RUH SPORUNDAN MAHRÛMLUK!..
Milliyet gazetesi: “İstanbul’da iki şey insanlarla hıncahınç dolu... Belediye otobüsleri ile futbol sahaları... Belediye otobüslerinde yankesiciler, futbol sahalarında kalitesiz profesyonel futbolcular kötü futbolla halkın paralarını devamlı çalmalarına rağmen, insanlar ne otobüse binmekten ne de stad kapısından içeri girmekten vazgeçiyor... Sizce bu vazgeçilmezliğin sebepleri nelerdir?” Üstadım cevaplıyor: “Otobüs kalabalığını önleyemezsiniz... Fakat stad kalabalığını halkın ve gençliğin ruh sporundan mahrumluğuna bağlayabilirsiniz!”
Yevmiye: Ruh Sporundan Mahrumluk, ″KUŞ GAGASI VE DUDAK″ başlıklı 24 Mayıs bölümü, İBDA Yayınları
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
17 Eylül 1967'de Kayseri-Sivas maçının oynandığı stad, futbolun hâlâ arsada oynanabileceğine dair inanç taşıyanların son hesabının kesildiği yerdir. Arena, sadece gladyatörlerin alanda futbol oynadıkları mekanı da aşarak tüm stada yayılmıştır. Karşılıklı sahaya çıkan 22 kişinin yerini, stadı dolduran on binler almıştır. Kayseri'de yaşananlarla birlikte maç yapma,oyun oynama duygusunun son masumiyet kırıntıları da sofradan silkelenmiştir. O gün onlarca Sivaslıyı öldürerek zafer duygusu yaşayan zihniyet, onların çocuklarını da 26 yıl sonra, 2 Temmuz 1993 günü bir otele kıstırıp yakmıştır. Arenada, stadın altında beklerken, yukarıda savaşan arkadaşlarının tepelerine sızan kanıyla boyanan savaşçıların yerini, komşusunun, hemşehrisinin kanıyla boyanan bir güruh aldı. Her yer arena ve hepimiz gladyatörüz artık!
Sayfa 153·Kitabı okudu
Hayata Dair
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnönü Stadyumu
"27 Kasım 1947'de Beşiktaş ile İsveç'in AIK takımları arasında oynanan maçla stad hizmete açılmıştır."
Sayfa 173 - Yeditepe
Stad şiirinden
Çoğu alabildiğine koşuyordu yönlere Ve doğu yoktu ve batı yoktu Ve güney ve kuzey yoktu Belki varırız diyorlardı oysa 'nereden' 'nereye' de yoktu
Sayfa 301
Şiir
“•Acι dίyorum Efeпdίm...!” :/
“Ceheппem, acι çeκtίğίmίz yer değίldίr; acι çeκtίğίmίzί κίmseпίп duymadιğι yerdίr.” 𖥸㋡ |•Dr. Alί Şerίatί•| |Ūstadι Rahmetle aпιyoruz.|
|•Fecr Yayιпlarι-12.Basκι-2021/Çevίrmeп: Ejder Oκumuş•|·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Alman Haas, başlangıçta çok sakindi. Gümrük memurlarının kendisine böyle bir güçlük çıkaracaklarını beklemiyor gibiydi, sonra işler ciddileşince, morali bozuldu. Ve götürüldüğü emniyet müdürlüğünde ilginç açıklamalarda bulundu. Telemen adı böylece ortaya çıkti. Haas, polis yetkililerine şunları anlatmaktaydı: "1971 senesi sonlarında veya 1972 ylı başlarındaydı. İrahim Telemen epey para kazanacağım bir iş teklifinde bulundu. Ben de kendisine, işin mahiyetini sorduğumda, bana Avrupa'nın herhangi bir yerinden alacağım malzemeyi vasıta ile Türkiye'ye götürmemi, masraflar hariç, I000 DM vereceğini beyan etti. Silahların yakalandığı vasıtay, İbrahim, Almanya'da Kircher-Kalbarer Automobile firmasından satın aldı. Kendisi Türk olduğu için benim de birkaç yıldır tanıdığım Norbert Orlikowoski adlı şahsın Üzerine kayıt ettirmiş, arabanın gizli bölmesini lbrahim, bir benzin istasyonunda yaptırmış, ben tamam olunca aldım. istanbul'da beni İbrahim karşıladı. Gümrükte bana bir müşkülat çıkarmadılar. Çıktıktan sonra rıhtımda İbrahim ile buluştuk, bana, bundan sonraki bütün seferlerde olduğu gibi, malı götüreceğim yer hakkında direktif veriyordu. Yakalanan bu sefer ile birlikte sekiz sefer yaptım. Bunların bir kısmını Ankara'ya götürüyor, Ankara'da Kemal isimli birisine Stad veya Kent otellerinde teslim ediyor, bu şahıs da vasıtayı benden alyor, birlikte bir istikamete gittikten sonra beni bir yerde indiriyor, kendisi araba ile gidiyor, bir-iki saat sonra, beni bıraktığı yere dönerek arabayı veriyor. Bu, Ankara'ya götürdügüm mallar için işlemdir. Benim hakkım olan ücreti, masraflar haricinde, bana İbrahim Telemen verirdi. Ben Türkiye'ye silah getirip burada belirttiğim şahıslara malı teslim ettikten sonra, tekrar Avrupa'ya dönüşümde İbrahim'e nerede kalacağımı söylüyordum, o
Sayfa 23·Kitabı okudu