Stephan King’e ve beni onunla tanıştırana selam olsun!
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:11
Sadist emekli bir hemşirenin çok sevdiği kitabı takıntı haline getirmesi ve kitabın sonunu beğenmemesi üstüne bir gün kitabın yazarının geçirdiği trafik kazası sonucu kaderin buluşturduğu bu iki kişi hikayemizin iki ana karakteri olur. Biri diğerine bağımlı şekilde günler geçerken yazar Paul, emekli hemşire Annie nin hayatını kurtaran kişi olduğunu görür. Burada yeri gelmişken Annie, Paul un sadece hayatını kurtaran biri değildir, o aynı zamanda Paul ün hayatını zindana çeviren de biridir, ölmekten beter hale getiren acısıyla ilgilenmeyen ve mutlu sona kavuşabilmesi için Paul u kullanan biridir -Tüm bunların yanında Annie bir tanrıçadır(!)- Annie nin ruh sağlığı yerinde değildir bunu Paul onun defterini bulup okuduğunda anlamıyoruz tabii ki, bunu daha önceden biliyoruz . Annie, Hayatını okuduğu romanın istediği sonla bitmediği için yazarı bulup istediği bir sona erdirmek üstüne kurmuş olan hasta ruhlu bir kadındır. Paul un o romanı yazma süreci ve kurtulma çabaları bunun sonucunda aldığı her darbe de Paul u acıdan çıldırtacaktır. Fakat bunların yanında ilginç bir karakterdir Paul, bu acıya artık dayanamaz dediğimde yeniden yaşayan ve fiziki şartları ne olursa olsun yaşamanın gerekli olduğunu düşünen biridir o. Bu özelliği de beni çıldırttı. Paul un yerinde olsam çoktan kendimi öldürmüştüm. Hayatın ölmemekten ibaret olduğunu düşünmüyorum ve çok acı çekmenin hayatı anlamlı kıldığına da inanmıyorum. Paul un işkencesi öyle uzun sürdü ki Annie ye tapmak üzereydi Paul. Peki yaşamı değdi mi tüm acılara derseniz benim açımdan hiçbir yaşam o kadar acı çekmeye değmez yine ben bilmem Paul bilir. Her neyse anlattıkça bazı sürprizlerin kaçması çok olası:) okumanızı ve Stephen King le tanışmanızı isterim.
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20185,7bin okunma
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 14:47
GOG – GIOVANNI PAPINI İki dünya savaşının ardından iki kitap olarak yazılmış bir günlük. Roman demek yanlış olur. Gog ilginç bir tip. Öyle ki aslında nefret edilesi bir karaktere sahip. Hayata baktığı yerde ‘’doğru’’ kavramı yok. Kitap aslında her şeyin, her bakış açısının bir antitezi gibi. Papini, kendi yaşadığı dönemde ortaya çıkan , tartışılan felsefi fikirleri farklı bakış açısıyla ele alıp bir de bu yönden bakalım diyen ve bunun için bir anti kahraman yaratan bir farklı düşünür gibi. Kitap (-lar aslında) zor okunmuyor. Kısa kısa bölümler halinde, hemen her konuda bir fikir sunuyor. Genel kabulün dışında oluşu okuyucuya ilginç gelebilir. Bana göre kitabı( -ları) sevebilirsiniz ama Gog sevilir mi? Bazı bölümleri çok sevdim: Bırakılmış Şehir, Ben Rubi’nin Fikirleri, Kendine Tapmak, Hiçbir Şey Benim Değil, Yıldızlar=İnsanlar… Kitapta bir tarih sırası yok. Olay sırası da yok. Tarih ( gün ve ay) ve yer belirtilmiş ama yıl yok. Okurken rastgele bir bölüm olarak açılıp da okunabilir diye düşündüm.
GogGiovanni Papini · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,412 okunma
Reklam
Tenakuz mu ? Tahrifat mı ?
