Benim Gözümden Oblomov
Puan vermedi·617 syf.··
2026 1. kitabı
Oblomov benim için yalnızca bir roman değil, bir ruh hâlinin kelimelere dökülmüş haliydi. Kitap boyunca Oblomov’un tembelliği, kararsızlığı ve hayata tutunamıyor oluşu çoğu zaman eleştirilecek bir özellik gibi sunulsa da, ben bu hâlin ardında derin bir kırılganlık ve yalnızlık gördüm. Bu yüzden Oblomov’u okurken ona kızmaktan çok onu anladığımı fark ettim. Ancak romanı bu kadar etkileyici kılan şey yalnızca Oblomov’un karakteri değil; romandaki her karakterin şaşırtıcı derecede gerçekçi olmasıydı. Stolz’un sürekli harekete geçme ihtiyacı, Olga’nın idealleri ve beklentileri, Agafya Matveyevna’nın sessiz ama derin sevgisi… Hepsi farklı yönleriyle insana çok tanıdık geliyor. Bu karakterlerin her birinde kendimizden bir parça görmek mümkün. Kimi zaman Oblomov gibi erteleyen, kimi zaman Stolz gibi kaçmadan koşan, kimi zaman Olga gibi birini değiştirebileceğine inanan ya da Agafya gibi karşılıksız sevmeyi seçen biri olabiliyoruz. Romanın sonu ise, “oblomovluk” kelimesine anlam kazandırmak için bundan daha doğru bir şekilde bitirilemezdi diye düşünüyorum. Oblomov’un hayatı boyunca kaçtığı dünyadan, sessizce ve fark edilmeden ayrılması; aslında onun tüm yaşam biçiminin bir özeti gibiydi. Özellikle Agafya Matveyevna’nın onu bu kadar sevmesine rağmen, Oblomov’un ölüm anında tamamen yalnız olması ve son nefesini kimsenin duymaması beni derinden etkiledi. Bu sahne bana, sevilmenin her zaman anlaşılmak ya da paylaşılmak anlamına gelmediğini hissettirdi. Oblomov’un ölümü dramatik bir doruk noktasından çok, neredeyse fark edilmeden gerçekleşen bir sönüş gibiydi. Ve tam da bu yüzden çok gerçekti. Kitabı bitirdiğimde içimde büyük bir boşluk kaldı; çünkü Oblomov’un hikâyesi sona ermiş olsa da, onun temsil ettiği “oblomovluk” hâlinin hâlâ pek çok insanın içinde yaşadığını düşündüm.
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · İletişim Yayınları · 201949,8bin okunma
Çengelköy Defteri
Puan vermedi·112 syf.·
2025 198. kitabı
O günü yazacağım; o gün yazabileceğimi yazacağım.”(s. 6) Bilge Karasu Oruç Aruoba güncelerini, gözlemlerini ve iç konuşmalarını şiire yaklaşan bir dille kaleme aldığı Çengelköy Defteri ‘nde zamanı günlere, günleri sözcüklere evirerek ilerleyen bir anlatıyla, felsefesini gündelik hayatın kırılganlığıyla yumuşatıyor. “İnsan birşeyi yazabiliyorsa, bu anlamlıdır insan, çünkü, ‘anlamsız’ı yazamaz…”(s. 13) Anlatımıyla okurunu yavaşlayan bir bakışa çağırıyor, sözcükleri gündeliğin içinde açılan küçük ayrıntılara bakan bir inceliğe, soyuttan somuta, düşünceden manzaraya akan bir dikkat çizgisi kuruyor. İsmindeki Defter, titizliğini yansıtıyor. Kitap, gün gün ilerleyen bir defter örgüsü içinde, Aruoba’nın Çengelköy’de geçirdiği zamanların kısa gözlemlerini, haikularını, düşüncelerini ve iç konuşmalarını içeriyor. “Şehir geri çekiliyor — ışıkları küçülüp, belirsizleşiyor…”(s. 24) Penceresinden yazdıklarıyla Boğaza, ışıklara, martılara, rüzgara, mevsim geçişlerine ve kendi iç dünyasına baktığı bir zaman kaydı niteliği taşıyor. Bir çakarın yanıp sönüş ritmini bile felsefi bir ciddiyetle izliyor, küçük penceresini büyük bir felsefi dünyanın geçidi haline getiriyor. Kitap, aslında bir defter tutmanın yaşarken düşündüklerimizi yazıya dökmenin imkanını gösteriyor. Aruoba, hayatımızdaki en küçük ayrıntıların bile varoluşa açılan kapılar olduğunu şiirsel bir üslupla hissettiriyor. Okuyanı çevresindekileri dikkatle gözlemlemeye çağırıyor, zaten Aruoba okumanın en keyifli yanı, okudukça hayata dair her şeye karşı dikkatin belirgin biçimde artması, bakışın incelmesi ve duyuların keskinleşmesi diyebilirim. Herkese keyifli okumalar.
