Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1069 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Tina kayalıklara giden küçük patikada yürüdü. Ormanda güvendeydi, parmakla gösterilmeden ya da uzun bakışlara maruz kalma endişesi olmadan düşünebilirdi. Küçük kızken bile en çok ormanda kimsenin onu görmediği yerlerde daha mutlu hissederdi kendini.
Sayfa 14 - Deli Dolu Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bedeni hapishane filan değildi: bedeni içinde oturmanın, ayakta durmanın, hatta uzanmanın bile imkansız olduğu bir kafesti. Geçen yıllar durumu hiç de iyileştirmedi. Tina kafesteki hayata tahammül etmeyi, kabullenmeyi öğrendi ama aynaya bakmayı hala reddediyordu: insanlarla ilk kez karşılaştığında gözlerinde gördüğü tiksinti zaten ayna görevi görüyordu.
Sayfa 12 - Deli Dolu Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Eğer yaşam bir hapishaneyse, bir insanın hayatındaki duvarların tam olarak nerede durduğunu, özgürlüğünün sınırlarının nerede yattığını fark ettiği bir an gelir: tabii kapılar ve kaçış yolları olduğu sürece.
Sayfa 10 - Deli Dolu Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Çok şey bilmek tehlikeliydi, özellikle de işin için büyük para varsa.
Sayfa 7 - Deli Dolu Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Vakıf anlayış sistemleşmiş, tüm devlet ve millet neredeyse “vakıf devlet”, “vakıf millet” statüsü kazanmıştı. Borçtan dolayı cezaevine düşen birinin borçlarını mahalleli ödemek suretiyle onu kurtarıyor, kışın kömürsüz kalanlara ismi meçhul bir zengin kömür gönderiyor, mahalle bakkalının borç defteri, belli bir sayfadan belli bir sayfaya kadar ödeniyordu. Ve bu hayır sahipleri kendilerini özenle gizliyorlardı. Başta zekât-fitre olmak üzere, yaygın yardım kurumları toplumsal barışın da dinamosuydu. Bunu yitirince barışı da yitirdik. Özelliklerimiz, güzelliklerimiz git gide kayboldu. Bugün de zaman zaman muhtaçlara yardım ediyoruz, ama sanki yardımlarımız, eskisine nispetle, biraz gösteri, biraz da gösteriş kokuyor. Çünkü artık hayatımızı inançlarımız değil, gösteriş tutkumuzla ticari, sosyal, siyasal kaygılarımız biçimlendiriyor. Bu durumda tabii ki altta kalanın canı çıkıyor. Sonuç, “sende var, bende yok” hasedi ve ardından kavga…
Sayfa 25 - Nesil Yayınları·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih