birahanenin işletmecisi de en az sahibi kadar gizemli birisidir. ondan laf arasında ''patron'' diye bahsederler. o da -sağ olsun- tıpkı yer sahibi gibi uğramaz, etmez. bugüne kadar müdür haricinde kendisini gören olmamıştır. müdür de ser verir ama sır vermez. belki o bile görmemiştir patron'u ama görmüş gibi yapar.
Nasıl ki pili biten bir cihaz, ancak şarj edilerek yeniden ak-tif hâle gelirse, zikir de insana mânevî bir zindelik ve canlılık kazandırır. Nitekim Peygamber Efendimiz;
"Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misâli, diri ile ölünün misâli gibidir." buyurmuşlardır. (Buhârî, Deavât, 66)
Makbul bir kıvamda îfâ edilen zikir sayesinde kalbin marazları (hastalıkları) gider, kiri-pası temizlenir, nûr ile dolar, rikkat ve hassasiyet kazanarak ilâhî sır ve hikmetlere âşinâ hâle gelir. Kalp atışları Hakk'a göre olunca da, niyetler ve ameller seviye kazanır.
Bir mü'min, besmele çekerek bir kardeşine çelme takamaz. Kalbi Allah ile olan bir mü'min, O'nun kullarının kalbine bir diken batıramaz. Hatta Yaratan'ından ötürü bütün mahlūkāta şefkatle nazar eder, bir karıncayı dahî incitmekten titizlikle sakınır.