Saraya tam üç yüz imzalı telgraf çekildi. Ertesi gün karşılığını alıp okudular: «Osmanlı toprağında bütün eli silâh tutan mollalar ve dervişler ve hocalar Allah yolunda savaş için asker! Çünkü Büyük Savaş Fetvası çıkmıştır.»
Mollalar gömleklerinin yakalarını yırtarak bağrışmaya başladılar, sonra da gözleri karardığından başkaldırdılar:
Biz gitmeyiz! Hayır, kitapta yeri yoktur. Cümlemiz medresemizde bire kadar kalırız da gitmeyiz. Osmanlının bu zamana kadar son dayanağı nedir bakalım? Hacı, hoca, imam, molla takımı değil mi? Bunlar gâvur kılıcıyla kırılırsa İslâmın temeli çökmez mi? Hayır biz bir yere gitmeyiz.
NBA tarihinin en başarılı takımlarından biri olan San Antonio Spurs’ün soyunma odasında sosyal reformcu Jacob Riis’ten bir alıntı asılıdır: “Hiçbir şey işe
yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan
bir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kez
darbe indirmek zorundadır. Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başaranın son darbe değil, öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilirim.”
- İstediğim herkesle görüşürüm.
- İstediğim her şeyi yaparım.
- Istemediğim hiçbir şeyi yapmam.
- Istediğim her yere giderim, istemediğim hiçbir yere gitmem.
- Bana sakın karışmaya kalkma, beni son görüşün olur.