Öyle bir iç titreme içindeydi ki yalnızca onun gölgesi rüzgarlı bir yapraktı camlarda. Terminalin kalabalığı ile verdiği kararın yalnızlığı arasında sıkışmış, pişmanlığa pencereler açan katıksız bir keder, yedi renkli bir ikircimdi.
Şiirin ve şairin güzeli de incecik bir ayrıntıdan, sıradan bir görüntüden, toplumsal dokunun bütününe, insanın evrensel gerçeğine ilmekler atarak kumaşımızı dokuyandır.
Şiir telaşın, karmaşanın, uğultunun ardındaki dinginliği duyabilme yetisi olduğu kadar, bir avuç kumda dip fırtınalarını, derinlere inen balığın sesini, bir yaprakta büyüyen güzü duyma sanatıdır aynı zamanda.
Aşk, bir kişiyle yaşanan, dünyaya kapılarını kapamış, yalnız iki kişiyi çoğaltan ya da tüketen bir duygu patlaması değil, dünyayı kirlerinden arıtan, bu çerçevede insanı yüceltip kutsayan bir olanaktır.