Agnes geldiği yoldan bu kez daha yavaş adımlarla geri dönüyor, aynı sokaklarda yürümek yolu gerisingeri gitmek ne tuhaf; tüy kalem misali ayaklarıyla yazdıklarının, yazılı sözcüklerin üzerinden geçer, yeniden yazar, siler gibi. Ayrılıklar ne tuhaf aslında çok basit geliyor bir dakika önce, dört beş dakika önce, kocası orada, yanındaydı şimdiyse yok. Bir an onunla birlikteydi sonraki an tek başına. Kendini fazla göz önünde,üşümüş gibi, soyulmuş soğan gibi hissediyor.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Konuşamıyorum. İçine hapsolduğum sessizlik, göğüs kafesimi pis kokulu cerahatle dolduruyor, paslı bir mengene olup ruhumu sarıyor, boğuluyorum. Göğsümü deşip içinde birikenleri çıkarıp atmak istiyorum. Beceremiyorum. Bir süs bitkisine dönüşmüş olan bedenimi sulamalarını, o minicik saksıya zaten zar zor, sığan soğan köklerimi güçlendirip pazarlandırmalarını istemediğimi onlara bir türlü anlatamıyorum. Sanırım büyümekten, içinde bulunduğum saksının bana dar gelmesinden, o daracık yerde solup gitmekten endişe ediyorum. Bir seçim yapmak mecburiyetiyle kıvranıyorum. Suya mı, yoksa yalnızlığa mı razı geleceğim ? Yok olmaktan mı , yoksa yalnız kalmaktan mı daha çok çekindiğimi bilemiyorum
Sayfa 126
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nakış bulgur pilavını sofraya indirdi. Bir yığın çocuk aynı anda tencereyi sardı. Bayan Nakış bir tomar tahta kaşık attı sofraya. Kuru soğan, ayran ve yufka ekmeği getirdi. Süleyman Nakış soğanları yumruğuyla kırdı. İki tanesini ateşe gömdü. Tencere kaşık saldırısına uğradı.
Sayfa 332 - UMUT YAYIMCILIK 7. BASKI: MAYIS 1998·Kitabı okuyor
Alıntı
Çünkü o hırçın mı hırçın, kötü kocakarı benim.
"ömrümce sadaka olarak topu topu bir baş soğan verdim; yaptığım iyilik bundan ibaret… Bunun için bir daha beni övme Alyoşa, iyi kalpli bilme beni, kötüyüm, hırçın mı hırçınım. Övmekle utandırırsın beni."
Sayfa 641 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okuyor
Alıntı
Ayrılıklar ne tuhaf.
Aynı sokaklarda yürümek, yolu gerisingeri gitmek ne tuhaf; tüy kalem misali ayaklarıyla yazdıklarının, yazılı sözcüklerin üzerinden geçer, yeniden yazar, siler gibi. Ayrılıklar ne tuhaf. Aslında çok basit geliyor: Bir dakika önce, dört-beş dakika önce, kocası orada, yanındaydı, şimdiyse yok. Bir an onunla birlikteydi; sonraki an tek başına. Kendini fazla göz önünde, üşümüş gibi, soyulmuş soğan gibi hissediyor.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Alıntı
bu bilgiler hayat kurtarır...
Talihsiz Echo, seks işçilerinin ön sevişmenin bir parçası olarak sürekli oral seks yaptığını söyledi. Bu hareketin asıl amacının müşteride hastalık olup olmadığını rutin bir şekilde test etmek olduğunu söyledi. Frenginin tadı, köri soslu tavuğa benziyordu. Hepatit, kaparili dana eti gibiydi. Belsoğukluğu, ekşi kremalı soğan ve patates kızartması gibiydi. HIV, yağlı patlamış mısır gibiydi. Karıma baktı ve ''Anıını yalaı sam sende genital siğil olup olmadığını ve rahim ağzı kanseri olma riskini söylerim" dedi. Kanser türlerinin çoğunun tadı, tartar sosu gibidir, dedi
Alıntı