5/10
·272 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:10
Kitaba başlamadan yazarla başlayıp sonra kitap hakkındaki görüşlerimi yazacağım. Kazuo İshiguro sevdiğim bir yazar değil. Onun öksüzlüğümüz kitabını zorla bitirdiğimi söyleyebilirim. O günden sonra da bir daha hiçbir kitabını okumamaya kararlıydım. Distopik eser ararken karşıma çıktı bu kitap bir şans vereyim dedim ve okudum. Kitabımız Kathy karakterinin anlatımı üzerinden ilerliyor. Anı defteri gibi ama değil. Yurtta kalan çocuklar var ve bu çocuklar o yurtta bir amaç üzerine yetişiyorlar. Yaşları gelince önce bakıcı sonra bağışçı oluyorlar. Kitap beni ilk sayfalarda cezbetse de ortada sinirden küplere bindirdi. Son kırk sayfa da olmasa daha çok eleştirirdim herhalde. Olaylar inanılmaz stabil ilerlediği halde sonunda neden bağışçı bunlar bunu öğrenebiliyorsunuz ama o bile tam açıklanmamış yüzeysel. Bazı gerçekler korkunç gelmesine karşın distopya eserden çok kurgu olduğunu düşündürdü. İçinde bir olay, aksiyon, başkaldırı arıyorsanız yok. Sadece teması ilginç. (Spoiler vermemek adına açıklamıyorum) Japon bir yazarın eserlerini İngiltere de İngilizler üzerine yazması durumu beni irrite ediyor. Bu kadar güzel bir kurguya bu denli basit günlük yaşam dedikodusu yakışmamış. Yine şaşırtmadın beni İshiguro. Keyifli okumalar…
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,3bin okunma
10/10
·226 syf.·
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Yazarın okuduğum ilk eseri olmak ile birlikte yakın bir arkadaşımın şiddetli tavsiyesi üzerine almıştım. Aldığım gibi de başladım zaten. Romanı genel çapta düşündüğümüzde akıcı bir dili ve olay örgüsü olduğunu söylemek isterim ya da en azından beni kendine aşık etti:)) Olaylar öncelikle gerçek hayatta yaşanmış olan Witt kardeşlerin ölümü ile başlıyor, araştırmalarım ise kalan kısmının tamamının kurgu olduğu yönünde. Yani gerçek olan sadece Witt kardeşler ve onların karşı karşıya kaldıkları ölüm, kalan diğer önemli karakterler ve yaşadıkları olaylar ise yazarın kurgusu. Cornelis van Bearle diye de Rosa Gryphus diye de kişiler yokmuş, bu üzdü. En azından Isaac Boxtel'in gerçek olmaması mutlu etti beni. Sonrasında ise van Bearle'nin lale tutkunluğu, komşusu Isaac Boxtel, van Bearle'nin suçsuz yere tutuklanıp idama mahkum edilmesi ile devam ediyor. Daha fazla uzatıp ya da detaylandırıp spoi vermek istemiyorum:)) Okurken sürekli bir heyecan sardı beni ve bazı yerlerde kâh sinirden kâh mutluluktan bağırmamak için iradem ile savaştım:)) Bilemiyorum, belki de yazarın dili bu şekildedir ya da bu kitaba özgüdür ama genel olarak bir dış ses hakim anlatımda. Demek istediğim şu ki dışarıdan birisi sanki size hikaye anlatıyor gibi, bunun bir hikaye olduğu ve yazar-okuyucu ikilisi hissettiriliyor. İlk defa böyle bir yazıma denk geldiğim için bana garip geldi, hoşuma da gitmedi değil ama:))
1000Kitap
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İlk Stephen King kitabım ve King'in de yazdığı ilk kitap.