Puan vermedi·1200 syf.··
2026 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 13:43
Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Osmanlı okullarında okumuş, yetişmiş, Osmanlı ordusunda görev almış, Osmanlı üniforması giymiş ve Osmanlı'nın verdiği yetkilerle hareket etmiş bir kimse olmakla beraber, Nutuk'un ilk sayfalarında Sultan Vahidettin'e ağır ithamlarda bulunmakta, hatta "soysuz" dahi demektedir. Bununla birlikte başta Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Abdülhamid Han olmak üzere bütün Osmanlı padişahlarını kapsayacak şekilde, "Osmanoğulları altı asırdan beri milletimize tasallut ederek milletin hâkimiyet ve saltanatına el koymuş, Türk milleti şimdi bunlara isyan ederek hâkimiyet ve saltanatını eline alarak bu mütecavizlere hadlerini bildirmiştir." diyerek cümle Osmanlı padişahlarına hakaret etmiş ve onları aşağılamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Millet Meclisinin açılışını cuma gününe denk getirmek ve onun manevi bereketinden istifade etmek suretiyle gayet dindar bir görünüm sergilemiştir. Kurmuş olduğu cumhuriyetin ilk anayasasına "Türkiye devletinin dini, Din-i İslam'dır" ibaresi yerleştirilmiş ve kendisi cumhuriyet tarihimiz boyunca ilk defa minbere çıkıp hutbe okuyan cumhurbaşkanımız olmuştur. Buna rağmen kısa bir müddet sonra anayasadan İslam ibaresi kaldırılmış ve laiklik getirilmiştir. Hatta Kâzım Karabekir Paşa'nın, Nasıl Hristiyan Olacaktık? isimli eserinde bildirdiği üzere; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletimizin dinini Hristiyanlık olarak değiştirme fikrini Kâzım Karabekir Paşa'ya açmış, ondan gördüğü tepki neticesinde ise bunu bir şaka olarak nitelendirmiştir. Malumunuz olduğu üzere Kanuni Sultan Süleyman Han bir mektupla Fransa'da dansı yasaklatmış iken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün teşvikleriyle Keriman Halis, Avrupalıların önünde arzıendam etmek ve onların önünde dans etmek üzere Avrupa'ya gönderilmiş,
İnceleme
NutukMustafa Kemal Atatürk · Yapı Kredi Yayınları · 202134,4bin okunma
Suçlu Üzerine Muhakeme
Puan vermedi·78 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:11
Anlatıda suçlu kim? Ateşi çalan Prometheus mu? Orantısız ceza veren Zeus mu? Bunun üzerine çokça tartışılabilir fakat burada iki taraftan daha suçlu olan bir üçüncü taraf var: Güce tapmak uğruna aklın esir alınmasına göz yuman, verilen cezanın yersiz olduğunu bile bile ses çıkarmayan, Zeus'un aklı esir alacak kadar güçlü olmasına sebep olan bir taraf. İşte yüzyıllardır insanlığın en büyük düşmanı olan bu taraftır. Daha o zamanlardan aklı güce teslim edip faydasız bir ticareti gerçekleştiren taraf bu anlatıda suçlu olan taraftır.
