Ateş dahi sair esbab-ı tabiiye gibi kendi keyfiyle, tabiatıyla, körü körüne hareket etmiyor. Belki emir tahtında bir vazife yapıyor ki Hazreti İbrahim’i Aleyhisselam yakmadı ve ona “Yakma!” emrediliyor.
Kimsenin ölümü, Çinli şair Li Po'nunki kadar güzel olamaz.
Li Po sandaldaydı, yeterince içmişti. Hava açıktı. Günaçığı değil de, ayaçığı bir gece.
Li Po, ayın sudaki görüntüsünü bütünüyle kucaklamak istedi. Bunun için suya sarktı.
Kollarını gepgenis açarak daha da sarktı.
Mesel: Lügatte bir şeyin benzeri, naziri demektir. Delil, hüccet, kıssa, hikâye, örnek olarak söylenilen söz, büyük ahlâkî hikâye manasında kullanılır. Böyle bir şeyi hikâye etmeğe de "darb-ı mesel" denir. Darb-ı mesel/misal vermekteki fayda ise bir şahsın veya bir olayın yakışanını, benzerini söyleyip böylece o şahsın veya olayın güzelliğini veya çirkinliğini, özen göstermeye lâyık olup olmadığını güzelce ve hâtıralarda kalacak bir şekilde göstermekten ve sair şeylerden ibarettir. Bunun içindir ki en düzgün, en edebî makalelerde, manzumelerde birçok mesellere rastlanır. Meselâ: Güzel sesli bir zata "bülbül", güzel gözlü bir insana "âhû" zararlı bir şahsa "yılan" uğursuz bir kişiye "baykuş" denir. Bu benzetmeyle onların mahiyetleri çok kısa bir ifadeyle en kuvvetli bir şekilde anlatılmış olur. Artık, Kur'an'ı Mübin'de bir hikmet ve ihtiyaçtan dolayı böyle bazı mesellerin, benzetmelerin bulunması, onun ilâhî bir kitap olmasına engel olarak nasıl düşünülebilir? I-40/41