Mavi
Romalılar, XIX. yüzyıldaki kimi uzmanların sandığı gibi, "mavi körü" değildiyse de, maviye, en iyi ihtimalle ilgisiz, en kötü ihtimalle düşmandılar. Gerçekte mavi, onlara göre, özellikle Caesar'ın ve Tacitus'un söyledikle­rine bakılırsa, düşmanlarını korkutmak için bedenlerini bu renge boyama alışkanlığı olan Barbarların, Keltlerin ve Germenlerin rengidir.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
Nihil rerum mortalium tam instabile ac fluxum est quam fama potentiae non aua vi nixae. (Hiçbir şey kendi öz gücüne dayanmayan bir iktidar sanı gibi tutarsız ve hastalıklı olamaz.) -Tacitus, Annales, XII, 19.-
Sayfa 55 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Hangi kraliyet soyundan?" "Ah!" dedim (çünkü tarihler konusundaki hafızam asla çok doğru değildi), "eski, çok eski kralların hepsinden" "Ne! Kökeninizi Yafes'in oğullarına kadar takip edebiliyor musunuz?" dedi. "Vallahi edebilirim," dedim, "hatta daha ötesine —isterseniz Nebukadnezar'a kadar" Aday gülümseyerek, "Görüyorum ki bu efsanelere kuşkuyla bakıyorsunuz," dedi. "Yazarlarınızın sevgiyle bahsettiği o Partholanlar ve Nemedianlar tarihte doğrulanmış değildir. Onlarla ilgili masalların, komşu adada iki yüzyıl önce yaygın olan Arimatealı Yusuf ve Kral Bruce efsanelerinden daha fazla dayanağı olduğuna inanmıyorum"Ve sonra Fenikeliler, İskitler veya Gotlar, Tuatha Dé Danann, Tacitus ve Kral MacNeil hakkında bir konuşmaya başladı ki dürüst olmak gerekirse bu şahsiyetler hakkında duyduğum ilk haberlerdi. İngilizceye gelince, o da benim kadar iyi konuşuyordu ve yedi dilin daha emrinde olduğunu söylüyordu. Şair Homeros'tan bildiğim tek Latince satırı (aslında okuldan kalma bir tekerlemedir) alıntıladığımda, bana Roma dilinde (Latince) cevap vermeye başladı; bunun üzerine ona İrlanda'da telaffuzun farklı olduğunu söyleyip konuyu kapattım.
"Nero'nun ölümü ilk anda sevinçle karşılansa da sonradan sadece Roma'da senatörler, halk ve askerler arasında değil, uzaklarda da, lejyınerlerle komutanlar arasında çelişkili duygulara neden olur çünkü bir sır (arcanum imperii) ifşa edilmişti, o da Roma'da olmadan bile imparator olunabileceğiydi". Historiae eserinin ilk bölümlerinden birinde yer alan bu cümleyle Tacitus, Nero devrinin son aylarında ve ölümünden hemen sonraki aylarda iktidar sistemine ve çatışmalarına ışık tutarak 68 ile 69 arasında imparatorluğun taht verasetinde meydana gelen değişikliklere dikkat çeker. İmparator artık sadece cohors praetoriae (muhafız alayı) ya da senato desteğiyle sınırlı olmadan seçilebiliyordu. İktidarı belirleyen yeni grup, eyaletlerde görev alan ve ağırlıklı olarak İtalyanlardan oluşan lejyonlardır.
Sayfa 154·Kitabı okuyor
Tarih
Başarı Nedir?
Bu arada, başarının fazlasıyla iğrenç bir şey olduğunu belirtmeliyiz. Meziyete olan sahte benzerliği insanları yanılgıya düşürüyor. İnsanların çoğu için başarı neredeyse üstünlükle aynı anlama geliyor. Yeteneğe çok benzeyen başarıya inanan bir enayi vardır: Tarih. Sadece Juvenalis ve Tacitus ona karşı homurdanırlardı. Günümüzde, neredeyse resmi bir düşünce sistemi onun evine uşaklık etmek için girdi ve bekleme salonunda hizmet etmeye başladı. Başarınız: Kuram. Zenginlik kapasite gerektiriyor. Piyangoda kazanana becerikli, kurnaz bir adam deniyor. Kazanan saygıdeğer oluyor. Dünyaya üstün vasıflarla gelin! Hepsi bu. Şanslı olun, arkası gelir; mutlu görünün sizi soylu sansınlar. Bir yüzyıl boyunca ses getiren beş altı önemli istisna dışında, çağdaş beğeni anlayışı miyopluktan ibarettir. Yaldız altındır. Sıradan biri olmak hiçbir şeyi değiştirmez, sonradan görme olmalı.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
İnsanlığın kültürel mirasının büyük bölümü fethedilmiş toplulukların sömürülmesi sayesinde ortaya çıkmıştır. Roma emperyalizminin getirdiği kâr ve refah Cicero, Seneca ve Saint Augustine'e düşünmek ve yazmak için gerekli lüksü ve zamanı sağlamıştı. Benzer şekilde Babür İmparatorluğu'nun Hintli tebaasını sömürmesi sonucu elde ettiği zenginlik olmasaydı Taj Mahal bitirilemezdi veya Habsburg İmparatorluğu'nun Slav, Macar ve Romanyalılara hükmetmesi Haydn'ın ve Mozart'ın ödeneklerine dönüşebiliyordu. Buna karşılık, hiçbir Kaledonyalı yazar Calgacus'un konuşmasını kayda geçirmedi, biz şu an bu konuşmayı Roma tarihçisi Tacitus sayesinde biliyoruz, ki muhtemelen Tacitus bunu kendisi uydurdu. Bugün pek çok akademisyen, Tacitus'un hem bu konuşmayı hem de Calgacus karakterini uydurduğu ve bunu da kendisi ve diğer üst sınıf Romalıların ülkeleriyle ilgili ne düşündüğünü ifade etmek için yaptığı konusunda hemfikirler.