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 12. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 04:32
Putları Deviren Bir Özgürlük Manifestosu: Tanrılar Gibi Olacaksınız Erich Fromm’un bu eseri, Eski Ahit üzerine bir yorum gibi görünse de aslında "teist olmayan" bir düşünürün, dini kavramları birer insani deneyim olarak incelediği devrimci bir metindir. Fromm için mesele "Tanrı var mı yok mu?" sorusu değildir; o, Tanrı kavramının insan zihninde ve tarihinde neyi sembolize ettiğine, yani deneyimin kendisine bakar. Karşımıza çıkan, din temelli gözüken ama tamamen insanın özgürleşme yolculuğuna adanmış dinler üstü bir perspektiftir. Bu kapsamlı analizde, Fromm’un kavramları nasıl insani birer basamağa dönüştürdüğünü görmek mümkün. Benim için bu yolculuğun en sarsıcı iki durağı ise şunlardı: 1. Cennetten Kovulma: İnsanın İlk Özgürlük Eylemi Geleneksel anlatılarda bir "felaket" veya "ilk günah" olarak görülen cennetten kovulma, Fromm’un merceğinde insanlığın gerçek doğum günüdür. Yılanın o sarsıcı vaadi; "Elmayı yerseniz Tanrı gibi olacaksınız," aslında insanın hayvansal güdülerinden sıyrılıp kendi bilincine, aklına ve iradesine uyanışıdır. Bu kovulma bir ceza değil; insanın doğanın o "bilinçsiz ve sorumsuz güvenliğinden" kopup, kendi ayakları üzerinde durmayı seçtiği ilk özgürlük eylemidir. İnsan, hazır bir cenneti reddederek, ancak kendi çabasıyla tam insan olabileceği o zorlu ama onurlu tarihsel yolculuğuna adım atmıştır. 2. Kurban Ritüeli ve Modern Putlar: Azteklerden Günümüze Fromm’un putperestlik tanımı, bugünkü dünyayı anlamak için sarsıcı bir anahtar sunuyor. Putperestlik sadece taşa tapmak değildir; insanın kendi yaratıcı güçlerini (sevgi, akıl, irade) soyut bir nesneye veya kuruma transfer edip onun önünde diz çökmesidir. Fromm, Azteklerin tanrılarına sunduğu insan kurbanlarıyla bugünün savaşlarını aynı düzlemde değerlendirir. Dün taş heykeller adına kan
Tanrılar Gibi OlacaksınızErich Fromm · Say Yayınları · 2016171 okunma
9/10
·200 syf.·
2026 6. kitabı
Feminen Dişiliğin Farklı Yüzleri--- Carl Gustav Jung Daha önce Carl Gustav Jung ’un Maskülen kitabı hakkında da bir inceleme paylaşmıştım. İncelemem için bakınız: #294671649 Öncelikle bu iki kitap arasındaki farktan bahsetmek gerekiyor. Maskülen Maskülen kitabında Jung, bir erkeğin çocukluktan başlayıp yetişkinliğe, babalığa ve nihayet ölüme kadar uzanan değişimini psikolojik altyapısıyla birlikte inceler. Erkek bireyin dönüşümünü arketipler üzerinden takip eder ve oldukça bütünlüklü bir çerçeve sunar. Feminen kitabında ise aynı bütünlüğü görmek zor. Bir kadının psikolojik yolculuğu baştan sona ele alınamıyor. Bunun sebebi de bir bakıma Jung’un kendisinin de kabul ettiği gibi 'Kadın psikolojisi' üzerine yeterince çalışma olmadığını söylese de kendisi de bir kadın olmadığı için bu alanı tam anlamıyla açıklayamaz. Bu yüzden kitapta bazı yerler eksik kalmış hissi uyandırıyor. Kitabımız daha çok psikolojideki Animus kavramı üzerinden ilerler ve genellikle bu kavramın olumsuz ya da hastalıklı yönleri üzerinde duruyor. Daha çok Jung'a gelen kadın hastaları üzerinden yapılan çıkarımlar olduğu için olumsuz durumları ele alması normal. Kitap üç ana kısımdan oluşur. Ve diğer kitabında olduğu gibi bu kitap da bir derlemedir. Editörlerin Jung'un diğer çalışmalarından toparladığı Feminenlik üzerine bilgilerle oluşturulmuştur. İlk kısımda Anima ve Animus kavramı açıklanır. Jung aslında bu konuyu Maskülen kitabında daha sonlara bırakmıştı ve bunun bir eksiklik olduğunu düşünmüştüm, editörler burada başa almayı tercih etmiş. Ardından “Avrupa’da kadın olmak” başlığı altında Avrupa’daki kadınların psikolojisi, yaşam biçimleri ve tarihsel değişimleri ele alınır. “Bir kadına tapmak ve ruha tapmak”, “Bir öğrencinin sevgi sorunu” ve “Psikolojik bir ilişki olarak
Psikanaliz
FeminenCarl Gustav Jung · Pinhan · 2016633 okunma
Reklam
Reklam