Her gün biriken bulaşığı ve çamaşırı yıka. Mutfağı süpür, çöpü dışarı çıkar. Postayı al ve ayıkla. Her gün e-postaları oku ve cevapla. Her gün yıkan. Banyo kirlenir, temizle. Yerleri süpür, sil. Toz al. Kıyafetler küçülür, yıpranır; berbere, dişçiye ve doktora gidilmesi gerekir. Derin düşüncelere zaman yok, sadece binlerce iş.
Ellerini yüzümde gezdir, Sil alnımdan yorgunluğu, Gözlerimin altından Yaşamak korkusunu al, Avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım.
Sonra sen de gözlerini kapat,
Bırak, ellerin sessizce düşünsün
Düşüncende yaşamak isterim ben senin:
Bir gün en yalnız saatinde Parmak uçlarından
Ve avuçlarından
Gelip konuşurum seninle.
“Birisi - Plato sanırım, bir zamanlar demiş ki ‘ sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez.’”

“Doğru. Ama çok yakından incelenmiş bir hayatta intihara değilse bile deliye yol açar.”
Cep telefonumdan senin ismini sildim. "Bul" a bastım, "Sylvie"yi bulana kadar aşağı indim, sonra "seçenekler"e bastım ve "sil"i seçtim. Ekranımda korkunç bir yazı belirdi: "Sylvie'yi silmek mi istiyorsunuz?" Epeyce tereddüt ettim. Sonunda, hüzünle "evet" tuşuna bastım. Kendimi atom bombasının kırmızı düğmesine basan bir cumhurbaşkanı gibi hissettim. Ve ekranda küçük bir çöp kutusu resmi belirdi, kapağı kapandı. İşte böyle, seni çöpe attım.