Liberal bireyciliğin en az Nietzsche’den bu yana yapmaya çalıştığı şey, dinsel öğretinin sadece dogmatik değil, sürekli kendini kayırdığı için aynı zamanda ikiyüzlü ve alçak olan ahlakından
kurtulmak adına, tüm ahlakı felsefi sorgulama dünyasından kapı dışarı etmeye ve insanı eylemlerinin ahlaki sorumluluğundan azade hale getirmeye çalışmaktır. Ama 20. yüzyılın tartışmasız en önemli aydınlarından biri olan Sartre, her konuda haklı olmasa da buna karşı dururken çok haklıdır: Varoluş sorumluluktur.
Bencillik, günümüzde bireyi ve özel mülkiyeti kutsayan egemen ideolojinin iddia ettiği üzere her türlü organizmanın her türlü hayatta kalma davranışı değildir. Bu iddianın amacı, bencilliği bir etik sorgulama kategorisi olarak işlevsiz hale getirmektir. Ne var ki bu iddia, etikten önce, epistemolojik açıdan saçmadır zira herhangi bir ayırt edici kategori, bir evrenin tamamını tanımlayamaz. Bütün canlı organizmalar hayatta kalma eyleminde bulunuyor olduğu için bencilse, fotosentez yapan ağaç,kuş kovalayan kedi veya memeye saldıran bebek arasında hiçbir kategorik fark yok demektir, dolayısıyla “Her canlı bencildir.” ile “Hiçbir canlı bencil değildir.” önermeleri arasında da fark yoktur.
Bir ağacın fotosentez yapması, Bir kedinin av peşinde koşması, Bir bebeğin emmesi, hepsi hayatta kalmaya yönelik davranışlardır. Eğer bunların hepsine "bencillik" denirse, bencillik kavramı artık özel bir davranışı tanımlamaz.·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!