“Her bir evin her bir odasında ayrı bir sır vardır
ve bunların içlerinde çarpan her bir yürek de hemen yanı başındaki yüreğin bile bilmediği
ayrı bir sır taşır içinde!”
Charles Dickens
İki Şehrin Hikâyesi
Bakışı orada evvelce yürüdükleri zamanki bakış değil, son defa evde kendisini şaşırtmış olan bakıştı. Güler yüzlü halinde bile bir çekingenlik, bir durgunluk vardı. Oblomov anladı ki artık onunla duygu oyunları, masumane konuşmalar olamazdı; o sevinçli, çocukça devirler geçmişti.
Söylenmeden kalan, ince bir soruyla söyletilmesi mümkün olan birçok şey aralarında hiç konuşulmadan kararlaşmıştı, o kadar ki artık geri dönmek de imkânsızdı.
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi. Boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni..
*Oğuz Atay-Tutunamayanlar