"Yok. Anne ben iyi değilim."
" Ben sanki iyiyim? Ama bak öyle yataklara düştüğümü ne zaman gördün? Hülya Koçyiğit misin sen?"
" Anne aşk acısı çekiyorum."
" Hangimiz çekmedik canım? Onun da bir adabı,süresi var yani. Böyle kafana göre aşk acısı çekilmez ki? Bu kadar saat televizyon bile izlemiyoruz biz."
Asosyalmişim, öyle diyorlar. Kaynaşamıyormuşum. Öyle tuhaf ki. Aslında çok sosyalimdir. Sosyalden ne bahsettiğine bağlı tamamen, değil mi? Bana göre sosyal olmak, seninle böyle şeyler hakkında konuşmak. Veya dünyanın ne tuhaf olduğundan bahsetmek. (...) Ama bir grup insanı bir araya getirip de konuşmalarına izin vermemek sosyallik değil bence; ya sence? Bir saat tv dersi, bir saat basketbol veya beyzbol ya da koşu, yine bir saat çeviriyazılı tarih veya resim ve yine spor... ama biliyor musun, asla soru sormuyoruz, en azından çoğumuz sormuyor; yanıtları bing bing diye veriyorlar sadece, biz de dört saat daha film-öğretmenin karşısında oturuyoruz. Bana göre kesinlikle sosyallik değil bu. (...) Hakkımda söyledikleri her şey doğru sanırım. Hiç arkadaşım yok. Bu anormal olduğumu kanıtlıyormuş. Ama tanıdığım herkes ya bağırıyor ya ortalıkta çılgınca dans ediyor ya da birbirini dövüyor. Bugünlerde insanların birbirini nasıl incittiğini fark ediyor musun?
Zavallı bir köşede, iplikten ihtiyar
Zengin ve refah köşede, ihtişamlı baytar
Kötü medya ve propaganda
İki koca çocuğu şeytanın
Kibirli ve arı -temizlenmiş ahlaktan
Yalanlar nefrete bindirilmiş aykırılıkta
Sömürü ve ölüm heceleri her saat başı
Şimdi
Aşkının yarım kalışı bir fani adamın
Keder heybesinde
Bu sözleri yankılanmalı
Bir ölünün elleri sıra:
Koca bir ihtiyatsızlık çağı.
Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi.
Karanlık bir gece, saat ona doğru Haydarpaşa'dan Beykoz'a kadar otomobille bir gezinti yaptınız mı? Yapmadınızsa otomobil zevklerinin en kuvvetlilerinden birini hiç tatmadınız demek!