Hicretin dokuzuncu senesinde Bizans imparatorunun Arabistan'a karşı bir seferde bulunmak istediği şâyi olmuş.
Rasûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de ashâbını techiz olunacak ordu için Allah Celle Celâluhu yolunda teberrüâta da'vet etmiş, herkes kudretine göre teberrüatta bulunmuş,
" Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh de elinde ne varsa hepsini fî sebîlillah vermişti."
*Bir davranış ne kadar otomatikleşirse onu bilinçli olarak düşünme olasılığımız o kadar azalır.* Ve bir şeyi daha önce bin kez yapmışsak bazı şeyleri atlamaya başlarız. Bir sonraki seferin bir önceki gibi olacağını varsayarız. Her zaman yaptığımız şeyi yapmaya o kadar alışmışızdır ki durup doğru olup olmadığını sorgulamayız bile. Performanstaki başarısızlıklarımızın çoğu, büyük ölçüde öz farkındalık eksikliğine dayandırılır.
Savaş, onun savaşı, alın yazısı olmaktan çok bir yetenek, doğuştan beraberinde gelmiş bir yetenekti. Kuşkusuz, bir başka yeteneği olmasını isterdi: Büyük bir filozof olmak için ya da bir Don Juan, bir büyük işadamı olmak için gerekli bir yetenek örneğin. Ama insan doğarken payına düşeni keyfince seçemezdi ki: İnsan bu Tanrı vergisini ya başarıyla kullanır ya da bokunu çıkarırdı sonradan; Boris'inkinde kötülük şuradaydı ki, bir kez daha denemesine, al baştan etmesine olanak yoktu. Bakaloryalara benzeyen yaşamlar vardı: Yedekte başka çeşitleri olurdu her zaman. Fizikten takıldın mı, bu sefer felsefeden ya da biyolojiden bir şeyler yapmayı denersin. Onunki, felsefe sertifikasına benziyordu daha çok, bir seferde ya başarırsın ya da biter iş; korkunç bir şeydi bu.
Binlerce eşik saçımızdan tırnağımıza
Kötü bir geçmiştir hayal diye tutunduğumuz
Geçtim pervasız mevsimini konuşmanın
Unutarak kuruyorum ömrümü
Bu kaçıncı öğrenişim seni pişmanlık
Herkes nasıl bir seferde biliyor