Kuşlar da Gitti...
Klasik Yaşar Kemal özgünlüğü, sadeliği, akıcılığı, harika betimlemeleri.
İstanbul'da çok eskiden bir kuş pazarı varmış.Çocuklar kurdukları tuzaklarla kılangıç, kartal, şahin ve daha nice adını bilemediğim kuşları yakalar kafeslere doldurup kilise, cami, havra ve kalabalık büyük meydanlarda "azat buzat beni cennette gözet" diyerek insanlara satarlarmış. İnsanlar sevap çocuklar para kazanırmış...
Sonra insanlar değişivermiş artık kuş almaz olmuşlar "...ve insanlar arasında kuşlara, insanlara azıcık sevgisi kalmışları arayacak.
"(syf51) çocuklar kuş satabilmek için. Hikayenin karakteri Mahmut şöyle diyor büyük bir içtenlikle "İnsanlık hiçbir vakit ölmez."(syf52)
"İnsanlık öldü mü?" dedim.
"Yok," dedi, "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
"Nerede kaldı acaba?" (syf38)
İnsanlık bir yerlerde sıkışıp kaldı, kafeslere tıka basa doldurulmuş kuşları kimse azat buzat etmedi ve küsüp 'kuşlar da gitti'...
Okumanızı büyük bir içtenlikle tevsite ederim. Karakter Mahmut'un o insan sevgisinin hepimize bulaşması dileğiyle. Kitaplarla kalın...
Ev Anası kitabını ismi beni çekti diye okudum açıkçası :) Kitap eğitim hayatından sonra bir süre çalışan daha sonra da evlenen Nur adlı karakterin kendi hikayesini anlatmasıdır. Nur iletişim
Beni Ödülle Cezalandırma, çocuk gelişimi türünde okuduğum ilk kitaptı. Bilimsel içerikli bir kitap olmasına rağmen dili sade ve anlaşılır.
Kitap tamamiyle bilimsel temellere dayandırılmış bir içerikle okuyucuyu
Milkê Evînê , Kürt edebiyatına ait okuduğum en güzel şiir kitaplarından biri. 1995 yılında İsveç'te basılmış. Rojen Barnas ile sevgili eglenenayse aracılığıyla tanıştım bu vesileyle kendilerine de teşekkür ederim. Var olsun kitaplarla kalsın sevgili 1000kitap okuru.
Kitap tamamiyle Kürtçe yazılmış. Alıntılarımı yaparken Türkçe'ye çevirsem aynı ahengi veremeyeceğini düşündüğüm için orijinal halini paylaştım.
Kimi yerde ümitsizliğe kapılmamamız gerektiğini bu dizelerle dile getiriyor.
"Xwedê mezin e, Evdilcebar!
Nebêje "bêkes û bênas im"
Ji tenêhiya xwe ya niha megazinîne." (syf74)
Kimi yerde sevgiyi;
"Destên min dirêjî ber bi te
Dilê xwe dirêjî dilê min bike
Em rûbirû ber bi hevdû ve
Bistrên stranên jiyana şîrîn" (syf79)
Kimi yerde de öksüz Kürtlüğünün serzenişi şöyle dillendiriyor;
"Ez kurd im.
Kurdbûn:
Bê nav û nîşan bê niştîman bûyîn e.
Bê huwiyet, bê pasepon
Jiyana bi dizî ye li welatê xwe." (syf32)
Okurken duygu dalgalanmalarını yoğun yaşayacaksınız. Keyifli okumalar.
Selahattin Demirtaş'ın okuduğum ikinci kitabı. Kalemi güçlü. Dili, sade ve akıcı. Seher 12 tane öyküden oluşuyor.
Kitap bir çırpıda okunup bitecek sadelikte. Sade olması sizi yanıltmasın! Çünkü gözlerinizi dolduracak öyle hikayeler var ki boğazınızda düğümleri hissedebileceksiniz Halep Ezmesi öyküsünde ya da Denizkızı'nda. Ah! Asuman adlı öyküsünde vefâyı, Temizlikçi Nazo'da "hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını" okuyacaksınız. Bu kadar duygusallığın içinde yazar bize tebessüm ettirmeyi de ihmal etmiyor.
Tarih Kadar Yalnız hikayesi bana çok dokandı. Annesinin ölümünden sonra babasıyla diyaloğu kopuk olan bir genç kızın baba-kız ilişkisini okuyoruz burada. Belki de benzer baba kız ilişkilerine çok şahit olduğum için midir nedir bilmem içimi cız ettirdi.
Sonu Muhteşem Olacak adlı öyküsünde hayalini kurduğu toplumsal, iktisadi ve eğitimsel kalkınmayı yazmış.
Genel olarak güzel bir kitaptı. Demirtaş kaleminin güçlü olduğunu Devran kitabında bize kanıtlamıştı. Tavsi ederim, keyifli okumalar.