8/10
·206 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:26
NE OKUDUM BEN? Spoiler!!! Kitabın başlangıç sayfaları özellikle ilk 50 sayfası aşırı sıkıcıydı.Bilirsiniz,Tess Geritsen direkt olayın içine bırakıyor sizi fakat Stephen King öyle yapmıyormuş.Bir korku kitabı değilde polis raporları okuyormuşum gibi hissettim.Polis demişken bu kitaptaki polislerin rolü hikayede sönüktü ve hiçbir olayı da çözemediler.Carrie'nin annesi ve okuldaki herkesin çok yanlış davrandığını düşünüyorum.Çığlığı basacaktım sinirden.Neyse ki Sue akıllı bir kızdı her ne kadar yanlış yapsa da... Neyse Billy ve Chris kadar budala insan görmedim.Bu arkadaşlar sayesinde kitap son 70 saydasında aşırı sardı.Öncelikle Billy tam bir psikopat neler neler dedi okurken "Psikoloğa git.Parası ne kadarsa öderim." dedim.Masumlar hariç herkes bu sonu hak etmişti.Tommy kim vurduya gitti fakat zaten yaşasaydı ya Sue'yi ya da Carrie'yi çok feci üzecekti.Evet Sue yine üzüldü ama ölüm insanı teselli eder.Bir noktada işleri kadere bırakırsın. O kadar insan tanıdım ki isimleri bulan Stephen King'i tebrik ediyorum.Hiçbiri kukla gibi değildi, yaşayan ve kendi kararlarını veren karakterler gibilerdi.Sonuç olarak kitabın ilk başlarındaki aşırı bilgilerden sıkıldığımdan ve korku kitabı yerine polisiye okuyormuşum gibi hissettiğimden 8 puan veriyorum.Yine de elinizde varsa şans vermenizi öneririm uzun süre unutamam. Son sahne yüzünden ikinci Carrie White vakası geliyormuş gibi hissettim. Göz Stephen King
Paranormal
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Mazide kalan okumalarımdan
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
TANRI CLAUDIUS ROBERT GRAVES Tanrı Claudius, Robert Graves’in Ben, Claudius romanının devamıdır. Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerini, bizzat Claudius’un ağzından dinleriz. Çocukken geçirdiği hastalıklar nedeniyle kekeme, topal ve içine kapanık bir çocuk olan Claudius, ailesi tarafından hor görülür. Herkes onun akılsız ve önemsiz biri olduğunu düşünür. Ancak bu dışlanmışlık aslında onun en büyük koruyucusu olur; çünkü Roma sarayındaki iktidar mücadelelerinde dikkat çekmez ve hayatta kalmayı başarır. Claudius aslında bir budala değildir; aksine tarih bilen, düşünen, insanları iyi gözlemleyen biridir. Kitaplara, tarihe ve öğrenmeye tutkuyla bağlıdır. Roma sarayında herkes onu küçümserken o çevresindeki insanların gerçek yüzlerini görür. En büyük avantajı ise kimsenin onu ciddiye almamasıdır; böylece zekâsını gizleyerek hayatta kalır. Roman boyunca Claudius bize Roma’nın büyük isimlerini anlatır. İlk imparator Augustus, güçlü ve siyasi zekâsıyla öne çıkan Livia, kuşkucu ve acımasız Tiberius, deliliğiyle Roma’yı dehşete düşüren Caligula ve diğer birçok tarihî kişilik Claudius’un gözünden hayat bulur. Özellikle Caligula dönemi, sınırsız gücün bir insanı nasıl değiştirebileceğini gösterir. Roma’nın korku, suskunluk ve çıkar ilişkileriyle nasıl çürüdüğünü Claudius’un gözlerinden görürüz. İktidar için yapılan entrikalar, cinayetler ve ihanetler arasında Claudius hiç istemediği halde Roma tahtına yükselir. Herkesin küçümsediği bu adam artık imparator olmuştur. İmparator olduktan sonra halkın sorunlarını gören, devlet işleriyle ilgilenen ve bazı önemli reformlar yapan bir hükümdar olur. Britanya’nın fethi onun döneminin en önemli olaylarından biridir. Ancak içinde taşıdığı eski Roma Cumhuriyeti sevgisi ile sahip olduğu imparatorluk makamı arasında büyük bir
Tarihi Roman
Tanrı ClaudiusRobert Graves · Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları · 2022271 okunma
9/10
·152 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:11
‘Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir ?’ Okurken sinirden kitabı yırtasım geldi. Ah melek ah balım. Yaşanmış olması da canımı çok acıtan bir hikaye. Okudukça gelen sinir krizleri. Herkesin herşeyi bilmesi ve ses çıkarmamasına duyulan öfke.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma