iktidar gazetelerinin “Büyük İnkılaplar” adını taktıkları değişmeler sökün etti. Kastamonu’ya giden Gazi Paşa, “buna şapka derler”, diyerek kafasına hasır şapkayı geçirdi. Yedi gün sonra “Memurlar şapka giyecek”, emri çıktı. Bir ay sonra İstanbul’un ikinci seçmenleri, o zamana kadar “Vatan kurtaran aslan” olarak tanıtılan Kazım Karabekir, Refet Paşalarla eski başvekillerden Hamidiye kahramanı Rauf ve eski vekillerden Adnan Beylerin mebusluktan çekilmelerini isteyen bir bildiri yayınladılar. Tam bir ay sonra, 30 Kasım 1925’te tekkelerle zaviyelerin kapatılması kararı çıktı. Aynı yılın Noel yortusuna rastlayan 26 Aralık’ta eski tarihin yerine İsa’nın doğumuyla başlayan Frenk tarihi kabul edildi. Bundan sonra kısa aralıklarla İsviçre Medeni Kanunu, İtalyan Ceza Kanunu
Mustafa Kemal, ülkenin egemenliğini sağlamak için cumhuriyetin kurulmasının gerekli olduğunu ama ulus bunu kabul etmeye hazır olana dek hedefini gizli tutmak zorunda kaldığını ve çeşitli aşamalarla uygulamaya koyduğunu söylemiştir. "Millî Mücadele'ye beraber başlayan yolculardan bazıları milli hayatın bugünkü cumhuriyet kanunlarına kadar uzanan gelişmelerinde kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir. "Bu sözler ve bundan sonra aktarılan bazı olaylar, Mustafa Kemal'e muhalif olanlara karşı son derece sert bir ifadeye sahiptir. Onun ölümünden sonra, kendi anılarını yayınlayan muhalifler genelde saygılarını belirtmişler ve bazı iddialarını reddetmişlerdir. Mustafa Kemal'e liderlik yarışında rakip olabilecek tek milliyetçi komutan olan Kâzım Karabekir, kendi anılarının özetini henüz Gazi ölmeden yayınlamak istemiş ama yayınevi basılmış ve kitaplar yakılmıştı. Bir kopyası ise Mustafa Kemal'e verilmiş ve o da sayfa kenarlarına bazen 'çocukça!' ya da şantaj!' gibi öfkeyle bazen de soğukkanlılıkla ‘tetkik edilecek' notlarını almıştır.** Karabekir, anılarının özetini 1951 yılında yayınladı ve 1960'da son derece ayrıntılı, kalın bir kitap daha çıkarttı. Yayıncı mahkemeye verilince, 1969 yılında beraat edene dek Karabekir'in anıları halka ulaşamadı. Refet (Bele) ise kısa ve kesin konuştu.
Sayfa 531 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih