Tanrıcılıkla putatapıcılığın karşılaştırılmasından, daha başka bir takım gözlemlere de varabiliriz; bunlar, ayrıca, "en iyi şeylerin bozulması en kötülere yol açar" diyen beylik gözlemi de doğrularlar.
Tanrısal varlığın insanlardan sonsuz derecede üstün olduğunun tasarlandığı yerlerde, bu inanç tümüyle haklı olmakla birlikte, boşinançlı tutkularla birleştiği zaman, insan zihnini en aşağılık boyun eğme ve zilletlere uğratma ve nefse eza, nedamet, alçakgönüllülük ve edilgin acı çekme gibi keşiş erdemlerini, tanrının indinde makbul yegane nitelikler diye göstermek eğiliminde olur. Oysa, tanrıların insanlardan yalnızca biraz üstün olduklarının ve birçok tanrının insanlar arasından sivrilmiş bulunduklarının düşünüldüğü yerlerde, onlara seslenişimizde daha rahat olur, hatta dinsizliğe düşmeden, bazen onlarla yarışmaya, onlara öykünmeye kalkışabiliriz. Buradan da, etkinlik, canlılık, cesaret, gönül yüceliği, özgürlük sevgisi ve bir halkı büyüten bütün erdemler çıkar.
Paganlıktaki kahramanlar, tamı tamına Katoliklikteki ermişlere ve Müslümanlıktaki kutsal dervişlere [velilere] karşılıktır. Herakles'in, Theseus'un, Hektor'un, Romulus'un yerini, şimdi Dominicus, Franciscus, Anthonius, Benedictus almıştır. İnsanlar arasında göksel onurlar kazanmanın yolları, artık ejderhaları öldürme, zalimlere boyun eğdirme, vatanımızı koruma yerine, kendini kırbaçlama ve oruç tutma, korkaklık ve alçakgönüllülük, miskince boyun eğme ve kölece söz dinleme olmuştur.