9/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
#yorum Bazen bir cinayeti çözdüğünü sanarken aslında karanlıkları çözerken bulursun kendini. Mutlu hafta sonları olsun. Çok severek ve acaba ne olacak diye sayfaları hızla çevirdiğim bir kitabın yorumuyla sizlerleyim Kitabımız, iki yaşında bir çocuğun kaybolması ve bulunan tüm delillerin anneyi hedef haline getirdiği bir gerçekle başlıyor. Bu davanın çözümü için özellikle tutulan dedektif Charlie Parker kimin suçlu olduğunu bulmaya çalışırken, sadece bir davayla değil de görünmeyenlerin ağırlığı ve sırların varlığıyla karşılaşarak, olayın görünenden çok daha başka olduğunu, ve buna bağlı olarak da herkesin suçlu olabileceğini üstelik sessiz kalan herkesin aslında birçok şeyi bildiğini fark ediyor. İşte bu noktadan sonra olay bir kayıp vakasından çok, psikolojik gerilim, gizem ve korku unsurlarının da dahil olduğu haline bürünüyor. Geçmiş ile bugün arasındaki bağlantılar çözüldükçe susulan durumlar açığa çıkarak kitap boyunca devam eden o karanlık ve kasvetli atmosferi daha da güçlendiriyor. Aynı zamanda dedektif kendi iç çatışmalarıyla beraber davayı çözerken bazı noktalarda doğaüstü ögelerden de yararlanarak, olayın daha başka bir boyuta taşınmasını ve tam olarak parçaların yerine oturarak hikayenin bütünlüğünü korumasını sağlıyor. Olaylar çok iyi ve olması gereken şekilde ilerliyor zaman zaman bir ufak yavaşlama hissi geliyor ama bu da davanın çözülmesi ve bunun yansıtılması açısından da çok iyi kurgulanmış. Üstelik aralara iliştirilmiş doğaüstü olaylar ve ifadeler kitabın derinliğini zirveye taşımış. Ayrı bir pencereden bakıp farklı bakış açısı kazanmamızı sağlamış. Kitap boyunca her sayfada ister istemez kendimize sorular soruyoruz. Olayların gelişimi önyargıların kırılıp -ya böyleyse, ya başka bir şey olduysa- sorgulama yapma düşüncesini de okuyucuya empoze
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202693 okunma
İkiye Bölünen Vikont
Puan vermedi·102 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
İkiye Bölünen Vikont, insanın bölünmüş doğasını sorgulayan güçlü bir felsefi alegori. Italo Calvino, fantastik bir hikâyenin içine insan ruhuna dair derin bir sorgulama yerleştiriyor. Medardo'nun ikiye bölünmesi yalnızca bedensel bir ayrılık değil; insanın iyiliğiyle, kötülüğüyle, zaaflarıyla ve erdemleriyle bir bütün olduğunun simgesi. Bu yönüyle roman, Carl Gustav Jung'un bireyleşme sürecini ve "gölge" kavramını hatırlatan güçlü bir psikolojik okuma da sunuyor.Felsefe ve Jung okumaları yapanların ilgisini çekecek bir kitap. Çoğumuz dünyayı yalnızca iyiliğin kurtaracağına inanırız. Oysa romanın sonunda görüyoruz ki ne mutlak kötülük ne de mutlak iyilik insan doğasına uygun. Dünya, kusurlu insanların birlikte yaşamayı öğrenmesiyle güzelleşebilir sanki. Belki de ihtiyacımız olan şey kusursuz insanlar değil; kendini tanıyan, kusurlarının farkında olan ve onları yönetebilen insanlardır. Son sayfayı çevirdiğinizde hikâye bitiyor ama düşünceler sizinle yaşamaya devam ediyor. Kitaptan birkaç alıntı bırakayım buraya... "Her şeyin eksiksiz olması için eksiksiz bir vikont yeterli olmayacaktı." "Duygularımız renksizleşiyor, köreliyordu; çünkü kendimizi kötülükle erdem arasında yitirip gitmiş hissediyorduk, ikisi de insan doğasına aykırıydı."
1000Kitap
İkiye Bölünen VikontItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2011637 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·724 syf.··
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 22:42
Tutunamayanlar, hem sevilen hem de sıkça yarım bırakılan bir roman olduğu çokça söyleniyor. Kitap zaman ve mekân arasında sık sık geçişler yapan, hayali kahramanlar ve karmaşık bir kurguya sahip olması nedeniyle özellikle ilk bölümlerde okuyucuyu zorlayabilyor. İlk yarısı, bağımsız konular arasında sık geçişler nedeniyle kafa karıştırıcı görünse de ikinci yarı, daha akıcı ve net bir anlatımla ilerliyor. Turgut’un üniversiteden arkadaşı olan hassas ruhlu Selim’in, modern toplumda kendine yer bulamayarak anlaşılmadığını düşünmesi ve yaşadığı derin buhran sonucunda ne yazık ki hayatına son vermesi, Turgut’u derinden etkiler. Duyduğu suçluluk, pişmanlık ve kendini sorgulama duygularıyla Turgut, Selim’in geride bıraktığı günlükler, mektuplar ve anılarının izini sürer. Bu süreçte yalnızca Selim’in hayatını değil, kendi yaşamını ve toplumla olan ilişkisini de yeniden değerlendirmeye başlıyor. Roman boyunca, Selim’in geride bıraktığı izler üzerinden yaşananlar biyografik bir anlatımla aktarılırken bireyin toplum içinde var olma mücadelesi, yalnızlık, yabancılaşma ve kimlik arayışı ele alıniyor.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475,1bin okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:48
Bu kitapta Cem adlı bir gencin yaşadıkları anlatılır. Hikâye ilerledikçe sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda baba-oğul ilişkileri, suçluluk duygusu ve kader üzerine derin bir sorgulama olduğunu fark ediyoruz. Kırmızı saçlı kadın karakteri gizemli yapısıyla okuyucunun ilgisini sürekli canlı tutuyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, olayların yavaş yavaş açığa çıkması ve sonunda beklenmedik bağlantıların ortaya çıkmasıydı. Dilinin akıcı olması da kitabı daha sürükleyici hâle getiriyor. Bazı bölümleri düşündürücü olduğu için zaman zaman durup olayları değerlendirme ihtiyacı hissediliyor. Genel olarak Kırmızı Saçlı Kadın, hem merak unsuru taşıyan hem de insan ilişkileri üzerine düşündüren etkileyici bir roman. Farklı bakış açıları kazandıran, okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
Beklenen An Geldi
Puan vermedi·656 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 09:57
Sekiz yıllık suskunluğunu Sırların Sırrı kitabı ile bozan Dan Brown, her zamanki gibi edebiyat tarihine geçecek bir esere imza atmış. Kitaplarındaki konular ile okurun sorgulama yetisini güçlendiren Brown bu kez "bilinç" üzerinden yeni bir sorgulama başlatıyor. Bilincin fiziksel mi yoksa beden dışı mı var olduğunu sorgulayan ve bunu da bilimsel açıklamalar ile ele alan Brown ölümden sonra ne olacağına dair de fikir sunmuş oluyor. Anlatımlarında tarihsel dokulara, sosyolojiye, arkeolojiye ve bilime ağırlık veren yazarımız sekiz yıllık suskunluğunu da temposundan bir adım geri kalmamış. Aksine uzun yılların suskunluğunu anlatımlarına güç vermiş diyebilirim. Kitabın polisiye anlarını anlatmaya bile gerek görmüyorum. Artık Brown ile özdeşleşen bir kurguyu net bir şekilde görüyoruz. Uzun yıllar üzerinde durulabilecek, anlatılanların gerçek olup olmadığı sorgulanacak, acaba bir zaman sonra insanlık bunları yaşayacak mı düşüncesine sokacak bir eser. Bir solukta okunup son sayfasından sonra akıllarda bir çok soru bırakan bir Dan Brown klasiği.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,059 okunma
Gen Bencildir - Richard Dawkins
9/10
·329 syf.··
2026 227. kitabı
Richard Dawkins’in Gen Bencildir eseri, popüler algının iddia ettiği gibi sadece biyolojik bir mekanizmayı tasvir eden kuru bir bilim kitabı değildir; insan eylemlerinin en derin, en karanlık ve en rasyonel kökenlerine inen deterministik bir başyapıttır. Kitabın ortaya koyduğu çıplak gerçeklik nettir: Bizler, genlerin kendilerini kopyalamak ve korumak adına inşa ettikleri birer "hayatta kalım makinesiyiz." Ancak bu mekanizmanın dış dünyaya yansıması, bireyin ve toplumun bilinç filtresine göre sarsıcı kırılmalara uğrar. Kitap boyunca evrimsel kararlı stratejiler ve rasyonel detaylar üzerinden anlatılan bu sistem, insan zihninin ve kültürün devreye girdiği noktada devasa bir deterministik kumar alanına dönüşür. Gen, istisnasız her insana aynı temel ve ilkel donanımı yükler: Açlık, cinsellik, kabileye ait olma arzusu, ödül (dopamin) mekanizması ve her şeyin ötesinde bir "sonsuz olma/hayatta kalma" dürtüsü. Sistem, bu ham kodların çevreyle etkileşimi üzerinden yürür. İşte tam bu noktada, bireyin algı, zeka ve sorgulama kalitesi, genin nihai kaderini belirleyen en büyük filtre haline gelir. Bu deterministik ağın en radikal ve uç örneği, kör inancın pençesindeki bir intihar bombacısının eylemidir. Nesnel ve biyolojik gerçeklik açısından bakıldığında, kendini patlatan bir birey kendi genlerini saniyeler içinde küle çevirerek mutlak bir evrimsel başarısızlığa imza atar. O, Dawkins’in tabiriyle "Mem" adı verilen zihinsel bir inanç virüsü tarafından hacklenmiş, sistemi çökertilmiş bir robottur. Ancak olaya eylemi gerçekleştiren öznenin içsel ve algısal gerçekliği açısından bakıldığında, mekanizmanın motoru yine genin yüklediği o ham "sonsuz yaşama ve üreme" kodudur. Düşük bilinç ve dogmatik algı filtresine sahip bir zihin; cennet, ebediyet ve huriler gibi soyut vaatlerle
Biyoloji
Gen BencildirRichard Dawkins · Tübitak Yayınları · 02,072 okunma