Büyük bir merakla aldığım ve benim beklentime karşılık tam bir hüsran oldu diyebileceğim bir kitap. Daha önce yazarın dil bilim sözlüğünü çok detaylı incelemiş ve bir kaç araştırma ve makalesini okumuştum. Onlara istinaden alıp okumaya başladım ama masal anlatır tarzında bir yazım dili ile karşılaştım. Kulaktan dolma bilgiler hiç bir detay yok. Anadoluda her şeyi Hitit uygarlığına dayandırıyor. Hitit panteonu yok, Firig panteonu yok, hiç bir tanrının doğumu, efsanesi yok, Lidya yok, urartu yok, hatti yok, kültepe, çatalhöyük, acemhöyük yok, sürekli anadolu toprağını tanrı gibi anlatıyor, sümerler bile anadoludan almış, batı, doğu, bütün tanrıları anadoludan gitmiş, basit bir cümle bile iki paragfta anlatılmış. Oldukça fanatikçe Anadolu işlenmiş, kuşileştirilmiş, tanrılaştırılmış.... Her konuyu Kibeleye bağlıyor ama ana tanrıça hikayesi, efsanesi yok... hele de en çok İstiklal sözcüğünün kökenini deve ile ilişkilendirmiş, buna çok güldüm. Hiç bir sözlükte deve ile ilişkilendirilmemisti ismim.