Ey aziz! Sabırlı olan, sabırla sıfatlanmış kişi çok talihlidir.
Hak Teâlâ’nın katında derecesi yüksektir; sabırlı olan, sevgili bir kuldur.
Bu sebeple Allah, “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153) buyurmuştur.
Sabır denen güzel huy, kişiyi hayvanlıktan insanlığa yükseltir.
Maksadı için sabreden ona kavuşur; fakirliğe sabreden zenginliğe, düşmana sabreden zafere, ayrılığa sabreden de vuslata erer.
“Sabır, sevincin anahtarıdır.” denmiştir.
➤Unutmayın ki Amerika, hakimiyet fikrini ekonomiden, askeri güçten ve siyasi gelişmelerden ziyade insanlığın algısını yöneterek sürdürmeyi tercih eder. bu algı Batının Doğudan üstün olduğuna herkesi inandırmakla başlar. Doğuda terör olmalı ki biz huzura, Doğu'da sefalet olmalı ki biz zenginliğe erişelim.
➤Kitap okumayan bir kimsenin hiç okuma bilmeyen cahile karşı bir üstünlüğü yoktur.
➤Allah yedi cehenneme karşı sekiz cennet yaratarak kullarına rahmetinin daha fazla olduğunu göstermiştir.
➤İnsanlık putları kıran İbrahim'i seviyor ama kendi içindeki putlarına dokunulmasına asla izin vermiyor.
➤Arada sırada ölümü tefekkür eden birinden daha kontrollü yaşayan kim vardır?
➤Hoca evvela alim olmalı, sonra ilmiyle amel etmeli. Sonra öğretmelidir. Öğrettiği şeyi hakikatiyle bilmeyen, ruhuyla yaşamayan, ondan başka bilgiler üretemeyen kişiye hoca denemez. Hocalık alimlikle birlikte yürümezse öğrenimi ve öğretimi bir külfete dönüşür.
➤Övünmek kişioğlunun neyine ki. Başlangıcı bir damla meni, sonu da balçık olan bir bedenin övünmesi ne beyhude şey. Kendi rızkını dahi yaratmadığı gibi kendini helakten de kurtaramıyor.
➤Uyanış, sadece gözleri açmak değildir; uyanış size dayatılan hikayenin dışına çıkıp kendi gerçeğinizi yazmaya cüret etmektir.
Şehirlerin kokusu var mıdır? Olmalı bence. Şehirleri isimleriyle, ölüleri, kahramanları, sanayileri, dağları, ovaları ya da ne bileyim başka tuhaflıkları ile değil de, keşke kokuları ile isimlendirsek. Öyle tarih kokan şehir filan değil. Kimi şehirler ter kokar, kimi pamuk, kimi buğday sapının yağmurda ıslanmış mayalı kokusu gibidir. Elma kokan şehirler vardır, keklik, defne, ıhlamur, iğde. Keşke tütiye kokan şehirler olsa, yılda on beş gün bile, ben razıyım.
Umberto Eco ''Gülün Adı'' romanında şöyle diyor:
''İnsan gereğinden çok konuşarak da gereğinden çok susarak da günah işleyebilir.''
Hakikat, gürültü ile sessizlik arasındaki o ince çizgide gizlidir. Gereğinden çok konuşmak anlamı yozlaştırıp kibrin önünü açarken, gereğinden çok susmak adaletsizliğe ortak olup bilgiyi hapseder. Bilgelik; kelimeleri israf etmeden, hakikati ise gizlemeden konuşabilme sanatıdır.