Kimseye bağlanma bu hayatta Lorin, kimseye! Çocuğuna bile. En sevdiğin seni bir gün bırakıp gidecek. Bak dünyaya! Ne diyordu senin şair? Nazım? Sen söyle.
“Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.”
İnsan ,yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanalara görünmez ince tellerle bağlanırmış.Ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar. Her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış.
Ellerin birer tutsak güvercin.
Dudakların, birer sessiz güvercin (sesi gözlerime doğru uçan).
Her hareketin bir kuş. Eğildiğinde kırlangıç, yüzüme baktığında akbaba, o kibirli, kayıtsız halinle coştuğunda kartal.
Kanat seslerinden ibarettir seni seyrettiğim göl.
Tepeden tırnağa kanatlısın [...]
İşaret itibariyle kıymetli iki sözü aktararak hatime çekilelim: Şair Yahya Kemal, "Bir sanatı değiştirenler o sanatın kendi dairesinden yetişirler" demiş. Felsefeci Heidegger cenapları sa bunu tamamlıyor gibidir: "Düşünce, sadece aynı menşe ve kadere sahip bir düşünce yoluyla dönüşüme uğratılabilir".
Bizde de böyle mi oldu, bugün böyle mi oluyor derseniz, hep birlikte düşünelim derim.