Şu kıymetli anekdotlar bu meyanda zikredilebilir: Akif, yakınlarından Hasan Basri Çantay'a, 1925 yılında Mısır'da yazdığı ve ferdi/kendini merkeze alan, derin bir tasavvufî muhtevaya sahip "Secde" şiirini okuyunca Çantay, "Üstad, siz vadiyi değiştiriyorsunuz sanırım" demiş, Akif de "Hayır kardeşim hayır! Benim asıl vadim budur [buydu]. [II. Meşrutiyet'ten beri] neşrettiklerim cemiyet-i beşeriyeye hizmet için yazılmış manzumelerdir" şeklinde cevaplamıştır"⁹⁷. Dostlarından Fuat Şemsi İnan'a mizahi bir üslupla yazdığı 6 Nisan 1925 tarihli mektubunda da, "(...) Sana en son şiirimi gönderdim. Bilmem nasıl bulacaksın? Kişi düştüğü yerden kalkar derler. Failatün, failatün derdine uğradığım hengâm-ı tufûliyyetimde [çocukluk-gençlik zamanlarımda] meczup idim; şimdi gördüğün vechile yine meczubâne vadilere rücû ediyorum. [1910 yılında yayınlanan] 'Mahalle Kahvesi'ni yazan herifle [1925 telif tarihli ve yine Mısır'da yazılmış] bu 'Hicran'ı nazmeden herifin aynı herif olduğu güç anlaşılır değil mi?" diyecektir⁹⁸.
Sayfa 75 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları