yabancılar öyledir, saçlarına kadar dalgın, ara sıra uçlarından kırılırlar dünyaya, dünya ipimde değil! diyen bir yabancıya rastlamadım, dünya içindedir ve dalgınlıktır her şeye yabancıdır daldığı için "şu dünyada bir nesneye"
Şiir
Moskova'da Marat'ın evi...
Marat'ın anlattığına göre, bu binada savaş sırasında birçok ülkenin komünist partilerinin ileri gelenleri, Komintern temsilcileri kalmışlar. Marat, bir ara sigara dumanından biraz sararmış duvarlara bakıp da, "Bu duvarların dili ol sa da anlatsa" dediği zaman ne demek istediğini tamamiyle anlayamamıştım. Fakat daha sonraları, Sovyetler Birliği'ndeki baskılar, düzmece mahkemeler, Sibirya sürgünleri, çalışma kampları meydana çıktığı zaman hep gözlerimin önünde canlanmıştır bu dört duvar arasında, elinde birini söndürup birini yaktığı sigarasıyla oturan ve sıranın ne zaman kendisine geleceğini korkuyla bekleyen Marat. Ve bu sırayı geçiştirrnek ya da en azından geciktirmek için, kendisinden bir yoldaş hak kında soru soruldukça, tanıdığı halde "tanımıyorum, bilmiyorum" diyen, hatta bazen sorulmasını bile beklemeden, "düşmandır, haindir, ajandır, likidatördür, provokatördür" diyerek, böyle olmadığını gayet iyi bildiği halde onu sürgüne, belki de ölüme gönderip kendisi, gene sigara dumanları içindeki dört duvar arasına gömülen Marat. Can pazarında yozlaşan Marat. Bir insanın kötü doğduğuna, bir insanın kanında kötülük etmek olduğuna inanmıyorum. Ama bir insanın, yıllarını korku içinde geçirerek yozlaşabileceğini düşünüyorum. Marat için böyle oldu herhalde. O, ancak başkalarının sırtına basarak ayakta kalabileceğine inandı öldüğü güne kadar. Kendisi için son demek olacağını sandığı zaman, öyle olmasa bile, amansızsa tasfiye etti karşısına çıkanı. Sigaradan sararmış o duvarların dili olsaydı, o gün herhal de bunları aniatacaktı bizlere.
Sayfa 273
Reklam
RABITA KİME YAPILABİLİR?..
Sene 1984... Bir gece... Odanın her yanına yayılmış kitaplar ve sayfalar... Çalışıyorum... Kafamda sabit fikir hâline gelmiş bir dâva: Rabıta kime yapılabilir?.. Bir ara yatsı namazını kılmak için abdest almaya... Abdest alıyorum... Odaya giriyorum... Tam o sırada elektrikler sönüyor... Kağıtlara su damlayıp yazıyı bozmasın dikkati içinde, ayağımla hassas yoklamalardan sonra kanepeye ulaşıyorum... Tam oturmuştum ki, elektrikler yandı... Ben hasar var mı diye şöyle bir göz gezdiriyordum ki, samanlı sayfalardan birinin üzerinde damlamış su habercisi... Eğildim baktım... Aman Allahım!.. “İbda Reçetesi” sayfalarından birinde “AHMET (ARVASİ) BEY” ifadesindeki parantez içinde kalan “Arvasi” kelimesi, ne bir milim eksik ve ne de bir milim fazla bir ıslaklıkla işaretlenmiş... Düşünün: Yüz bin sefer aydınlıkta bile denense gerçekleşmesi hemen hemen imkânsız bir iş... Karanlıkta, o kadar kağıt içinde ve bir kağıdın o kadar kelimesi içinde, üstelik bir tek o kağıt ve o kâğıttaki kelimeye düşmüş bir tek damla; hem de ne muntazamlıkla!.. Cevabımı almıştım... Kalbime nasıl bir yıldırım düştüğünü anlayın!..
