Roma...
------- Birkaç kuşak sonra, bir prenses savaş tanrısı Mars tarafından tecavüze uğramış ve bu olayın ardından ikiz bebekler dünyaya getirmişti. Bu prenses aynı zamanda bekaret yemini etmiş bir Vesta rahibesiydi. Tecavüz de, bu bekaret yemininin ihlali sayılıyordu ve bu yüzden prensesin oğulları Romulus ve Remus öldürülmeliydi. Prenses, ikizleri bir kurda yedirmeye çalıştı, ancak kurt onları yemedi, aksine onları besleyip büyüttü. Büyüdüklerinde, tanrı kanı taşıyan bu çocuklar kendi şehirlerini kurmaya karar verdiler. Kuracakları şehir için hangi tepenin en iyi yer olduğuna dair bir tartışma yaşadılar ve bu tartışma sırasında Romulus, Remus'u öldürdü. Romulus'un kenti kuruldu ve kente Roma adı verildi. -------
Sayfa 21 - Pinhan Yayınları·Kitabı okudu
4 Eylül 476'yı Roma İmparatorluğu'nun "düşüşü" olarak işaretler. Aslında bu, uygunsuz bir şekilde Romulus Augustus olarak adlandırılan Batı Roma imparatorlarının sonuncusunun bir Germen generali tarafından tahttan indirildiği tarihtir. Ancak bu -en iyi ihtimalle- şaibelidir. Eğitim sistemimizdeki gizemli boşluklardan bir diğerinde, İtalya'daki olaylara dayanarak Roma İmparatorluğu'nun "çöküşü"nden bahsedenler, merkezi Konstantinopolis olan Roma İmparatorluğu'nun diğer yarısının barbar istilalarından neredeyse hiç etkilenmediğini görmezden geliyor. Hatta kendilerini Romalı sayan ve Yunanca konuşan insanlar, 1453'te Türklerin fethine kadar, o şehirde hüküm sürmeye devam etti.
Sayfa 81 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir keresinde, sevgi/korku kutuplaşması üzerine konuşurken, “sevgi” sözcüğünün gerçek anlamını, Latince karşılığı olan a-mors yani “ölümün olmaması” ya da “ölümsüzlük” etimolojisinde bulabileceğimizi açıklamıştı. Aslına bakılırsa, ölümsüz şehir Roma’nın adı da “amor” sözcüğünün tersten yazılmış biçimiydi ve bu bir rastlantı değildi. Roma’ya, kurucusunun ona verdiği adın içine mühürlenerek “ölümsüz” yazgısı kazınmıştı. Çok yakın geçmişte, kesintisiz varlığını sürdüren ve tam 2800. yılını kutlayan Roma’yı anmamın nedeni, uzun ömürlü bir kuruluşun, kurucusunu ve onun ölümsüz bir varlık olma niteliğini göz önünde bulundurmadan açıklanamayacağına bir örnek oluşturmaktı (Roma’nın kurucusu Romulus, tanrı Quirinus olarak tanrılaştırılıp tapınılmıştır).
Alıntı
Yalanları Kutsallaştırma (Uzun ama öğretici)
Yıldırım çarpan ya da senatörlerce öldürülen Romulus, Romalılar arasında gözden kaybolur. Bu söylenti halk ve asker arasında yayılır. Devlet ileri gelenleri birbirine düşerler. Doğmakta olan Roma, içerden bölünmüş, dışardan düşmanlarla çevrili, uçurumun kenarındadır. O zaman Proculeius adında biri yiğitçe ortaya atılır ve şöyle der: “Romalılar, acındığınız kral ölmemiştir; göklere çıkmıştır, şimdi Jupiter’in sağında oturmaktadır. Var git dedi bana, yurttaşlarımı yatıştır; onlara bildir ki Romulus tanrılar arasındadır, onları koruyacaktır. Bilsinler ki düşmanlarının gücü hiçbir zaman onlardan üstün olmayacaktır. Bir gün gelecek Romalılar dünyanın efendisi olacaklardır; onların alın yazısı budur. Elverir ki bu tanrısal haberi en ileri kuşaklara kadar ulaştırsınlar.” Ortada bu düzmeciliğe elverişli bir hava da vardır. Zaten o sırada Roma’da işlerin ne durumda olduğu incelenecek olursa görülür ki Proculeius kafalı bir adamdır ve zamanını seçmesini çok iyi bilmiştir. İnsanların kafasına yurdunun geleceği için faydalı bir hoş inan yerleştirmiştir. Bu zatın ve uydurmacasının ne ölçüde güven uyandırdığı ve Romulus’un ölümünden duyulan pişmanlığı ne derece yatıştırdığı bilinemez. Bu efsane, onun ölümsüzlüğüne inanıldığı andan itibaren kahramanın saygınlığı ve zamanın tehlikeli durumu dolayısıyla daha da yaygın hâle geldi. Sonra bu ve buna benzer örnekler birçok kişiyi daha hayatta iken tanrı Romulus kadar şerefe ve Tanrı’nın oğlu katına yükseltti. Yani halk bu görüntüye inanır, senatörler inanmış görünürler ve böylece Romulus’a sunaklar hazırlanır. Ama olaylar burada durmaz: en kısa zamanda yaygın bir inanç doğar; Romulus’un göründüğü yalnız bir kişi değildir, binlerce kişiye görünmüştür; yıldırımla çarpılmamıştır; senatörler fırtınalı bir havaya uyarak onu
Sayfa 36 - Çan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
David Hume
Tanrıcılıkla putatapıcılığın karşılaştırılmasından, daha başka bir takım gözlemlere de varabiliriz; bunlar, ayrıca, "en iyi şeylerin bozulması en kötülere yol açar" diyen beylik gözlemi de doğrularlar. Tanrısal varlığın insanlardan sonsuz derecede üstün olduğunun tasarlandığı yerlerde, bu inanç tümüyle haklı olmakla birlikte, boşinançlı tutkularla birleştiği zaman, insan zihnini en aşağılık boyun eğme ve zilletlere uğratma ve nefse eza, nedamet, alçakgönüllülük ve edilgin acı çekme gibi keşiş erdemlerini, tanrının indinde makbul yegane nitelikler diye göstermek eğiliminde olur. Oysa, tanrıların insanlardan yalnızca biraz üstün olduklarının ve birçok tanrının insanlar arasından sivrilmiş bulunduklarının düşünüldüğü yerlerde, onlara seslenişimizde daha rahat olur, hatta dinsizliğe düşmeden, bazen onlarla yarışmaya, onlara öykünmeye kalkışabiliriz. Buradan da, etkinlik, canlılık, cesaret, gönül yüceliği, özgürlük sevgisi ve bir halkı büyüten bütün erdemler çıkar. Paganlıktaki kahramanlar, tamı tamına Katoliklikteki ermişlere ve Müslümanlıktaki kutsal dervişlere [velilere] karşılıktır. Herakles'in, Theseus'un, Hektor'un, Romulus'un yerini, şimdi Dominicus, Franciscus, Anthonius, Benedictus almıştır. İnsanlar arasında göksel onurlar kazanmanın yolları, artık ejderhaları öldürme, zalimlere boyun eğdirme, vatanımızı koruma yerine, kendini kırbaçlama ve oruç tutma, korkaklık ve alçakgönüllülük, miskince boyun eğme ve kölece söz dinleme olmuştur.
Felsefe
Marcus Tullius, en akıcı konuşanı, Romulus'un torunları içinde, kaç kişi varsa, kaç kişi olmuşsa, gelecekte kaç kişi olacaksa: derin teşekkürlerini sunuyor sana Catullus bütün şairlerin en kötüsü, öyle kötüsü ki, bütün insanların savunucusu olduğun kadar senin.