Önsöz
Son dönemin kıymetli âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi, İslâmi ilimler alanında çok sayıda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserlerden biri de "Kur'an-ı Kerîm'in Türkçe Meâl-i Alîsi ve Tefsiri" isimli eseridir. Bu tefsirinde Ömer Nasuhi Bilmen Efendi muhtasar, güzel ve özlü bir eser meydana getirmiştir. Eserin içeriğine bakıldığında tefsirde, önce sûreler ve içerikleri hususunda bilgi verildikten sonra ayetlerin meali yer almakta, ardından her ayetin izah ve tefsiri yapılmaktadır. Bu kıymetli eserin dili, yazıldığı zamana göre değil, müfessirin yetiştiği döneme göredir. Bu itibarla günümüz insanlarının anlayacağı şekilde, anlaşılır bir dille sadeleştirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Halkımızın, Ömer Nasuhi Efendinin eserlerine karşı muhabbet dolu bir tutum içerisinde olduğu herkesin malumudur. Bu tefsirle ilgili çalışmayı yapmak istediğimizde bunu da dikkate alarak elimizden gelen gayreti sarf ettik ve çalışmayı tamamladık. Tevfik Allah'tandır. Not: Orijinal, Kur'ân-ı Kerim'in Türkçe Meâl-i Alisi ve Tefsiri 8 cilttir. Bu çalışmamızın sayfa sayıları daha fazla olmasına rağmen ciltlerin sayfa sayısını yüksek tutarak 7 cild olarak hazırladık. Hüsamettin VANLIOĞLU Fatih KALENDER
Kitap Alıntısı
Ve Son..
Not: lütfen eğer vaktiniz olursa Algernonun arka bahçedeki mezarına birkaç çiçek koyun olurmu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Son görüş ve şafak, 15-19 Temmuz 2016 04.00-05.00
Bir yaprak yırtılıp yere düştü. Üstünde bir cümle yazıyordu: "Eğer bir gün susulursa kelimelerimi gömün; ama not edin, ben gördüm. "
Sayfa 237 - MAHLAS·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Son..
"Not: lütfen eğer vaktiniz olursa Algernonun arka bahçedeki mezarına birkaç çiçek koyun olurmu."
Sayfa 325 - Charlie·Kitabı okudu
John Peter Eckermann
Bugünlerde Goethe ile yaptığım görüşmeler çok verimli geçti, ama ben onun söylediği birçok şeyin önemli olanlarını not alamayacak kadar başka şeylerle meşguldüm. Aşağıda sadece hangi bağlamda, hangi nedenle söylenmiş olduğunu unuttuğum ayrıntıları gündeme not düşmüşüm: "İnsanlar suda yüzerken birbirine çarpan çömlekler gibidir." "Sabahları insan çok akıllı ama aynı zamanda da çok endişeli olur; endişe aynı zamanda akıllılıktır çünkü, her ne kadar edilgen olsa da aptallık endişe bilmez." "İnsan gençlik hatalarını yaşlılığa taşımamalıdır; çünkü yaşlılığın zaten kendine özgü birçok zayıf tarafı vardır." "Sarayda yaşam müzik gibidir, orada herkes nerede durup, nerede çalmak gerektiğini bilmek zorundadır." "Sarayda yaşayanlar zamanlarını seremonilerle doldurmasını bilmeselerdi, sıkıntıdan ölürlerdi herhalde." "Olur olmaz her şeyde, bir prense tahttan feragat etmesini tavsiye etmek iyi bir şey değildir." "Oyuncu yetiştirmek isteyen kişinin sonsuz sabrı olmalı."
Alıntı
Gold is no master out of its own will and yet it rules the whole, despised and greedily demanded, an inexorable ruler. It lies and waits. He who sees it longs for it. Gold does not follow one around. It lies silently, with a brightly gleaming countenance, self-sufficient, a king that needs no proof of its power. Everyone seeks after it, few find it, but even the smallest piece is highly esteemed. It neither gives nor squanders itself. Everyone takes it where he finds it, and anxiously ensures that he doesn't lose the smallest part of it. Everyone denies that he depends on it, and yet he secretly stretches out his hand longingly toward it. Must gold prove its necessity? It is proven through the longing of men. Ask it: who takes me? He who takes it, has it. Gold does not stir. It sleeps and shines. Its brilliance confuses the senses. Without a word, it promises everything that men deem desirable. It ruins those to be ruined and helps those on the rise to ascend. (Altın, kendi iradesiyle efendi değildir; yine de her şeye hükmeder; hor görülür ve açgözlülükle talep edilir; merhametsiz bir hükümdardır. Orada yatıp bekler. Onu gören kişi ona özlem duyar. Altın insanın peşinden koşmaz. Sessizce, parlak bir yüzle, kendine yeten, gücünün kanıtlanmasına gerek duymayan bir kral gibi yatmaktadır. Herkes onu arar, çok azı bulur, ama en küçük parçası bile son derece değerlidir. Ne verir ne de israf eder. Herkes onu bulduğu yerde alır ve en ufak bir parçasını bile kaybetmemek için endişeyle özen gösterir. Herkes ona bağımlı olduğunu inkar eder, ama yine de gizlice elini özlemle ona doğru uzatır. Altının gerekliliğini kanıtlaması mı gerekir? Bu, insanların özlemiyle kanıtlanmıştır. Ona sorun: “Beni kim alır?” Onu alan, ona sahip olur. Altın kıpırdamaz. Uykuya dalar ve parlar. Işığı
Sayfa 644 - Book: 5·Kitabı okuyor
Psikoloji