Elif Telli

Elif Telli
@tellieliff
Beyaz Balina Yayınları|Koridor Yayınları
Uludağ Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi
İstanbul
394 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
HUMMALI BİR AŞKIN ROMANI
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2021 18:00
Cemil Süleyman Alyanakoğlu’nun asıl mesleği doktorluktur. Uzun yıllar İstanbul dışında Balkanlar'da ve Arabistan'da çalışan Cemil Süleyman, Fecr-i Ati topluluğu yazarlarındandır. İlk kitabı Timsal-Aşk Fecr-i Ati kütüphanesinin ilk kitabıdır ve yine yazarın İnhizam adlı eseri de bu kütüphanede yer almıştır. Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen romanlarının ardından ona hayli bir şöhret kazandıran Siyah Gözler romanını 1910 yılında yazmıştır. Yazar romancılığın önemli isimlerinden olan Halid Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf etkisinde düz yazılar kaleme aldı. Siyah Gözler romanını kaleme alan Cemil Süleyman Alyanakoğlu o dönem için farklı bir pencereyle kadının gözünden aşkı anlatmıştır bizlere. Genel itibariyle ilişkilerde erkeğin baskınlığına alışık olduğumuz durumu değiştiren bir bakış açısıyla yazıya dökmüştür. Eserde farklı bir detay olarak kahramanların isimlerine yer verilmemiştir. Tıpkı Sabahattin Kudret Aksal 'ın Kahvede Şenlik Var oyununda olduğu gibi. Dilinin akıcı ve mekan tasvirlerinin sağlam olduğu hikayede genç erkek 22 yaşında, hayata ve kadınlara karşı tecrübesizdir. Hikaye boyunca zayıf noktası ise kadınla ilişkisindeki tamamlanmayan boşluklarıdır. Kadın kahramanımız ise 30'lu yaşlarında bekar bir kadındır. Aşçısı ve uşağıyla birlikte yaşamaktadır. Ancak yalnız, ümitsiz ve mutsuzdur. Ve biz bu bedbinliğe yazarın oldukça başarılı psikoljik tahlilleriyle roman boyunca tanık oluruz. Kadın, gerek toplumun baskısı gerekse kendinden genç birini severek yanlış yapıyorum düşüncesinin kördüğümünde çözdükçe dolaşmaktadır. Cemil Süleyman'ın kitap boyunca en başarılı olduğu hususlardan birisi de erkek gözüyle bir kadının ruh tasvirlerini çok güçlü yazmasıdır. Yazar yine yazdığı döneme farklı bir bakış ile ön plana kadını çıkartıp ona erkekten çok daha fazla görev yüklemektedir. Çünkü kitapta
Edebiyat
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,037 okunma
Reklam
Benim Adım Kırmızı
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 00:25
Hayatımdan çok ruhumdan az şey var dediği aynı zamanda kendisinin en renkli ve en iyimser romanı olarak nitelendirdiği eser 1591 yılında İstanbul'da geçiyor. Kitap iki küçük oğlu ile güzel Şeküre’nin babasını eve getirdiği nakkaşlarla şekillenir. Bir cinayetle başlarız romana. "Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde". Ardından aşkı için sürgüne giden Hüsrev misali Kara çıkar birden ortaya ve çözülmesi gereken olaylarda bulur kendini. Roman Sessiz Ev’de olduğu gibi birinci tekil şahıs ağzıyla yazılmıştır. Hatta Sessiz Ev’den daha da ileriye gidip yalnızca şahıslar değil nesneler ve renkler de konuşturulmuştur. Yazarında söz ettiği gibi Hüsrev ü Şirin ile zeminlenen hikayede olduğu üzere resmi görünce aşık olan Hüsrev’e hitaben İlk Resimde Aşk olacakmış ismi. Ancak betimlenen nesnelerle Benim Adım Kırmızı da bize kitabın renk ve zevklerle örülü olduğunu hissettirmektedir. Kitaptaki aşk Hüsrev ü Şirin'i örnek alırken, nakkaş Zarif Efendi’nin ölümü ise bize kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf Peygamberi hatırlatır. Ve yine birçok doğu-batı romanında gördüğümüz kardeş anlaşmazlıkları hikâye boyunca hakimdir. Romandaki asıl problem önceki eserlerinde olduğu gibi Doğu-Batı meselesi değil o dönem nakkaşlarının çektiği çileler, sanatçının çizgilerinin sınırlarıdır. Bu sınırlara rağmen gençliğinde ressam olmayı düşünen yazar bize minyatürleri çok güzel tasvir eder. Her okuduğumuzda gözümüzde canlandıracağımız, yanımızdaymış hissiyatını bulduğumuz resimler olur bunlar. Çünkü Orhan Pamuk resimleri kelimelerle tasvir eder. Fakat yazarın yalnızca resim tasvirleri başarılı değildir. Aynı zamanda birinci tekil ağzından yazdığı her bölümde büründürdüğü kimlikler de çok sağlamdır. Bazen bir renk - kırmızı- oluruz, bazen bir at, bazen de yerlere düşen,
Edebiyat
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201220bin okunma
Yeni Hayat
8/10
·275 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 20:17
Yeni Hayat Orhan Pamuk’un yazdığı beşinci romanıdır. Kendisi de nasıl yazmaya başladığını Öteki Renkler kitabında “Yeni Hayat bir başka romanımın ortasındayken, hiç beklenmedik bir şekilde başladım. Sonraları Benim Adım Kırmızı olacak romanı yazıyordum.” şeklinde söylemiştir. Roman “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” cümlesiyle başlar. Ancak biz Yeni Hayat’ ta uzun yıllar boyunca okuduğu kitabın kahramandaki etkisini görürüz. Ve hayatının değişmesini özetleyen bir alıntı da kitabın giriş kısmında yer alır aslında. “Aynı masalları dinlemelerine rağmen, ötekiler hiç böyle bir şey yaşamadılar.” ifadesi roman boyunca kahramanı daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Orhan Pamuk bu eserinde de birkaç romanında denk geldiğim üzere yazdığı metinleri disiplinlerarası düzlemde harmanlayarak başarılı bir şekilde aktarıyor. Bu romanında da edebiyatı, tasavvufu, felsefeyi ve birey psikolojisini kullandığı betimlemelerle ve kişilik tahlilleriyle özenle veriyor. Yazarın bilimleri, fikirleri sentezleyerek yazdığını Yeni Hayat’tan önceki romanlarında gördüğümüz için burada kahramanın yaptığı yolculuğu tasavvufi açıdan da yorumlayabiliriz. Kendisi de Öteki Renkler adlı kitabında Yeni Hayat ile ilgili bölümde “Tasavvufla edebi bir kaynak olarak ilgileniyorum.” diyerek bu yorumu doğrular nitelikle konuşmuştur. Gelelim kahramanın tasavvufi nazariyesinde varoluş yolcuğuna. Bu var olma mücadelesi romanda okuduğu kitapla değişen hayatı, ardından gelişen olaylarla Canan’ı arayışı biçiminde teşekküllenir. Romandaki Canan aradığı, sevdiği kişidir fakat Tanzimat romanlarında da pek çok kez başvurulan isim sembolizasyonunun Canan’da kullanıldığı görülmektedir. Nasıl ki tasavvufta Allah için canan ve maşuk ifadeleri kullanılıyorsa burada da maşuk olan Canan’dır. Ve kahramanın
Edebiyat
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma
Kara Kitap
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2020 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 01:44
Orhan Pamuk'un yayımlanan dördüncü ve en kıymetli romanlarından biridir Kara Kitap. Edebiyatımızda okunması en zor kitaplardan biri olarak değerlendirilir çoğu kez. Bir nevi haklı bir yorum olduğunu da düşünmekteyim. Kara Kitap'a karşı hissedilenlerin iki uç noktada olması, sevenin çok sevmesi ya da hoşlanmayanın hiç sıcaklık duyamaması kitabı diğerlerinden farklı bir noktaya koymuştur. Ya gerçekten çok hayranı vardır kitabın ya da hiç sevmeyeni tabi anlayamayanı da mevcuttur. Peki ne anlatır bu değerli eser? Kara Kitap'ta bir çok yerde de yazıldığı gibi giden eşini bulmaya, aramaya girişen Galip'in macerası anlatılır somut çerçevede. Bu süreçte önce İstanbul'un sokaklarında ve yaşantılarında arayışa girişen Galip ardından Celal'in köşe yazılarında bulur kendini. Hikayelerden hikayelere farklı zamanlara değişik yerlere gideriz biz de Galip ile beraber. Orhan Pamuk'un her ne kadar birkaç kitabını okumuş olsam da buradaki ayrıntılı tasvirler gerçek mi yoksa kurgu mu dediğimiz o hassas noktada gördüğüm hikayeleriyle oldukça etkiledi beni. Aynı zamanda önceki kitaplarından da ufak tefek detaylar yer almaktaydı. Bu da yazarın kitaplarında devam eden bütünlüğü canlı tutmuştur. Kitabın hikayesini ise anlatmak oldukça zor. Çünkü iç içe geçmiş çok fazla öykü yer alıyordu. Bu hikayelerin katmanlı olması anlatımı tekdüze bir çizgiden sıyırıp boyut kazandırıyordu gözümüze. Sayfalarda ilerlediğimizde zeminde Hüsn ü Aşk'ın izleri belirginleşirken zihinde Şeyh Galip'in bu önemli eserini yazdığında temel aldığı Mevlana'nın felsefesi bazen de Dante'nin tasvirleri canlanıyordu sözcüklerin derin dünyasında. Bu yüzden oldukça zengin bir anlatım ve kurguyu da üstleniyordu eser. Neticede Kara Kitap okunması zor bir kitap evet ancak okumak için de çok fazla etkenin olduğunu
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Beyaz Kale
9/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2020 53. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2020 22:05
Beyaz Kale romanı Orhan Pamuk'un diğer romanlarından farklı olarak değişik bir biçim, yeni bir söyleyiş tarzına sahiptir. Hatta Öteki Renkler kitabında da geçtiği gibi "kısalığı, edası, ölçüleri, temposu göz önünde tutulduğunda, Avrupalıların nuvel dediği biçimi hatırlatabilir. (s.133) Sayfa açısından çok hacimli bir kitap olmayan Beyaz Kale kısa denemeyecek bir tarihten (30 yıl) dönemi ele alır. Burada astronomiden tıbba, matematikten mühendisliğe, hayvanlar aleminden rüya yorumlarına kadar bir çok bilim yorumu metinlerarası bir düzlemde anlatılmıştır. Bu sebeple gerek içerdiği ögeler gerekse faydalandığı ilimler bakımından zengin bir romandır. Orhan Pamuk bu kitapta kendisi de ifade ettiği üzere Doğu ve Batı kitaplarında pek çok örneği bulunan ikizler motifini kullanılmıştır. Bunu bir masa başındaki Venedikli köle ile Hoca arasında gerçekleştirmiştir. Aralarında geçen sohbetler bazen o kadar bir oluyor ki bu motifin temelinde yer alan ayna unsuru da işlevini maddi-manevi kusursuz bir biçimde yerine getiriyordu. Yazar tümel olarak romanı Batıdaki Dr.Jekyll ve Mr.Hyde'a Doğu'daki 1001 Masalları'ndaki 'Doppelgänger' temasıyla benzerlik kurmuştur. Buna ek olarak bütünsel değil elbette ama masa başındaki sohbetlerinde hoca ile kölesi kötülüklerini yeri geldiğinde kağıda yeri geldiğinde söze dökmüştür. Bir şekilde içlerindeki zehri başka bir şeye yansıtma amaçları bana Dorian Gray'i anımsattı. Kötülüğünü aktarmayı inkar derecesinde başka bir yöne saptırmıştı. Tabi ki bu dolaylı bir yorumdur. Genel olarak Beyaz Kale yazarın şimdiye kadar yazdığı romanların en incesidir. Ancak içerdiği bilimler sentezini aktarımı başarılı olmakla birlikte sevilerek yapılan bir emek ürünü olduğunu da açıkça göstermektedir. Beyaz Kale Orhan Pamuk
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
Reklam