Düşünce
Çengelköy DefteriOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 2019452 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·622 syf.··
2025 14. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 17:07
Klasiklerin neden klasik olduğunu bir kere daha anlamamı sağlayan kitap oldu Oblomov. Kalın olduğu için cesaret edip başlayamıyordum ama Baro Edebiyat Komisyonu sayesinde elime alıp okudum. Diyaloglara da fazlaca yer verdiği için gayet akıcı bir kitaptı diyebilirim. Oblomovluk terimini edebiyata kazandıran bir eser, kitabın ilk bölümünde bir günde karakterin odasına giren çıkanlar, odanın durumu, sorunlardan kaçmak için sürekli uyuması ve ertelemesi detaylıca anlatılmış. Sonraki sayfalarda Oblomov’un davranışları için bu tahlilleri referans alabiliyorsunuz. Bir şeylere başlamak için sürekli erteleyen, üşenen hayatı çocukluğumdaki çiftlikte Oblomovka’da gördüğü gibi yaşayıp tüketmek isteyen bir karakter. Ataları gibi bir çiftlikte yaşayıp ölecek, bir çorabını bile kendi giymeden yetiştirilmiş bir soylu. Zamanın dönüşümü ile tiyatro opera gibi faaliyetler gitmeyi soyluluk göstergesi olduğu için zoraki yapıyor çoğu kez buna bile gitmiyor. Bu karakterin tam zıddı ise ailesi tarafından genç yaşta dışarı gönderilmiş ve sorumluluk verilmiş yarı alman Ştolts. Oblomov’un ilkel yönü olan id e sürekli süperego figürü olarak değişim baskısı yapıyor Olga ile beraber. Ancak Oblomov’un ego su burada denge kuramayıp kendini kaçışa yani yatağa ve uyumaya itiyor. Klasiklerde yer alan bu tarz psikolojik gönderme ve dokundurmalar bireylerin iç yüzü ve davranışlarını anlamlandırmada gayet keyifli oluyor. Olga ile yaşanan imkansız aşk, alevlenme ve sönüş, oysa böyle olacağını biliyordu Oblomov kendini biliyor değişmek istemeyeceğini de biliyor. Koşturmacalı bir yaşam ona çok zor ve de gereksiz geliyor. Cahil değil halbuki aksine gayet kültürlü ve donanımlı ne de olsa o bir soylu:) ama değişim isteği yok, kendimden memnun konfor alanı onun için yeterli zira maddi kaygısı yok. Gerçi
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Toplumun Maskesini Düşüren Bir Deney
10/10
·261 syf.··
2025 65. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 15:30
Ünlü Alman gazeteci-yazar Günter Wallraff, 1983 yılında radikal bir deneye girişti: İki yıl boyunca kimliğini bir kenara bırakarak, Federal Almanya'daki yüz binlerce Türk işçiden biri olan "Ali Levent Sinirlioğlu" kimliğine büründü. Bu sıradışı rol değişimi, sadece bir kılık değiştirme oyunu değil, modern bir sanayi toplumunun en karanlık dehlizlerine inen, acımasız ve sarsıcı bir yolculuktu. Peki, Wallraff'ı bu zorlu yola iten neydi? Wallraff, "Önsöz Yerine" bölümünde deneyinin temel motivasyonunu açıkça ortaya koyar. İki temel amacı vardı: Gelişmiş bir sanayi toplumunun ortasında "en alttakilerin", yani yabancı işçilerin yaşadığı "akıl almaz dramı" kamuoyuna duyurmak ve toplumun "gerçek yüzlerini görebilmek için insanın kendi gerçek yüzünü saklaması" gerektiği fikrini kanıtlamak. Wallraff, bir Türk işçisi olduğunda, insanların ve kurumların maskelerini indirerek kendisine nasıl davrandıklarını en çıplak haliyle belgelemek istiyordu. Wallraff bu role sadece siyah bir peruk takıp koyu renkli lensler kullanarak hazırlanmadı. "En pis işlerde" çalışırken bedenen yıkılıp geçmemek için yoğun bir hazırlık döneminden geçti; düzenli spor yaparak iyi bir maraton koşucusu oldu ve deneyin başında ciğerlerine yedi litre hava çekebilecek bir kapasiteye ulaştı. Bu hazırlık, deneyin ne kadar zorlu olacağının bir göstergesi olduğu kadar, ödenen bedelin de kanıtıdır. Deneyin sonunda Wallraff'ın kendisi de bir kurbana dönüşmüştü: "'Ali' olarak iki yıl çalıştıktan sonra kapasitem beş buçuk litreye düştü. Thyssen'in zehirli tozlarından kaptığım bronşit, müzminleşti bile." Bu fiziksel yıkım, deneyin sadece bir yöntem değil, aynı zamanda bedel ödenen bir tanıklık olduğunu en başından ortaya koyar. Bu inceleme, Wallraff'ın "Ali" olarak yaşadığı deneyimler üzerinden, kitabın