Vâridât: Rabıta, ″ÜSTADIMLA DÖRT YOLDA″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Rabıta
kendi iç aynana bak
Hz. Mevlânâ'nın şu öğüdü ne kadar çarpıcıdır: Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Musa da, Firavun da ölmediler; Bugün senin içinde yaşıyorlar; senin varlığına gizlenmişler; senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar! O yüzden birbirine düşman bu iki kişiyi sen kendinde ara! Musa kıyamete kadar vardır. Gerçek müminlerin yüzlerindeki işte o nurdur, başka nur değil; değişen sadece kandildir!
Sayfa 32 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Friedrich Nietzsche
Başlıca düşünce: Daha yüksek türlerin görevini daha düşük seviyedekileri yönetmekte değil (örneğin Comte’un yaptığı gibi), düşük seviyedekileri, daha yüce türlerin kendi görevlerini yerine getirebilecekleri bir temel— üstünde durabilecekleri tek temel olarak görmektir. Güçlü ve asil bir türün kendini muhafaza ettiği koşullar (tinsel disiplin açısından), “çalışkan kitlelere” hükmedenlerin, Spencer tarzı esnafların yedekleridir. Sadece en güçlü ve en verimli mizaçların sahip olabileceği ve varoluşlarını mümkün kılan şey— boş zaman, macera, inançsızlık, hatta sefahat— sıradan insanların sahip olduğu bir şey olsaydı, onları ister istemez yok ederdi— ve şu anda yok etmektedir. Çalışkanlığın, kuralın, alçakgönüllülüğün, sağlam “inancın”— kısacası “sürü erdemlerinin” yeri burasıdır: Bunların altında insanın ara türü mükemmel bir biçimde büyümektedir.
Felsefe
Friedrich Nietzsche
Güçsüzlerin neden fethettiği. Özetle: Hastalar ve güçsüzler daha sempatiktirler, “daha insancadırlar”—: Hastalar ve güçsüzler, daha fazla tine sahiptirler, daha değişkin, çeşitli, eğlendiricidirler— daha kötü niyetlidirler; kötü niyeti yaratanlar hasta insanlardı (Çürüklerde, sıracalılarda ve veremlilerde çoğunlukla hastalıklı bir erken gelişmişlik görülmektedir—). Esprit [nükte / zekâ]: Geç ırkların niteliği: Yahudiler, Fransızlar, Çinliler. (Antisemitler, Yahudileri “tine”— ve paraya sahip oldukları için asla affetmemişlerdir. Antisemit—“imkânı kıt olanların” başka bir adıdır). Hastaların ve güçsüzlerin tarafında çekicilik vardı: Sağlıklı olanlardan çok daha ilginçtirler; aptal ve aziz— insanın en ilginç iki türü— ve onlara çok yakın olan “deha”. Büyük “maceracılar ve suçlular” ve tüm insanlar, özellikle de en sağlıklılar, yaşamlarının belirli dönemlerinde hastadırlar— büyük duygular, gücün, aşkın, intikamın tutkuları, beraberinde derin rahatsızlıklar getirir. Ve tıpkı çöküşte olduğu gibi, neredeyse her anlamda fazla erken ölmeyen her insan tarafından temsil edilmektedir— böylece deneyimlerinden dolayı ona ait olan içgüdüler de bilinir— neredeyse her insan, hayatının yarısında dekadandır. Sonunda: Kadınlar! İnsanlığın yarısı güçsüzdür, tipik olarak hastadır, değişkendir, tutarsızdır— kadın, bunu gizlemek için güce ihtiyaç duyar; güçsüz olmayı, sevmeyi ve alçakgönüllü olmayı Tanrısal olarak yücelten bir dine ihtiyaç duyar: Ya da daha iyisi, güçlüleri güçsüz yapar— güçlülerin üstesinden gelmeyi başardığında, hükmeder. Kadınlar daima çöküşün türleriyle, yani rahiplerle birlikte “güçlülere”, “kuvvetlilere”, erkeklere karşı komplolar kurmuştur—. Kadınlar, çocukları dindarlık, merhamet ve sevgi kültüne getirirler:— Anne ikna edici bir biçimde özgeciliği temsil
Felsefe
Reklam
Reklam