Ah, insan kardeşlerimizi baskı altında tutup ezerken insansal hataların karanlık sonuçlarını bir kezcik aklımıza getirsek... bu karanlık sonuçların, yoğun ağır bulutlar misali, evet, yavaş yavaş, gene de önlenemez biçimde göğe yükseldiklerini ve zamanı gelince gereken intikamı başımıza yağdıracaklarını bir kez düşünsek... hayalhanemizde ölmüşlerimizin seslerinin, hiçbir güçle bastırılamayan, hiçbir buyurganlıkla susturulamayan köklü kanıtını tek bir an işitsek, şu hayatın her bir gününün beraberinde getirdiği eziyet ve haksızlıkların, ıstırap, sefalet, zulümlerin biri bile ayakta kalır mıydı hiç?
Bunu ve bunun gibi lafları sayamayacağım kadar çok insandan duydum. O iyi bir kocadır. Hayatta öyle bir şey yapmaz. Veya: Çocuklarını asla terk etmez o. Mesele şu ki insanlar bazen şaşırtıcı davranışlarda bulunurlar. Çılgınca şeyler yaparlar ve onları aslında hiç tanımadığınızı anlarsınız birden.
Ellerinin bir zamanlarki yumuşaklığını ben hiç bilmedim, avuçlarının içi ben doğmadan çok önce su toplayıp nasır tutmuştu, sonraki otuz yıl boyunca da fabrikalarda ve manikür salonlarında iyice harap oldu. Ellerin korkunç ve onları bu hale getiren her şeyden nefret ediyorum. Onların bir hayalin enkazı ve faturası olmasından nefret ediyorum.
"Bugün normal bir beyne sahip olmamız mümkün değil." Bundan yüz yıl sonra şu anki halimize dönüp bakıldığında ve neden dikkat göstermekte zorlandığımız sorulduğunda şöyle denmesi muhtemel: Etrafları beyinlerine ve odaklanma becerilerine zarar veren kirletici maddeler ve kimyasallarla doluydu.