Araştırma-İnceleme
En AlttakilerGünter Wallraff · Milliyet Yayınları · 1985257 okunma
7/10
·368 syf.··
2024 7. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2024 18:56
Baştan belirtmek isterim ki yorumum spoiler içerebilirr. Kitabı hiç fikir sahibi olmayarak okumaya başladım yorumların hiç birini okumadım booktokta falan görünce direkt geçtim ve sonunda fırsat bulup okudum. Böyle sıfır spoiler ile başlayınca 24.bölüme kadar olan kısım gerçekten beni benden aldı, her ne kadar Ceciliayı pek sevemesemde Seanla aralarındaki o tutkuya bayıldım okurken. Gerçekten bütün sayfaları o kıvılcımları hissederek çevirdim ve uzun zamandır fantastik dışında böyle heyecanlandıran bi kitap yok beni diye düşünüyordum ki tam 24. Bölüm ve özellikle 25 ve devamında bütün hevesim kursağımda kaldı. Cecilia sen ne salak ne doyumsuz bir karaktersin gerçekten yaptığın şeyler ve kendini inandırdığın gerekçeler o kadar basitleştirdi ki seni gözümde sinir olarak geçtim resmen sayfaları. Sean senin neyine yetmedi diyerek sarsmak istedim omuzlarından. Dominic ortalamaydı benim için ama Sean'a bayıldımmm, her ne kadar asla iki erkekle de olan manipülatif konuşmaları ilişkileri vs beğenmesemde ikisinin karakterine de çoğu yerde sinir olsamda Seanın o tutkulu aşık halleri beni benden aldı. Ve büyük sır benim için fos çıktı. Ehh bu muydu dedim okuyunca. Yazar gerdikçe gerdi okurken meraklandırdı ama sonuş boştu bence. Bu kitap için olmasada ikincisi için baya spoiler yedim malesef bugün o yüzden onu okur muyum ıdk, yine de 24. Bölüme kadar olan kısım benden 7 puanı kopardı.
SürüKate Stewart · Olimpos Yayınları · 2023456 okunma
Orhan Veli Kanık / Bütün Şiirleri
10/10
·247 syf.··
2023 2. kitabı
Herkese Merhaba "Bir gülüşü güzel Asırlık, su, dost Ahşap kokusu bu Güzel yani, şimdi güzel " Bu sözlerle sundugu, bu harikulâde eser için kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Yüreği güzel dost Saygılar #kostarica Evet gelelim eserimize. Bugün sizleri #orhanvelikanık dan #bütünşiirleri eseri ile buluşturmak istiyorum. Eser Harikulade. Sonuş ve önsöz bölümlerine bayıldım. Eğer bu eseri okumak isterseniz lütfen bu bölümleri Es geçmeyin diyorum. Orhan Veli Kanık kalemini o kadar güzel konuşturmuş ki ;özgürce ,apaçık, kural tanımaz ,ruhu ile kalemi bir bütün olmuş halde göreceksiniz. Kendisi şairlerin şiir yazarken bir düzen ve kural içerisinde olmalarına, yeri gelmiş karşı çıkmıştır. Ruhu bağlayan durum olarak belirtir bu durumu. "Eğer benim ruhum sözcükleri nasıl istiyorsa öyle dökmeli , kâfiyesine ,ölçüsüne bakmadan" der. Akşam rüzgarının hoyratça esmesi gibidir bazı sözcükler , insana dokunsa da bu hayatın gerçeğidir ve Orhan Veli bunu muazzam bir şekilde sözlerine ve şiirlerine dökmüştür. Birinci bölümü Orhan Veli'nin bugüne kadar duyulmuş ve bilinmiş şiirleri ile oluşmakta ,ikinci bir bölümü ise hiç duyulmamış ve yayınlanmamış şiirler ile okuyucuyu karşılamakta. Ben o kadar büyük haz aldım ki ;size anlatamam ve bir de şunu gördüm Orhan Veli'yi çok ileriki zamana taşıyan ve destekleyen arkadaş çevresi olmuştur. Kendi gibi edebiyata düşkün, kendi gibi şiirlerin içerisine dalan arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet ile ortaokul döneminden itibaren beraber olup hiç kopmamışlardır. Birbirlerini destekleyen aralarındaki bu dostluk bağı onları edebiyatın şiirin ve kitap kokusunun içinde sarıp sarmalar. Ne deyim , nasıl deyim bilemiyorum ama diyorum ki; Orhan Veli'nin kalemiyle hisleriyle ve sözleriyle sizler de tanışın. Yüreğinizde bulunan güzel
Şiir
Bütün ŞiirleriOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 202431,3bin okunma