Kendini gerçekleştirme denilen şey, hiç de ulaşılabilir bir şey değildir. Bunun da basit bir nedeni vardır: Kişi buna ulaşmak için ne kadar uğraşırsa, bunu da o kadar kaçıracaktır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme, sadece kendini aşmanın bir yan ürünü olarak olasıdır.
Onu dinlerken inançlarım pekişti: bir gün, üç zorbaya kapıyı açmamak, evine sığınanları korumak adına ölümü göze alabilenler vardı; bir gün halka kapılarını açmayı görev bilenler vardı. Çığırtkanlık etmeden iş görenler.
Dahası, bir yazarın ne yapmak istediğini kendisinden daha iyi anlayabilen okurlar vardı. (Okur, benden iyi tanıyordu beni.) O da 12 Mart döneminde kitaplarını yakamamış benim gibi. Yiğitlikten değil; sonradan kendini kitaplarını yakma edimi sırasında yakalamaya, hatırlamaya katlanamayacağı için. Bu aşağılanmanın yanında cezalar bile sevecen.
Elbette, delirmeye gücüm yoksa, böyle bir duvarı alnımla yıkmaya kalkışmayacağım, ama barışmayacağım da onunla, sırf karşımda bir taş duvar olduğu ve onu yıkmaya gücüm yetmediği için de barışmayacağım onunla.
"Andrea'nın en büyük hapishanesi," dedi bana bir akşam, "onun müthiş zekasıydı, siz onun çevresine bir kafes örmüşsünüz, bunu aldatarak örmüşsünüz, hem de kendi sahibini aldatarak. Çok uzun zaman boyunca onu, güçlü bir dürbün, hatta belki de bir teleskop olduğuna inandırmışsınız, o güçlü merceklerle yeryüzünün ufuklarından yıldızların uzak ışıklarına dek her şeyi görebilirdi, yörüngeler çizebilir, onlara düşüş noktaları saptayabilirdi. Düşüncesindeki keskinlik kendini üstün hissetmesine neden oluyordu, gizli şeyleri görebildiğine inanıyordu, belki de bazen doğruydu bu. Ama gözleri o aygıta yapışık tutma alışkanlığı yüzünden gözlerinin önünde çevresini saran gerçekliğe açılan minicik bir aralık olduğunu fark edemedi. Dürbünler, görüş alanındaki minicik bir açıyı yaklaştırır ve büyütürler, orada önümüzde yirmi derece vardır ve bütün çevrede bir başka üç yüz kırk derece daha bulunmaktadır. En sonunda bakışını dürbünden kurtardığı zaman, bütünün görüntüsüne inanmadı, artık önünde başka bir engel olmadan algıladığı bakış onu paniğe itti, herhangi bir biçimde buna katlanmaya layık olmadığını düşünmüş olmalı."
Kahroluyor olabilirsin derdinden. Kim olmuyor ki zaten. Ama koy iki elini beline. Numara yap. Çok güçlüymüş gibi. Vız geliyormuş, aha şuradan tırıs gidiyormuş gibi.