Bakan, gören, bilfiil itinâ gösteren, koruyup kollayan ilahî sev-gi, şefkattir. Anne, ilahî sevgi demek olan şefkati, rahminde olduğu kadar, mürebbiyeliğinde dahî tecellî ettirir. Öyleyse, anne, ilahî tecelligâhtır, dolayısıyla da kutsaldır. Bu bakımdan o, erkekten üstün ve ona oranla çok daha fazla yükümlüdür: Maddeten ve ma-nen hâmiledir. 16 Kadın, hayatın devamından, neslin yetişmesinden sorumludur. Erkekse, kadının bu ağır ödevi yerine getirmesi için gerekli şartlar ile imkânları hazırlayıp onu savunmakla yükümlü-dür. Bu anlamda sağlıklı bir toplum, daha önce de belirtildiği üzre, karı-koca ilişkisi şeklinde deyimlendirdiğimiz, kadın-erkek ödevler denklemine dayanır. Bahsolunan denklemde bilkuvve yahut bilfiil anne ve zevce olan kadın, şefkat, iffet, rıkkat ile güzellik kutbunu teşkil ederken; baba ve koca durumundaki erkek de, mücadele azmi, iffet, namus ile dayanıklılık yakasında yer tutar. İkisinin, kaçınılmaz paydasıysa, fedakârlık, güvenilirlik ile sâdıklıktır. Zâten, ahlâkın dörd esasından güven ile sâdıklık, cinsiyet karşıtlığına dayanan kadın-erkek ilişkisinden sudür ederken, diğeri Allah korkusudur. esas olan sevgiye gelince; bu, hem ilahi kaynaklıdır hem
Dördüncü de kadın-erkek cinsiyet karşıtlığı ilişkisinin verisidir. Bütün bu bil dirdiklerimizin sonucu olarak, sağlıklı toplum, ilahi sevgi ile kor-kuya, kadın-erkek birlikteliğine ve hot görülerek tahrib olunmamış doğayla uyum içinde yaşamağa dayanır. Kısacası, sağlıklı toplum. adil nizama esaslanmıştır. Adil nizamsa herkesin üstüne düşen yükümlülüklerin bilincinde bulunmasını gerektirir. Bu nizamın aksa-dığı hallerde, en büyük kötülük demek olan sömürü başgösterir. Si mürünün, suiistimâlin ilk örnekleriniyse ailede, öncelikle, karı-koca ilişkilerinde, özellikle de erkeğin, kadınına karşı