Tesadüf seni karşıma çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu , benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
29 Ağustos: Renkli adam Sevgili beyaz kardeşim: Ben doğduğumda, siyahtım. Büyüdüğümde, siyahtım. Güneş yüzüme vurduğunda, siyahım. Hastalandığımda, siyahım. Bu arada sen: Doğduğunda pembemsiydin. Büyüdüğünde, beyaz oldun. Güneş yüzüne vurduğunda kırmızısın. Üşüdüğünde, morarıyorsun. Korktuğunda, yeşilsin. Hastalandığında, sarısın. Öldüğünde, grisin.
Sayfa 301·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Reklam
Kucağıma aldım aşkı Baktım olacak gibi değil, kalbime bastım Sen ki benim en kurak toprağımdın Yağmur suyu hürmetine sana kandım Kandım... içe içe yandım.
Sayfa 533 - Kırmızı Kedi
Edebiyat
Ne arar ki insan şu dünyada? Biraz huzur, biraz sevgi ve biraz da sadakat. Aradığını bulamayan o kadar çok insan varken, sen sahip olduklarına sımsıkı sarıl. Herkesin birbirine benzediği şu zamanda, farklı olanı bulmak gibisi yok.
Sayfa 206·Kitabı okuyor
Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştan başa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama beni bana bırakma ne olur? Beni bana bırakma!
Sayfa 142·Kitabı okuyor
GÜL BAHÇESİNİN SIRRI...
(...) Serbest tedailerle ilerliyoruz… Azlem: Çok zâlim, pek zâlim. Çok karanlık… Ezlem: Boğazı altında sarkık uzun kılları olan keçi… Ezmel: Hareket etmek. Muztarib olmak, acı çekmek. Savt, seda, ses. (“Sesleniş”) Gül… Elzem: Çok lâzım. Ziyade mucib. Küçük parmaklı… Rilke’nin o ünlü şiirini hatırlıyoruz: Gül Ey saf çelişki Nice gözkapağının altında Hiç kimsenin uykusu olmamanın Sevinci… Dante, eserinde bu çelişkiyi şöyle dile getirir: Birdenbire gözün görmez olması; geçici körlük… Bu hâl, “ebedî gül”e yakınlığın, yakınlaşmış olmanın alâmetidir… Erdem: Usta gemici… Ermed: Gözü ağrıyan adam. Boz renkli nesne (Borges, körlükte bu rengin hâkim olduğunu söyler)… Ermida: Gül… Rose (İngilizce): Gül. Gül gibi, gül renkli. Ümid verici durum. Şen; gül gibi geçinip giden… İslâm Tasavvufunda, zâhir ile bâtının eşsiz bir SILA terkibinde buluşmasını gösterici Mahmud-u Şebüsterî Hazretleri’nin ünlü “Gülşen-i Râz” isimli eserini hatırlıyoruz. Kelime mânâsı, “Sırrın Gülbahçesi”… Veya “Gülbahçesinin Sırrı”…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam