Uyarı: Pil Zayıf
Son yıllarda priz peşinde koşuyoruz. Ödümüz patlıyor o küçük, akıllı dünyamız üzerinden ulaşılamamaktan, ulaşamamaktan. Çantamızdan, yanımızdan eksik etmiyoruz şarj kablolarını. Telefona monte edilen yedek pillerden taşınabilir şarj ünitelerine, sayısız icat bulmuş bizler, mesele kendimiz olduğunda fena çuvallıyoruz. Dijital eşyalarımızın ihtiyaçları karşısında gösterdiğimiz çeviklik ve beceriyi, söz konusu fiziksel, ruhsal, zihinsel uyarılarımız olduğunda neden gösteremiyoruz? Bu işlem kimi zaman doldurmak yerine boşaltılarak yapıldığı için mi karışıyor acaba aklımız? Daha çok yerine daha az insan, daha az iş ve daha az kelime gibi. Begüm Başoğlu
Sayfa 29·Kitabı okudu
İnsana Dair
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak kısa boylu bir kadınım ben bundandır boyumdan büyük ne yazsam ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç başıma bakarsınız oysa, gülünçtür belki durup narin nazenin bir elif miktarı evet evet ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia olmasaydı sonumuz böyle ** çocuklar kalır bölünmelerden geriye yetim çocuklar; ana dilleri öfke ** besmeleni çek ve başla! tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için ** biyoloji soğukkanlı: insan doğar, büyür, yaşar ve ölür sosyoloji: arada bir yerde de okula gider ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan varlığını armağan etmeyi bir de ** eğitim şart, okullar mühim tam böyle dört bin isteyen bir dershaneyle dershane isteyen bir düzen arasında anneyim diyecektim kapısı takılmamış sınıflar sınıflar boyası yapılmamış yakacak için ödenek var da
İzdiham
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye örneğinde ise, ülkenin Avrupa pazarına olan coğrafi yakınlığı işlem maliyetlerini düşürmekte; daha da önemlisi, Türk lirasının son yıllarda ABD doları karşısında ciddi biçimde değer kaybetmesi, emek maliyetlerini aşağı çekerek Türkiye'yi sermaye açısından daha cazip hale getirmektedir. Bu çerçevede, eşitsiz mübadele ilişkileri aracılığıyla, kapitalist sınıflar farklı üretim coğrafyaları arasında artık değerin transferini mümkün kılabilmektedir.
KURAN, ARI, MUCİZE, BİLİM.. OKU NOT AL. ÖĞREN, ÖĞRET, NAHL-68
=>Arıların Özellikleri-Bal.<= Arılar, dünyadaki düzen için temel taşı mahiyetinde canlılardır. Arıları ekosistemden çekersek insan nesli bile tehlikeye girer. Çünkü arıların bal yapmak haricinde çok önemli vazifeleri vardır. Buna rağmen arıların sadece bal yapma vazifesine bile bakılsa onların dünya için ne kadar kıymetli oldukları anlaşılır. Arılar, milyonlarca yıldır bal yapmalarına rağmen yaptıkları balın şekli hiç değişmemiştin Kraliçe arının omrü 3-5 yıl, işçi arılarının yazın 1-1,5 ay, erkek arıların ise ömürleri altı aydır. Bir arının ömrü boyunca yaptığı bal, bir çay kaşığının ancak onda biri kadardır. Yani bir çay kaşığı bal için 10 tane arının ömur boyu çalışması ve bir kilogram bal için bir kovan arının yaklaşık 240.000 kilometre uçması gerekir. Dünyanın çevresi 40.075 kilometredir. Yani bir kilogram balın üretilmesi için arıların dünyanın etrafını neredeyse altı kez dolaşacak kadar yol katetmesi gerekir. Ayrıca arılar bir kilogram bal için birkaç milyon çiçek ziyaret eder. Orijinal bir bal, iki bin sene bozulmadan yenilebilir. Böyle bir işi, tüm meslek gruplarının en iyi elemanları dahi toplansa yapamaz. Zira arı, dünyaya mükemmel bir program dahilinde gönderilmiştir. Arılar, çiçekleri gezerken arının gövdesine, kanatlarına ve ozellikle de bacaklarına tozlar-polenler bulaşır. Arılar, kondukları çiçeklerin cinsine dikkat ederler; örneğin bir gülün üzerine konan arı, ardından sümbüle değil, yine başka bir güle gider. Yani her seferinde aynı tür çiçeğin farklı fertlerini tercih eder. Bu sayede bitkiler arasında doğru şekilde döllenme gerçekleşi r ve arılar, âdeta çiçeklerin aşlamasını yapmış olur. Eğer arı, bir güle konduktan sonra gidip sümbüle veya başka bir tür çiçeğe uğrarsa, taşıdığı polen farklı bir türe ait olacağı için döllenme meydana gelmez. Arının
Baraj varken barajı aşıp da üniversi­teye yerleşenlerde durum nasıldı? Yekta Saraç, 2015 yılında YÖK başkanıyken verdiği bir mülakatta bu konuda son derece vahim bir tablo çiziyordu: Öğrencilerin, programların yürütülmesi için gerekli olan dona­nıma sahip olmadıklarına dair üniversitelerden ciddi şikayetler artmaya başladı. Ve sınavları incelediğimizde artık dört işlem bi­le bilemeyenlerin, mühendislik programına girebildiği bir vasa­tın oluştuğunu görüyoruz. Üniversiteler temel sayısal becerilerin, cümle kurmanın ve muhakeme yapmanın, yabancı dilin öğretildi­ği kurumlar olmamalı. YÖK bu sorunu aşmak için mühendislik, hukuk, tıp, eğitim gi­bi belirli fakültelerde başan sırası şartı getirdi (örneğin mühendis­lik bölümleri, puan sıralamasına göre yalnızca ilk 300.000'de olan öğrenciler tarafından tercih edebiliyor). Ancak temel sorun oldu­ğu gibi sürdü, öğrenciler pek çok programa üç beş netle girmeye devam etti. Üniversite sıralannın önemli bölümü Saraç'ın bahsetti­ği "temel sayısal beceriler" de, "cümle kurmak", "muhakeme yap­mak" gibi konularda eksik olan öğrencilerle dolduruldu.
Aristoteles
Aristoteles’in (MÖ 384-322) psikoloji konusundaki iki temel eseri vardır: varlık konusundaki ünlü eseri Metafizik ve diğeri Ruh Üzerine, Peri Psykhe veya Latince De Anima’dır. Aristoteles’in en önemli özelliği, onun sağduyuya olabildiğince yakın bir düşünür olmasıdır. Metafiziği çok büyük ölçüde mantık konusundaki görüşlerine ve biyoloji alanındaki çalışmalarına dayanır. 'Var olmak' onun gözünde, hakkında konuşulabilecek ve tam olarak tanımlanabilecek bir şey olmaktır. Buna karşın biyoloji alanındaki çalışmaları açısından, 'var olmak' dinamik bir süreç, bir değişme süreci içinde olmak anlamına gelir. Var olan her şey somut bir birey olarak var olur ve her şey maddeyle formun bir birliği olarak ortaya çıkar. Aristoteles, beden ve ruhun işlevleri hakkında kökten farklı bir bakış açısı geliştirmiştir. Aristoteles’e göre, ruh ya da psyche göz önüne alınması gereken bir yapıdır. Bu yapı düşünceler için akıldan oluşur. Neden yapıldığı, hareketi nasıl yaptığı, onu ortaya nasıl koyabileceğimiz ve onun var oluşunun son akıl gibi kavramları oluşturmuş ve sorgulamıştır. Kaslarımızı ele alacak olursak; kas liflerinden yapılır, etkisel neden bu liflerin bir araya gelmesine neden olur ve kasın kendi yapısını oluşturur. Sonuçta oluşan bu kas kasılarak uzuvda hareket oluşturur. Organların yapısı veya ruh bir materyal değildir; fakat organların doğasındadır ve organlardan ayrı olarak var olamaz. Bu yolla Aristoteles, Platon'un yaptığı "zihinsel" ve "fiziksel" ayrımdan farklı olarak "yaşayan" ve "ölü" ayrımını öne sürer. Bu nedenle, zihin kavramı Aristoteles’te geniş bir tartışma alanı bulmaz. Ona göre, ruhun yaşayan bir şeyden kaybı, var oluşunun sonlanmasıdır. Aristoteles, Ruh Üzerine adlı eserinde konuya geniş yer verir. Önce sorularla ve geçmiş felsefecilerin fikirlerini ele