İnsanlar pat diye ölüyorlar. Bir anda ölüveriyorlar. İnsan yaşamı senin sandığından daha hassas bir şey. Bu yüzden de insan her zaman içinde pişmanlık kalmayacak şekilde davranmalı ötekine. Adilce, olabildiğince dürüstçe. Buna gayret etmediği halde birisi öldüğünde ağlayıp pişmanlık duyan insanları ben sevmiyorum. Kişisel bir şey.
Ve be onu yakışıklı olduğu için sevmiyorum, Nelly. Onu benden daha çok bana benzediği, benden de öte bir parçam olduğu için seviyorum. Ruhlarımızın neyle yoğrulduğunu bilmiyorum ama onun ve benim ruhlarım kesinlikle aynı hamurdan...
"...onu yakışıklı filan diye sevmiyorum., Nelly; benden daha çok bana benziyor da, onun için seviyorum. Ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı."
Uzaktan gelen insanları sevmiyorum, derdi annem. Bizim kim olduğumuza dair fikirleri yok, ama bize bunu yapmalısınız , şunu yapmalısınız deyip duruyorlar. Şehre gidip onlara oranın kokuştuğunu söyleyip sonra da hani çimenler nerede, gökyüzü ne zamandır sarı diye mi sorsam?