Çocukluktan genç kızlığa geçiş töreni:)
Genç kız olmak üzere bulunan çocukların çok farklı bir dönemi vardır ki o sırada bu hassas, narin mahluklarda bir kadınlık hayatına hazırlığın belirsiz gelişmeleri görülür. Bu devre ruhsal, bedensel değişikliklerle başlar. Çocukta sebepsiz herkesten bir ürkeklik, bir kaçınmak, bir çekingenlik fark olunur. Onda artık oyun zamanı geçmiş bir kedi yavrusunun vahşetleri uyanır; size eskisi gibi çocukça neşesiyle elini uzatmaz, yanınıza o eski kendini verişle sokulmaz; babasına dudaklarını uzatışında bile bir soğuk titreyişin akışı vardır, lakırdılarında biraz daha sakıngandır, gülerken kızarıverir; soluduğu havanın içinde gariplik, yabancılık veren bir yeni rüzgârın dalgaları vardır; o zaman kaçar, tenha köşeler arar; uzun uzun düşünceleri vardır, kendisinde bir başkalık hisseder; fakat niteliğini bilmez, yalnız anlar ki artık bir çocuk değildir. Yeni bir kimlik mayası tutulamayan bir gelişme kuvvetiyle bu çocuk vücudunu parçalayıp taşmak, bir şiddetli fışkırmayla dışarı çıkmak ve artık zorla sözünü geçirmek ister. Bu olay çocuğun iradesi, bilgisi, tercihi dışında bir şeydir ki kendi kendine tabiatın belirlediği değişim çizgisini takip eder; çocuk vücudunda garip bir şeyin, ne olduğu anlaşılmaz bir hastalığın yürüdüğünü, ilerlediğini, bütün benliğinde dolaştığını hisseder; o zaman ona yürüyüşünde, söyleyişinde, gülüşünde, bütün dışarıyla ilişkilerinde korkaklıklar, beceriksizlikler gelir. Birden tavrında zariflik ve tabiiliğinden bir şey eksilmiş sanılır. Boyu fazlasıyla uzun, vücudu oransızca ince gibidir; yürürken uzun bacaklarının üstünde oransız bir gövdeyle yürüyen bir kuş hali vardır, elini uzatışında, başını tutuşunda o eski hoş uyum kaybolmuştur. Kendine has tavırlarını terk etmiş de henüz yakışacak tavırlar bulamamış bir vücut gibidir. Lakırdılarının arasında
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Yayınları 13. Basım·Kitabı okuyor
Sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı..
Gerçek sevgi her tür izahın, sebebin, gerekçenin toplamından daha fazla bir şeydir. O idrak makamına ulaştığında artık sebepsiz sevmeye başlarsın. Sebepsiz sevdiğin için de hiçbir hadise, neden, kusur, söz, hareket seni o sevgiden uzaklaştıramaz. Bu, sevginin son noktasıdır.
Reklam
—Ben insanların muahazesinden [Azarlama. Çıkışma. Darılma. Alay eder tarzda karşısındakini küçümseme. Tenkid. ] korkmam, Allah Teâlâ‟dan korkarım. Eğer ben elimden kazmayı atar da burada seninle, yahut herhangi vazifemin haricinde bir işle meşgul olursam, insanların itabına uğramasam bile Allah Teâlâ‟nın muahazesine ve hiç olmazsa kalbimin itabına müstahak olurum. Zira herkese vazifesini veren Allah Teâlâ‟dır, insanlar değil... —Beni bu zorlu işle mükellef edenleri, sen insanlar mı zannediyorsun? —Hayır, hayır... Bil ki, Allah‟ın tasarrufuna, insanlar birer alettir. Beni burada taş kırmaya memur eden Firavun, yahut sırtıma kırbaç vuran şu biçare muhafızlar mı zannediyorsun? —Hayır, bu nasibi bana Allah'ım münasib görmüş ve onlar vasıtasıyla da bu arzusunu tahakkuk ettirmiştir. Amma, senin gibi bir adama bu nasibi neden vermiş, diyebilirsin. Bu, onun bileceği iştir. Bil ki Yaradan'ın iki türlü hikmeti vardır. Biri aşikâr ki bunu, aklı olan herkes bilir, diğeri de gizli hikmetidir ki, onun sebebini yalnız kendi bilir. —Kim bilir vaktiyle ne kabahat işlemişimdir ki, beni burada taş kırdırmakla terbiye ediyor. Bil ki sebepsiz hiçbir şey olmaz. Bütün çektiğimiz şeylere vaktiyle biz, kendimiz müşteri olmuşuzdur. İnsana her ne gelirse kendinden gelir ve başkası tarafından maruz kaldığı sitem ve cefalarla, gene kendi amellerinin neticesini çeker. —Binaenaleyh benim bu amelimin de mükteseb [Kazanılmış. Elde edilmiş. ] bir vazife olduğuna şüphe etme ! —Allah Teâlâ istemedikçe kimse kimseye ne iyilik ne fenalık yapamaz.
Alıntı
O, beni birden bire sessiz ve karanlık dünyamdan ayırmış, ışığa ve sahiden yaşamaya götürmüştü. Bir ruhum bulunduğunu ancak o zaman fark etmiştim. Şimdi, geldiği kadar sebepsiz ve ani, çekilip gidiyordu.
Sayfa 124 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aşk
“Ben de seni sebepsiz seviyorum.”
Sayfa 194 - Yuzu kitap·Kitabı okudu
Hayatı aynı anda üzücü ve coşku verici kılan da budur. Olaylara bakmanın belli bir biçimi vardır ve o da zaman zaman ortaya çıkar. Bu yüzden ne olursa olsun büyük bir aşk, mutsuz bir tutku yaşamak iyidir. En azından bizi sebepsiz yere saran bu umutsuzluklara bir gerekçe olur.
Reklam
Reklam